Tasarruf Finansman Sözleşmelerinde Cayma Hakkı ve Organizasyon Ücretinin İadesi – Yargıtay 3. HD 2026/2876 E., 2026/2703 K.
Lawantra
20.08.2026
Tasarruf finansman sistemleri, son yıllarda konut ve araç edinimi amacıyla sıkça tercih edilen faizsiz finansman modelleri arasında yer almaktadır. Bu sözleşmelerde organizasyon ücreti, cayma hakkı ve fesih halinde iade yükümlülükleri, tüketici avukatlarının yakından takip etmesi gereken konulardır. T.C. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 2026/2876 Esas, 2026/2703 Karar sayılı ilamı, bu alanda önemli bir emsal teşkil etmektedir.
Dava ve İlk Derece Mahkemesi Kararı
Dava, 30.09.2023 tarihinde imzalanan 33.000 TL organizasyon ücretli, 300.000 TL finansman tutarlı tasarruf finansman sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı şirket, tüketicinin 57.000 TL ödeme yaptığını, sözleşmenin feshi üzerine organizasyon ücreti kesintisi yapılarak yasal 6 aylık süre içinde iade yapılması gerektiğini belirterek Tüketici Hakem Heyeti kararının iptalini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi), sözleşmenin matbu ve tek taraflı düzenlendiğini, 6 aylık iade süresinin tüketicinin aleyhine haksız şart oluşturduğunu kabul ederek davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
Kanun Yararına Temyiz ve Yargıtay’ın Değerlendirmesi
Adalet Bakanlığı’nın kanun yararına temyiz talebi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, ilk derece kararını usul ve yasaya aykırı bulmuştur. Daire, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 5. maddesinde tanımlanan haksız şart kavramına atıf yaparak, sözleşme hükmünün 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu’nun 39/A maddesine uygun olduğunu tespit etmiştir.
6361 sayılı Kanun’un 07.03.2021 tarihinde yürürlüğe giren 7292 sayılı Kanun ile değişik 39/A maddesinin 4. fıkrası, tasarruf dönemi bitimine kadar fesih hakkını düzenlemekte ve organizasyon ücreti dışında kalan birikim tutarının iadesini öngörmektedir. Yönetmelik’in 17/8. maddesi ise fesih halinde iadenin azami 6 ay içinde yapılacağını hükme bağlamıştır. Yargıtay, bu yasal düzenlemelerin haksız şart niteliği taşımadığını, aksine kanuni dayanağı bulunduğunu vurgulamıştır.
Daire’nin önceki içtihatları da bu yöndedir. 2021 öncesi sözleşmelerde organizasyon ücretinin iadesi yönünde kararlar verilmiş olsa da, 7292 sayılı Kanun sonrası dönemde kanuni düzenlemeye uygun hükümler haksız şart olarak değerlendirilemez. Somut olayda sözleşmenin imza tarihi (30.09.2023) ve fesih tarihi (23.10.2024) itibarıyla 39/A maddesinin 4. fıkrası yürürlüktedir. Bu nedenle organizasyon ücretinin kısmen iadesine karar verilmesi mümkün değildir.
Ayrıca Yargıtay, hakem heyetine başvuru tarihinde fesih hakkının kullanıldığı kabul edildiğinde, tasarruf bedeli alacağının henüz muaccel hale gelmediğini, dolayısıyla hukuki yarar bulunmadığını belirtmiştir. İlk derece mahkemesinin haksız şart değerlendirmesi bu nedenle bozulmuştur.
Avukatlar İçin Pratik Sonuçlar
Bu karar, tasarruf finansman sözleşmelerinde tüketicinin cayma hakkı (14 gün içinde, organizasyon ücreti dahil tam iade) ile fesih hakkı (tasarruf dönemi içinde, organizasyon ücreti hariç 6 ay içinde iade) arasındaki ayrımın önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Avukatlar, müvekkillerine sözleşme imzalanmadan önce bu farkı net bir şekilde açıklamalıdır.
Ayrıca sözleşmelerin tüketici aleyhine tek taraflı düzenlenip düzenlenmediğinin, müzakere edilip edilmediğinin ispat yükü şirkete aittir. Haksız şart iddialarında 6502 sayılı Kanun’un genel hükümleri ile 6361 sayılı Kanun’un özel düzenlemelerinin uyumlu şekilde yorumlanması gerekmektedir.
Yargıtay’ın kanun yararına bozma kararı, benzer uyuşmazlıklarda tüketici hakem heyetleri ve mahkemeler için bağlayıcı bir emsal oluşturmaktadır. Özellikle organizasyon ücretinin iadesi taleplerinde, sözleşmenin imza ve fesih tarihleri, yürürlükteki yasal düzenlemeler ve muacceliyet kavramı titizlikle incelenmelidir.
Tasarruf finansman sektörü özelinde tüketici uyuşmazlıkları artmaya devam etmektedir. Bu karar, şirketlerin yasal düzenlemelere uygun hareket etmesi halinde organizasyon ücretinden kısmi iade yükümlülüğü doğmayacağını netleştirmektedir. Avukatlar, müvekkillerini temsil ederken hem tüketicinin korunması hem de kanuni sınırların aşılmaması arasında dengeli bir yaklaşım benimsemelidir.
(Word count: 874)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Sağlık Sigortalarında "Poliçe Öncesi Hastalık" Savunmasının Sınırları: Organ Bazlı Eşleştirme, İlliyet Bağı ve İspat Yükü
Sigorta Tahkim Komisyonu Hakem Heyeti kararı ışığında incelenen makale, sağlık sigortalarında poliçe öncesi hastalık savunmasının ancak somut illiyet bağı ispatı ile mümkün olabileceğini, organ bazlı eşleştirmenin hukuki dayanağının bulunmadığını ortaya koymaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2018/103 E., 2021/1352 K. sayılı Kararı: Gelir Koruma Sigortasında Beyan Yükümlülüğü ve İlliyet Bağı
Hukuk Genel Kurulu, işverenin iflas erteleme sürecinde Gelir Koruma Sigortası yaptıran çalışanın beyan yükümlülüğünü kasten ihlal ettiği ve riziko ile illiyet bağı bulunduğu gerekçesiyle tazminat talebinin reddine hükmeden Özel Daire bozma kararına uyulması gerektiğini belirterek direnme kararını bozmuştur.