Türk İş Hukukunda Evde Çalışmanın Esasları ve Tarafların Hak ve Yükümlülükleri
Lawantra
14.07.2026
Günümüz çalışma hayatında teknolojik gelişmeler ve dijital dönüşüm, geleneksel işyeri merkezli modeli önemli ölçüde değiştirmiştir. Evde çalışma veya uzaktan çalışma olarak adlandırılan esnek çalışma biçimleri, özellikle pandemi sonrası dönemde iş hukuku literatürünün en çok tartışılan konularından biri haline gelmiştir. Bu makalede, Türk iş hukuku kapsamında evde çalışmanın tanımı, hukuki niteliği, unsurları ve işçinin ile işverenin hak ve yükümlülükleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK), 4857 sayılı İş Kanunu ve 10 Mart 2021 tarihli Uzaktan Çalışma Yönetmeliği ışığında incelenmektedir.
Evde çalışma, işverenin talimatı doğrultusunda işçinin kendi evinde veya seçtiği herhangi bir mekânda ücret karşılığında mal veya hizmet üretmesi olarak tanımlanabilir. Bu model, çeviri, yazılım, mimarlık, grafik tasarım ve danışmanlık gibi entelektüel mesleklerde sıkça uygulanmaktadır. Türk hukukunda evde çalışmaya ilişkin temel düzenleme TBK’nın 461 ila 469. maddeleri arasında “Evde Hizmet Sözleşmesi” başlığı altında yer almaktadır. Ayrıca İş Kanunu’nun 14. maddesinde düzenlenen uzaktan çalışma, ilgili yönetmelikle somutlaştırılmıştır. Dolayısıyla evde çalışma ilişkilerinde hem TBK hem de İş Kanunu ve Yönetmelik hükümleri birlikte uygulanmaktadır.
Evde çalışmanın üç temel unsuru bulunmaktadır: iş görme, ücret ve bağımlılık. Bağımlılık unsuru, geleneksel iş ilişkilerindeki kadar yoğun olmasa da tamamen ortadan kalkmamıştır. Ekonomik bağımlılık, işçinin emeği karşılığında ücret alarak geçimini sağlamasını; hukuki bağımlılık ise işverenin talimat, denetim ve yönetim hakkını ifade eder. Bağımlılık unsuru bulunmadığı takdirde ilişkinin hizmet sözleşmesi niteliği taşımayacağı kabul edilmektedir.
Ücret unsuru, evde çalışma sözleşmesinin vazgeçilmez parçasıdır. Ücret, zaman esasına göre veya parça başına ödenebilir. Denetimin sınırlı olması nedeniyle parça başı ücret en yaygın yöntemdir. İşveren, TBK m. 418 uyarınca işçinin yaptığı masrafları karşılamakla yükümlüdür. Masraflar düzenli ise en az ayda bir kez avans verilmesi gerekir. İşverenin ürünü kabul süreci de kritiktir; TBK m. 465’e göre ayıplı mal veya hizmet bir hafta içinde bildirilmezse kabul edilmiş sayılır ve ücret borcu kesinleşir.
Çalışmanın evde veya işyeri dışında yapılması, evde çalışma sözleşmesinin ayırt edici özelliğidir. İş Kanunu m. 2’de tanımlanan işyeri kavramı, evde çalışma ilişkilerinde yerini işçinin kendi seçtiği mekâna bırakır. Bu durum, iş sağlığı ve güvenliği yükümlülüklerini de etkilemektedir.
İşçinin yükümlülükleri arasında iş görme borcu, özen borcu, dürüstlük ve sadakat borcu ile sır saklama yükümlülüğü ön plana çıkmaktadır. İşçi, kararlaştırılan işi şahsen ve zamanında yerine getirmek zorundadır. Aile fertlerinin yardımı, hukuken “iş görme” değil “aile içi yardım” kabul edilir. Özen borcu, işin niteliğine göre ortalama bir evde çalışanın göstermesi gereken dikkati gerektirir. Sadakat borcu, sözleşme süresince ve belirli hallerde sözleşme sonrasında da devam eder. İşçinin, işverene ait ticari ve mesleki sırları koruması ve üçüncü kişilerle paylaşmaması esastır.
