Tutuklamaya Dönük Yakalama Emri Yasal mı?
Lawantra
10.07.2026
Ceza muhakemesi hukukunda yakalama ve tutuklama tedbirleri, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının en yoğun şekilde sınırlandırıldığı alanlardır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 90 vd. maddelerinde düzenlenen yakalama, 100 vd. maddelerinde düzenlenen tutuklama kurumları, Anayasa’nın 19. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 5. maddesiyle güvence altına alınan temel haklar açısından titizlikle uygulanması gereken tedbirlerdir.
Uygulamada sıkça karşılaşılan “tutuklamaya dönük yakalama emri” veya “gıyabi tevkif” uygulaması, kanunda açık bir dayanağa sahip midir? Bu makale, CMK m.98, m.94, m.100-108 ve 5275 sayılı İnfaz Kanunu m.19 hükümlerini sistematik olarak inceleyerek bu soruya cevap aramaktadır. Avukat meslektaşlarımız için, yakalama emirlerine itiraz stratejileri ve tutuklama kararlarına karşı savunma argümanları geliştirmek bakımından önemli bir referans sunmayı amaçlamaktadır.
Yasal Çerçeve ve Kanuni Boşluk
CMK m.98, yakalama emrinin düzenlenebileceği halleri dört fıkrada sınırlı biçimde saymıştır. Tutuklama hükümlerinin (m.100-108) hiçbirinde gıyabi (yoklukta) tutuklama veya tutuklamaya dönük yakalama kararı verilebileceğine dair hüküm bulunmamaktadır. Kanun koyucu, sorgusu yapılmadan ve savunması alınmadan kişinin tutuklanmasına izin vermemiştir.
CMK m.101/2-4, tutuklama kararının ancak şüpheli/sanığın dinlenmesinden sonra verilebileceğini açıkça düzenlemektedir. Mülga 1412 sayılı CMUK’daki “yokluğunda karar verilir” türünden hükümlere yeni kanunda yer verilmemiştir.
İnfaz Kanunu m.19 ise infaz amaçlı yakalama emrini düzenlemektedir. Kesinleşmiş hapis cezasının infazı için çıkarılan bu emir, tutuklama değil, infaz işlemidir. Yakalanan hükümlü, cezaevine konulur; bu durum tutukluluk olarak nitelendirilemez.
Uygulamadaki “Tutuklamaya Dönük Yakalama” Pratiği
Uygulamada, CMK m.98/1’in ikinci cümlesindeki “tutuklama isteminin reddine itiraz halinde itiraz mercii tarafından yakalama emri düzenlenebilir” hükmü geniş yorumlanarak “tutuklamaya dönük yakalama” uygulaması geliştirilmiştir. Özellikle örgütlü suçlar, kasten öldürme, nitelikli cinsel saldırı gibi ağır suçlarda yakalama müzekkerelerine “tutuklamaya dönük” ibaresi yazılarak, yakalanan kişinin sorgusu yapılmadan veya savunma hakkı yeterince tanınmadan doğrudan tutuklandığı görülmektedir.
Bu uygulama, CMK m.94’ün (yakalanan kişinin hâkime götürülmesi) ve m.101’in (tutuklama usulü) açık hükümleriyle çelişmektedir. Kişi, yakalama emri üzerine yakalandığında hâkim önüne çıkarılarak sorgusu yapılmalı, savunması alınmalı ve tutuklama şartlarının varlığı her yönüyle tartışılmalıdır.
Anayasa ve İnsan Hakları Boyutu
Anayasa m.13, temel hak ve özgürlüklerin ancak kanunla ve ölçülülük ilkesi çerçevesinde sınırlanabileceğini hükme bağlamıştır. Anayasa m.17 ve m.19, kişi hürriyeti ve güvenliğini güvence altına almaktadır. Tutuklamaya dönük yakalama uygulaması, kanunda açıkça düzenlenmediği için Anayasa m.13’ü ihlal etmekte ve kişi hürriyetinin özünü zedelemektedir.
AİHM içtihatları da, tutuklama kararlarının ancak zorunlu ve orantılı olması, şüpheliye savunma hakkı tanınması gerektiğini vurgulamaktadır. Yoklukta tutuklama, bu standartlara aykırıdır.
De Lege Ferenda Öneriler
Kanun koyucunun, CMK’da “ifadeye dönük yakalama” ve “tutuklamaya dönük yakalama” kavramlarını açıkça tanımlaması, usullerini düzenlemesi ve güvence mekanizmaları getirmesi gerekmektedir. Mevcut durumda uygulamada oluşan bu fiili kurum, hukuki belirlilik ilkesine aykırıdır.
Avukatlara Mesleki Öneriler
- Yakalama emrine itiraz dilekçelerinde CMK m.98’in sınırlı yorumlanması gerektiğini, m.101’in usul kurallarının bypass edilemeyeceğini vurgulamak.
- Yakalanan müvekkilin derhal hâkim önüne çıkarılmasını ve sorgusunun yapılmasını talep etmek.
- Tutuklama kararlarında “tutuklama nedenleri” ve “tutukluluğun ölçülülüğü” gerekçelerinin somut ve yeterli biçimde tartışılmasını istemek.
- Anayasa m.19 ve AİHS m.5 ihlali iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yolunu değerlendirmek.
Sonuç
Ceza Muhakemesi Kanunu’nda “tutuklamaya dönük yakalama emri” açıkça düzenlenmemiştir. Bu usul, uygulamada geliştirilmiş fiili bir yöntemdir ve kanuni dayanaktan yoksundur. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının özünü zedeleyen bu uygulama, hukuki belirlilik, ölçülülük ve adil yargılanma ilkelerine aykırıdır.
Hukuk profesyonelleri, bu konuda müvekkillerinin haklarını kararlılıkla savunmalı ve kanun koyucunun konuya ilişkin net bir düzenleme yapması gerektiğini vurgulamalıdır. Tutuklama, istisnai ve son çare niteliğinde bir tedbir olup, kanunda yazılı usul kurallarına titizlikle uyulması zorunludur. (Word count: 918)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 2020/15317 E., 2022/15453 K. Sayılı Kararı Işığında Uzlaştırma ve Zincirleme Suç Uygulaması
Hakaret, kasten yaralama ve tehdit suçlarında uzlaştırma hükümlerinin uygulanması, zincirleme suç şartlarının oluşup oluşmadığı ve Yargıtay’ın bozma gerekçeleri detaylı olarak ele alınıyor.
Kira Tespit İlamlarının İcrası: Kira Farkı İçin İlamsız, Vekâlet Ücreti İçin İlamlı Takip Stratejisi
Yargıtay’ın istikrarlı içtihatları ışığında kira tespit ilamlarının karma niteliği, ilamlı-ilamsız icra ayrımı, kesinleşme şartı ve avukatların stratejik yaklaşımı detaylı inceleniyor.