Uluslararası Koruma ve Geçici Koruma Statülerinde Temel Haklara Erişim: Hukuki Nitellik, Karşılaştırma ve Uygulamadaki Zorluklar
Lawantra
17.07.2026
Türkiye'nin coğrafi konumu ve son on yıldaki kitlesel göç hareketleri, uluslararası koruma ve geçici koruma mekanizmalarının yoğun biçimde uygulandığı bir ülke haline gelmiştir. Avukatlar ve göç hukuku uzmanları için, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK) kapsamında düzenlenen bu iki statünün hukuki nitelikleri, temel haklara erişim üzerindeki etkileri ve uygulamada karşılaşılan zorluklar, müvekkil temsilinde kritik rol oynamaktadır.
Uluslararası koruma, 1951 Cenevre Sözleşmesi ve 1967 Protokolü temelinde, zulüm korkusu nedeniyle vatandaşı olduğu ülkenin korumasından yararlanamayan veya yararlanmak istemeyen yabancıları korumayı amaçlar. YUKK m. 61-63, coğrafi sınırlama çekincesi nedeniyle mülteci (Avrupa kaynaklı), şartlı mülteci ve ikincil koruma statülerini düzenlemiştir. Statü belirlemesi bireysel değerlendirmeye dayanır; başvuru sahibinin ülkesini terk nedenleri, riskler ve geri gönderilme tehlikesi somut olay bazında incelenir. Bu statü, geri gönderilmeme ilkesi (non-refoulement) başta olmak üzere sağlık, eğitim, çalışma, sosyal yardım ve adalete erişim haklarının hukuki temelini oluşturur.
Geçici koruma ise YUKK m. 91 ve Geçici Koruma Yönetmeliği ile düzenlenen, kitlesel nüfus hareketlerinde bireysel başvuruların fiilen değerlendirilemediği durumlarda uygulanan istisnai bir mekanizmadır. 2011 Suriye iç savaşı sonrası kitlesel akın nedeniyle Suriyelilere toplu olarak uygulanmıştır. Bireysel statü belirlemesi yapılmaz; koruma geçici ve idari niteliktedir. Süresi idarenin sona erdirme kararına bağlıdır ve uluslararası koruma statüsüne göre daha sınırlı haklar sağlar.
Karşılaştırmalı analizde temel farklar şöyledir: Uluslararası koruma bireysel ve kalıcı nitelikteyken, geçici koruma kitlesel ve geçicidir. Haklar bakımından her ikisinde de non-refoulement ilkesi esastır; ancak çalışma izni, sosyal yardım ve ikamet koşulları farklılaşır. Tablo ile özetlenen bu ayrım, uygulamada haklardan yararlanma usullerini doğrudan etkiler. Örneğin, uluslararası koruma statüsündekiler statülerine göre daha geniş sosyal hizmetlerden yararlanabilirken, geçici koruma altındakiler Yönetmelik hükümlerine tabidir.
Uygulamada temel haklara erişimde önemli zorluklar yaşanmaktadır. Sağlık hakkına erişimde kayıt işlemleri, il dışı yararlanım, dil bariyeri ve idari gecikmeler öne çıkmaktadır. Eğitim hakkı özellikle çocuklar için dil uyumu, kayıt ve ekonomik engellerle sınırlanmaktadır. Çalışma hakkı bakımından izin süreçleri, işveren isteksizliği ve kayıt dışı istihdam yaygındır. Yakın dönemde geçici koruma kapsamındaki Suriyeliler için çalışma izni muafiyeti uygulamasına geçileceği açıklanmıştır; bu değişiklik kayıtlı istihdamı artırabilir ancak etkileri izlenmelidir.
Sosyal yardım ve barınma, kapasite yetersizliği ve ekonomik koşullar nedeniyle kırılgan gruplar için yetersiz kalabilmektedir. Adalete erişim ise tercüman desteği, hukuki yardım ve bilgilendirme eksiklikleriyle engellenmektedir. İdari gözetim, sınır dışı ve koruma başvurularında etkili tercümanlık ve avukat desteği, adil süreç için zorunludur.
Değerlendirmede, geçici koruma rejiminin uzun yıllardır uygulanması "geçicilik" ilkesini tartışmalı hale getirmiştir. Farklı uyruklara farklı rejimlerin uygulanması (Suriyeliler geçici koruma, diğerleri uluslararası koruma) hak eşitliğinde sorun yaratmaktadır. AB ve uluslararası projeler önemli destek sağlasa da uygulama birliği sağlanmalıdır.
Sonuç olarak, YUKK ve ilgili mevzuat önemli güvenceler içermekle birlikte, idari uygulamalar, dil engeli ve kapasite sorunları hakların etkin kullanımını sınırlamaktadır. Avukatlar, müvekkillerinin statülerine göre haklarını savunurken bu farklılıkları gözetmeli, idari kararlara karşı etkili itiraz yollarını (idari yargı, idari makamlar) kullanmalıdır. Tercümanlık ve hukuki yardım mekanizmalarının güçlendirilmesi, sistemin insan hakları odaklı işlemesi için şarttır. Bu çerçeve, göç hukuku pratiğinde hem savunma stratejileri hem de politika önerileri için temel oluşturmaktadır. (Yaklaşık 920 kelime)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
KDV İade Taleplerinin Vergi İncelemesine Göre Sonuçlandırılacağı Mükellefler Listesine Alınmanın Hukuka Aykırılığı ve Özel Esaslar (Kod) Listesi Davaları
Vergi idaresinin, KDV iade taleplerini vergi incelemesine bağladığı ve mükellefleri “özel esaslar” listesine aldığı uygulamaların yasal dayanağı tartışmalıdır. Anayasa’nın 73. maddesi gereği vergi yükümlülüklerinin kanunla düzenlenmesi zorunluluğu, idari listelerle ticari itibar zedelenmesinin hukuka aykırılığını gündeme getirmektedir.
AYM, Noterlerin Tatil Günlerinde Çalışma Kurallarını Yönetmelikle Düzenlemeye İmkân Tanıyan Hükmü İptal Etti
Anayasa Mahkemesi, noterlerin tatil günlerinde çalışma esaslarını kanunda temel ilke ve esaslar belirlenmeksizin yönetmelikle düzenlemeye imkân tanıyan kuralı, dinlenme hakkına kanunilik ilkesi gereği aykırı bularak iptal etti. İptal, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından dokuz ay sonra yürürlüğe girecek.