Usulden İptal Edilen İhraç İşleminde Mali ve Özlük Hakları Ödenmelidir – Danıştay İDDK Onama Kararı
Lawantra
06.08.2026
İdare hukukunun temel ilkelerinden biri, idari işlemlerin hukuka aykırılığının tespiti halinde o işlemin tesis edildiği tarihten itibaren hiç doğmamış sayılmasıdır. Bu ilke, Anayasa’nın 125. maddesinde düzenlenen idari yargının tam yargı fonksiyonu ile 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda somutlaşmıştır. Ancak uygulamada, özellikle memur ihraç ve göreve iade davalarında “devletçi” bir yaklaşım hâkim olmuş, mali hakların ödenmesi konusunda oldukça kısıtlayıcı kararlar verilmiştir.
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu’nun (İDDK) 15.12.2025 tarihli kararı, bu yaklaşıma önemli bir müdahaledir. Karara konu olayda, Adana Ceyhan’da öğretmen olarak görev yapan davacı, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 125/1-E-(g) bendi uyarınca Devlet memurluğundan çıkarılmıştır. Adana 3. İdare Mahkemesi davayı reddetmiş, Danıştay 12. Dairesi bozmuş, Bölge İdare Mahkemesi ise işlemi usulden (son savunma alınmaması nedeniyle) iptal ederek yoksun kalınan parasal hakların dava açma tarihinden itibaren yasal faiziyle ödenmesine hükmetmiştir.
Danıştay 12. Dairesi, iptal kararını onamış ancak mali haklar kısmını bozmuştur. Bozma gerekçesi, idarenin 657 sayılı Kanun’un 129. maddesi uyarınca usul eksikliğini giderip yeniden işlem tesis edebileceği, bu nedenle “bu aşamada” mali haklar hakkında karar verilmesine yer olmadığı yönündedir. Bölge İdare Mahkemesi bu bozmaya karşı ısrar etmiş ve önceki kararını tekrarlamıştır.
Bölge İdare Mahkemesi’nin ısrar kararındaki gerekçe son derece isabetlidir: “İdari yargı mercilerince verilen iptal kararları, işlemin tesis edildiği tarihten itibaren hiç tesis edilmemiş gibi idari işlemi tüm sonuçları ile birlikte ortadan kaldıran kararlardır. İşlemin iptaline ilişkin hukuka aykırılığın usule ya da esasa ilişkin olmasının, iptal kararının sonuçlarını ve uygulanma kabiliyetini farklı kılmadığı… verilen iptal kararıyla, davacı hakkında tesis edilen Devlet memurluğundan çıkarma işlemi, tesis edildiği tarihten itibaren tüm sonuçlarıyla ortadan kalkmakta olup, idari işlem hiç tesis edilmemiş gibi davacının geriye dönük mali haklarının ödenmesinin de iptal kararının zorunlu bir sonucu olduğu…”
Danıştay İDDK, davalı idarenin temyiz istemini reddederek Bölge İdare Mahkemesi’nin ısrar kararını oyçokluğuyla onamıştır. Böylece usulden iptal edilen ihraç kararlarında dahi mali ve özlük haklarının ödenmesi gerektiği en üst yargı mercii tarafından teyit edilmiştir.
Karşı oy yazan üyeler ise klasik devletçi yaklaşımı sürdürmüş, usul eksikliğinin giderilebilir nitelikte olduğunu ve idarenin yeniden işlem tesis edebileceğini belirterek mali haklar konusunda karar verilmesine yer olmadığı görüşünü savunmuştur. Ancak çoğunluk, iptal kararının geriye yürür etkisinin mutlak olduğunu ve usul-esas ayrımının bu etkiyi değiştiremeyeceğini kabul etmiştir.
Bu kararın idare hukuku açısından taşıdığı önem büyüktür. Çünkü:
- İptal kararlarının niteliğini netleştirmekte ve geriye yürür etki ilkesini güçlendirmektedir.
- İdareye “ikinci şans” vererek bireyi belirsizliğe mahkûm etme pratiğini sınırlamaktadır.
- Hukuk güvenliği ve etkili yargısal koruma ilkelerini ön plana çıkarmaktadır.
- 657 sayılı Kanun md. 129’un, iptal kararının sonuçlarını ortadan kaldırmak için kullanılamayacağını ortaya koymaktadır.
Hukuk profesyonelleri için bu karar, ihraç ve iade davalarında mali hak taleplerini daha güçlü bir şekilde ileri sürme imkânı sunmaktadır. Özellikle son savunma alınmadan veya diğer usul eksiklikleriyle tesis edilen işlemlerin iptali halinde, yoksun kalınan tüm mali ve özlük haklarının (maaş, derece/kademe ilerlemesi, emeklilik keseneği, unvan, kıdem vb.) talep edilmesi hukuken mümkündür.
Karar, idare hukukundaki “devleti koruyan yargı” geleneğine karşı “bireyi koruyan yargı” yaklaşımının bir zaferi olarak değerlendirilebilir. Umarız benzer uyuşmazlıklarda diğer daireler ve mahkemeler de bu içtihadı esas alır. Aksi takdirde, hukuka aykırı işlemlerle mağdur edilen memurların yıllarca süren belirsizlik içinde yaşamaya devam etmesi kaçınılmaz olacaktır.
Sonuç olarak, Danıştay İDDK’nın bu onama kararı, idare hukukunun temel felsefesine uygun bir adımdır. İdare, gücünü hukuka uygun kullanmak zorundadır. Hukuka aykırı işlem yapan idare, bunun tüm sonuçlarına katlanmalıdır. Bu karar, bu ilkeyi mali haklar bakımından somutlaştırmıştır. Avukatlar ve idare hukuku akademisyenleri, bu emsali yakından takip etmeli ve benzer davalarda gerekçe olarak kullanmalıdır. (Toplam kelime sayısı: 756)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
2027 Yılı Emlak Vergisi İçin Bina Metrekare Normal İnşaat Maliyet Bedelleri Belirlendi
Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliği (Seri No: 90) ile 2027 yılında uygulanacak metrekare normal inşaat maliyet bedelleri Resmî Gazete’de yayımlandı. Tebliğ, vergi değeri tespitinde kullanılacak cetvelleri detaylı biçimde içermektedir.
7589 Sayılı Kanun ile TCK m. 158’e Eklenen Dördüncü Fıkra: Dolandırıcılığa Sınırlı İştirak ve Ceza İndirimi
Yeni düzenleme, banka hesabı veya kartı veren kişilerin dolandırıcılığa sınırlı katkısını yarı oranda indirim nedeni saymaktadır. Makale, hükmün uygulama koşullarını, hukuki niteliğini, içtima sorunlarını ve pratik etkilerini detaylı biçimde incelemektedir.