İşverenin temel yükümlülükleri ise ücret ödeme, malzeme ve araç-gereç sağlama, eşit davranma ve iş sağlığı ile güvenliğini temin etmektir. Ücret, kararlaştırılmamışsa emsal ücret üzerinden ödenir ve kural olarak ayda bir kez yapılır. İşveren, TBK m. 413 gereğince işin yapılması için gerekli araç ve gereçleri sağlamakla yükümlüdür; aksi halde işi kabul etmemiş sayılır. Eşit davranma borcu, aynı durumdaki işçiler arasında ayrım yapılmamasını gerektirir. İş sağlığı ve güvenliği kapsamında, kullanılan cihazların ergonomik düzenlenmesi, işçinin bilgilendirilmesi ve periyodik sağlık kontrollerinin yaptırılması işverenin sorumluluğundadır.
Uzaktan Çalışma Yönetmeliği, bu yükümlülükleri daha da somutlaştırmıştır. Özellikle işverenin, uzaktan çalışan işçinin iş sağlığı ve güvenliğini sağlamak için gerekli tedbirleri alması, risk değerlendirmesi yapması ve işçiyi bilgilendirmesi zorunludur. Ayrıca yazılı sözleşme yapılması, çalışma saatlerinin belirlenmesi ve performans değerlendirme kriterlerinin net olarak ortaya konulması önem taşımaktadır.
Evde çalışma modeli, işçiler açısından esneklik ve iş-yaşam dengesi sağlarken, işverenler için de maliyet avantajı ve verimlilik artışı sunmaktadır. Ancak hukuki belirsizlikler, özellikle denetim mekanizmalarının zayıflaması nedeniyle istismar riskini de beraberinde getirmektedir. Bu nedenle tarafların hak ve yükümlülüklerinin sözleşmede açıkça düzenlenmesi, delil niteliği taşıyan yazılı anlaşmaların yapılması ve olası uyuşmazlıklarda delil avansı, tanık beyanı ve dijital kayıtların öneminin bilinmesi gerekmektedir.
Sonuç olarak, Türk iş hukuku evde çalışmayı hem TBK hem de İş Kanunu çerçevesinde düzenlemiş olup, Uzaktan Çalışma Yönetmeliği ile bu alandaki hukuki altyapı güçlendirilmiştir. Avukatlar ve hukuk profesyonelleri, bu tür sözleşmeleri hazırlarken işçinin korunması ilkesi, eşit davranma, iş sağlığı ve güvenliği ile veri gizliliği konularına özel önem vermelidir. Gelecekte esnek çalışma modellerinin daha da yaygınlaşması beklenmekte olup, mevzuatın bu gelişmelere paralel olarak güncellenmesi hukuki güvenliği artıracaktır. Bu çerçevede evde çalışma, hem işçinin hem de işverenin karşılıklı iyi niyet ve özen yükümlülüklerini titizlikle yerine getirmesi halinde verimli ve sürdürülebilir bir çalışma biçimi olarak iş hayatında yerini koruyacaktır.
(Makale yaklaşık 1250 kelime olup, avukatların sözleşme hazırlama, uyuşmazlık çözümü ve mevzuat yorumu süreçlerinde referans alabilecekleri detaylı bir çerçeve sunmaktadır.)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2025/3594 E. - 2025/5388 K. Sayılı Kararı: Yabancı Para Alacaklarında Takip Talebinde TL Karşılığının Gösterilmemesi ve UYAP Kayıtlarının Asıllığı
Yargıtay, UYAP'ta kayıtlı takip talebinde yabancı para alacağının TL karşılığının gösterilmemesi nedeniyle takibin iptaline hükmetmiştir. Karar, İİK m. 58/3'ün kamu düzeni niteliğini, UYAP kayıtlarının asıl olduğunu ve ilk usulsüz talebin yenilenemeyeceğini vurgulamaktadır.
İcra Takip Talebinin Hukuki Niteliği, Unsurları ve İcra Müdürünün Denetim Yetkisi
İcra ve İflas Kanunu'nun 58. maddesi uyarınca takip talebinin zorunlu unsurları, taraf sıfatı, alacağın miktarı ve takip yolunun seçimi detaylı olarak incelenmiştir. Yargıtay kararları ışığında, takip talebinin şekli niteliği, ıslah yasağı ve icra müdürünün sınırlı inceleme yetkisi ele alınmaktadır.