Taşeron İşçilerin Tazminat ve İşçilik Alacaklarında Asıl İşveren ve Alt İşveren Müteselsil Sorumluluğu
Lawantra
28.08.2026
Taşeron (alt işveren) ilişkisinde işçilerin tazminat ve diğer işçilik alacaklarının tahsili, iş hukuku uygulamasının en sık karşılaşılan ve en çok uyuşmazlık doğuran alanlarından biridir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesi, asıl işveren ile alt işverenin işçilik alacaklarından müteselsilen sorumlu olduklarını hükme bağlamıştır. Bu sorumluluk, işçinin asıl işverene karşı doğrudan dava açabilmesini sağlar.
Müteselsil sorumluluk ilkesi, işçinin kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, ücret, fazla mesai, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti, yıllık izin ücreti, kötü niyet tazminatı ve diğer tüm işçilik alacaklarını kapsar. İşçi, alacağını dilerse yalnızca alt işverenden, dilerse hem alt işverenden hem de asıl işverenden talep edebilir. Asıl işveren ödediği takdirde alt işverene rücu hakkına sahiptir.
Uygulamada en kritik mesele muvazaalı taşeron ilişkisinin varlığıdır. Yargıtay, asıl işverenin kendi işçisi gibi sürekli ve temel işlerde çalıştırılan taşeron işçilerin varlığını muvazaa kabul etmekte ve işçilerin asıl işveren bünyesinde çalıştığının kabulünü öngörmektedir. Bu durumda asıl işveren, tüm işçilik alacaklarından tek başına sorumlu hale gelir.
Bordro, SGK kayıtları, işyeri devir sözleşmeleri, iş tanımlarının aynı olması, alt işverenin ekonomik ve mali bağımsızlığının bulunmaması, işçilerin asıl işveren talimatıyla çalışması gibi unsurlar muvazaa tespitinde dikkate alınır. Yargıtay’ın istikrarlı kararları, bu konuda somut olay incelemesinin zorunlu olduğunu vurgulamaktadır.
Zamanaşımı süreleri de büyük önem taşımaktadır. Kıdem tazminatı ve ihbar tazminatı için beş yıllık zamanaşımı uygulanırken, ücret alacakları için beş yıl, fazla mesai ve izin alacakları için de beş yıllık süre geçerlidir. Ancak muvazaa tespit edildiğinde zamanaşımı başlangıcı da yeniden değerlendirilmektedir.
Avukatlar, taşeron işçisi müvekkillerinin dosyalarında öncelikle alt işveren-asıl işveren ilişkisinin niteliğini, işin niteliğini, sürekliliğini ve talimat ilişkisini incelemelidir. SGK sicil kayıtları, bordrolar, tanık beyanları ve işyeri inceleme tutanakları güçlü delil niteliğindedir. Dava açarken hem alt işveren hem de asıl işvereni davalı göstermek, müteselsil sorumluluk nedeniyle tahsilat şansını artırır.
İş Mahkemeleri Kanunu ve İş Yargısı Kanunu kapsamında yetkili mahkeme, işçinin işyerinin bulunduğu yer veya davalının yerleşim yeri mahkemesidir. Arabuluculuk aşamasında da asıl işverenin taraf olarak gösterilmesi, uzlaşma ihtimalini etkileyebilir.
Sonuç olarak, taşeron işçilerin alacaklarının tahsilinde müteselsil sorumluluk ilkesi işçiyi koruyan en önemli hukuki araçtır. Yargıtay içtihatları bu alanda işçiden yana bir yorum çizgisi benimsemiştir. Avukatların bu içtihatları yakından takip etmesi, delil stratejisini doğru kurması ve muvazaa iddiasını somut olgulara dayandırması, müvekkillerinin hak kaybı yaşamamasını sağlayacaktır.
(Makale yaklaşık 650 kelime)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
KVKK Kurulu'nun Mesai Takibi Amacıyla Biyometrik Veri İşlenmesi İlke Kararı: Veri Sorumluları İçin Güncel Yükümlülükler ve İstisnalar
Kişisel Verileri Koruma Kurulu'nun 2026/921 sayılı İlke Kararı kapsamında mesai takibi amacıyla biyometrik veri işlenmesinin hukuki sınırlarını, özel nitelikli veri nitelendirmesini ve güvenlik istisnalarını inceleyen detaylı analiz.
Derdest Kısmi Davalarda Zamanaşımı ve Talep Artırımı: 7589 Sayılı Kanun Sonrası Yeni Dönem
7589 sayılı Kanun ile HMK'da yapılan değişikliklerin derdest kısmi davalara etkisini, talep artırımı imkanını ve zamanaşımı kesilmesi meselesini detaylı biçimde ele alan kapsamlı hukuki analiz.