Tehiri İcradan İcranın Geri Bırakılmasına: İstinaf Sisteminin İcra Hukukuna Etkisi ve Yeni Rejim
Lawantra
07.08.2026
İcra ve İflas Kanunu’nun 36. maddesinde düzenlenen “icranın geri bırakılması” kurumu, istinaf sistemine geçişle birlikte önemli bir dönüşüm geçirmiştir. Uygulamada hâlâ “tehiri icra” ifadesi kullanılmaya devam etse de, bu terminolojik alışkanlık kurumun hukuki niteliğinin değişmediği anlamına gelmemektedir. Kurum, tek dereceli temyiz sisteminden iki dereceli istinaf-temyiz sistemine uyarlanmış yeni bir rejime kavuşmuştur.
Eski Sistem ve Temel Mantığı
Bölge Adliye Mahkemeleri faaliyete geçmeden önce, ilk derece mahkemesi kararlarına karşı doğrudan Yargıtay’a temyiz yoluna gidilmekteydi. Bu dönemde icranın geri bırakılması (tehiri icra), tamamen Yargıtay incelemesine bağlı bir kurumdu. Borçlu, kanunda öngörülen teminatı gösterdiği takdirde, Yargıtay incelemesi sonuçlanıncaya kadar ilamın icrası ertelenebiliyordu. Kurumun işleyişi, tek dereceli kanun yolu sisteminin mantığı üzerine kurulmuştu.
2016 Değişikliği ve Yeni Sistem
20 Temmuz 2016 tarihinde Bölge Adliye Mahkemelerinin faaliyete başlamasıyla hukuk yargılamasında istinaf kanun yolu getirilmiştir. Bu değişiklik yalnızca kanun yolu eklemekle kalmamış, İcra ve İflas Kanunu m. 36 da Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile uyumlu hale getirilerek yeniden düzenlenmiştir. Böylece icranın geri bırakılması, temyiz sisteminin tamamlayıcı bir parçası olmaktan çıkarak, iki dereceli kanun yolu sisteminin organik bir unsuru haline gelmiştir.
Bu dönüşüm üç temel farkı beraberinde getirmiştir:
-
Kanun Yolu Bakımından Genişleme: Eski sistemde yalnızca temyiz incelemesi sırasında mümkün olan icranın geri bırakılması, bugün istinaf başvurusu üzerine de mümkündür. Bu sayede koruma alanı önemli ölçüde genişlemiştir.
-
Koruma Süresinin Değişmesi: Eski uygulamada koruma Yargıtay kararına kadar devam ederken, yeni sistemde korumanın süresi, kararın istinafta kesinleşip kesinleşmediğine veya temyize tabi olup olmadığına göre belirlenmektedir.
-
Hukuki Sistematik Değişimi: Kurum, HMK’nın istinaf ve temyiz hükümleriyle birlikte okunması gereken, iki dereceli sistemin tamamlayıcı bir parçası haline gelmiştir.
İcra Mahkemesinin Sınırları
İcranın geri bırakılması rejimi değişmiş olsa da, icra mahkemesinin inceleme yetkisinin niteliği değişmemiştir. İcra mahkemesi, uyuşmazlığın esasına giremez, ilk derece kararının doğru olup olmadığını denetleyemez. Görevi, kanunda öngörülen şekli şartların (kanun yoluna başvurulmuş olması, teminatın gösterilmesi, diğer usul şartları) gerçekleşip gerçekleşmediğini denetlemektir.
Bu nedenle icranın geri bırakılması kararı, ilk derece mahkemesinin kararının isabetsiz olduğu veya kanun yoluna başvuran tarafın haklı olduğu anlamına gelmez. Karar, yalnızca üst mahkeme incelemesi tamamlanıncaya kadar cebrî icranın geçici olarak ertelenmesini sağlayan usulî bir güvencedir.
Avukatlar İçin Pratik Öneriler
Uygulamada avukatların dikkat etmesi gereken kritik noktalar şunlardır:
-
İcranın geri bırakılması talebinde, istinaf veya temyiz aşamasına göre farklı usul ve süre kurallarının uygulanacağını göz önünde bulundurmak.
-
Teminat miktarının belirlenmesinde yeni sistemin getirdiği ölçütleri doğru hesaplamak.
-
HMK’nın istinaf ve temyiz hükümleriyle İİK m. 36’yı birlikte okuyarak strateji oluşturmak.
-
Eski “tehiri icra” mantığıyla hareket etmenin, yeni rejimde hak kaybına yol açabileceğini unutmamak.
Sonuç
İcra ve İflas Kanunu m. 36’da yapılan değişiklik, teknik bir düzenleme olmanın ötesinde, Türk yargı sistemindeki istinaf geçişinin icra hukukuna yansıyan en önemli sonucudur. Artık “tehiri icra” değil, istinaf sistemine uyarlanmış “icranın geri bırakılması” rejimi söz konusudur.
Hukuk profesyonelleri, bu kurumu eski alışkanlıklarla değil, iki dereceli kanun yolu sisteminin mantığı ve amacı çerçevesinde değerlendirmelidir. Bu yaklaşım, hem usul ekonomisine hem de tarafların haklarının etkili korunmasına hizmet edecektir.
(Toplam kelime sayısı: 748)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
2027 Yılı Emlak Vergisi İçin Bina Metrekare Normal İnşaat Maliyet Bedelleri Belirlendi
Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliği (Seri No: 90) ile 2027 yılında uygulanacak metrekare normal inşaat maliyet bedelleri Resmî Gazete’de yayımlandı. Tebliğ, vergi değeri tespitinde kullanılacak cetvelleri detaylı biçimde içermektedir.
7589 Sayılı Kanun ile TCK m. 158’e Eklenen Dördüncü Fıkra: Dolandırıcılığa Sınırlı İştirak ve Ceza İndirimi
Yeni düzenleme, banka hesabı veya kartı veren kişilerin dolandırıcılığa sınırlı katkısını yarı oranda indirim nedeni saymaktadır. Makale, hükmün uygulama koşullarını, hukuki niteliğini, içtima sorunlarını ve pratik etkilerini detaylı biçimde incelemektedir.