Tahkim Kararlarını İptal Ettirecek Ezber Bozan Hüküm: Sigortacılık Kanunu Madde 30/24
Lawantra
15.07.2026
Sigorta hukuku alanında yaşanan uyuşmazlıkların büyük bölümü Sigorta Tahkim Komisyonu (STK) nezdinde çözülse de, tarafların iradesiyle TOBB Tahkim Merkezi, İstanbul Tahkim Merkezi (ISTAC), Türkiye Barolar Birliği Tahkim Merkezi gibi kurumsal tahkim kurumlarında veya ad hoc tahkimde çözüme kavuşturulan önemli bir kısım da bulunmaktadır. Ancak bu süreçlerde atanan veya seçilen hakemlerin, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30/24. maddesinde öngörülen emredici nitelikleri taşıyıp taşımadığı hususu, uygulamada sıklıkla göz ardı edilmektedir.
Yasal Çerçeve ve Emredici Hükmün Kapsamı
Sigortacılık Kanunu’nun “Sigortacılıkta Tahkim” başlıklı 30. maddesi, ilk olarak 03.06.2007 tarihinde kabul edilmiş ve 14.06.2007 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Maddenin 8. fıkrası, sigorta hakemlerinde şu nitelikleri aramaktadır:
a) Malî güç dışında sigorta şirketi ve reasürans şirketi kurucularında aranan nitelikleri taşıması, b) En az dört yıllık yüksek okul mezunu olması, c) Sigorta hukukunda en az beş yıl veya sigortacılıkta en az on yıl deneyimi olması.
Aynı maddenin 24. fıkrası ise, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) çerçevesinde yapılacak tahkimlerde seçilecek hakemlerin de yukarıdaki nitelikleri taşıması gerektiğini açıkça hükme bağlamıştır. Bu düzenleme, hiçbir istisna tanımaksızın sigorta uyuşmazlıklarında görev yapacak tüm hakemler için geçerlidir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulu’nun 19.06.2020 tarihli, 2019/4 E. ve 2020/1 K. sayılı kararı bu konuda emsal niteliğindedir. Kararda, 6100 sayılı HMK’nın genel kanun, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun ise özel kanun olduğu vurgulanmış ve özel hükmün önceliği ilkesi gereğince Sigortacılık Kanunu m. 30/24’ün uygulanması gerektiği belirtilmiştir. “Özel hüküm genel hükümden önce uygulanır” ilkesi, doktrinde de (Karasu, Manavgat, Moroğlu) kabul gören temel bir hukuk metodolojisi kuralıdır.
Uygulamada Karşılaşılan Hatalar ve Riskler
Ne yazık ki, kurumsal tahkim merkezlerinin divan ve sekretaryaları ile ad hoc tahkim tarafları ve vekilleri, bu emredici düzenleme konusunda yeterli farkındalığa sahip değildir. Bu bilgi eksikliği, sigorta hukukunda uzmanlık ve deneyim şartlarını taşımayan kişilerin hakem olarak atanmasına yol açmaktadır. Özellikle ISTAC, TOBB ve TBB Tahkim Merkezlerinde görülen sigorta uyuşmazlıklarında bu tür usulsüz atamalar sıkça rastlanan bir sorundur.
Usulsüz Hakem Seçiminin Hukuki Sonuçları
6100 sayılı HMK’nın 439. maddesinin 2. fıkrasının (b) bendi, hakem seçiminde kanunda öngörülen usul ve niteliklere uyulmamasını, hakem kararının iptali nedeni olarak kabul etmiştir. Sigortacılık Kanunu m. 30/24, HMK’ya nazaran özel hüküm niteliğinde olduğundan, bu emredici şartlara uyulmaması halinde verilen tahkim kararları doğrudan iptal riskiyle karşı karşıyadır. Bu durum, hem taraflar hem de tahkim merkezleri açısından ciddi hukuki ve ekonomik riskler yaratmaktadır.
Çözüm Önerileri ve Kurumsal Sorumluluk
Bu risklerin minimize edilmesi için Sigorta ve Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (SEDDK) önemli rolü bulunmaktadır. SEDDK’nın, Adalet Bakanlığı ile işbirliği yaparak tüm kurumsal tahkim merkezlerine (TOBB, ISTAC, TBB, İTO vb.) resmî yazı veya genelge ile Sigortacılık Kanunu m. 30/24’ün emredici niteliğini hatırlatması ve bu konuda farkındalık çalışmaları yapması büyük önem arz etmektedir.
Ayrıca tahkim merkezlerinin kendi iç prosedürlerine bu nitelik kontrolünü entegre etmeleri, hakem listelerinde sigorta hukuku uzmanı kişiler önceliklendirmeleri ve taraflara bu konuda bilgilendirme sunmaları gerekmektedir. Avukatlar ise müvekkillerini tahkim yoluna yönlendirirken, hakemlerin yasal nitelikleri taşıyıp taşımadığını titizlikle kontrol etmeli ve olası iptal risklerini önceden değerlendirmelidir.
Mesleki Değerlendirme
Sigorta tahkimi, uzmanlık ve liyakat gerektiren bir alandır. Kamu düzenini yakından ilgilendiren bu uyuşmazlıkların, kanunun aradığı nitelikleri taşımayan kişilerce çözülmesi, hem hukuki güvenliği zedelemekte hem de tahkim kurumunun etkinliğini tartışmalı hale getirmektedir. Yargıtay’ın özel-genel kanun ayrımını net şekilde ortaya koyan içtihadı, bu konuda avukatlara ve tahkim uygulayıcılarına önemli bir rehber sunmaktadır.
Prof. Dr. Rauf Karasu’nun kaleme aldığı bu analiz, sigorta hukuku pratiğinde çalışan avukatlar ve tahkim uzmanları için kritik bir uyarı niteliğindedir. Özellikle büyük ölçekli sigorta uyuşmazlıklarında tahkim anlaşması düzenlerken m. 30/24 hükmünün göz ardı edilmesi, ileride telafisi güç hak kayıplarına yol açabilir.
Sonuç olarak, Sigortacılık Kanunu’nun 30/24. maddesi, sigorta tahkiminde hakem niteliklerini emredici şekilde düzenleyen ve tahkim kararlarının iptalini doğrudan etkileyebilecek “ezber bozan” bir hükümdür. Bu hükmün gerekliliklerinin titizlikle uygulanması, hem tahkim sisteminin güvenilirliğini artıracak hem de sigorta hukuku alanında adil ve uzmanlık temelli bir yargılama sürecinin oluşmasına katkı sağlayacaktır. Avukatların bu konuda müvekkillerini doğru yönlendirmesi ve tahkim merkezlerinin iç prosedürlerini bu emredici hükme uyumlu hale getirmesi, mesleki sorumluluğun önemli bir parçasıdır.
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2025/3594 E. - 2025/5388 K. Sayılı Kararı: Yabancı Para Alacaklarında Takip Talebinde TL Karşılığının Gösterilmemesi ve UYAP Kayıtlarının Asıllığı
Yargıtay, UYAP'ta kayıtlı takip talebinde yabancı para alacağının TL karşılığının gösterilmemesi nedeniyle takibin iptaline hükmetmiştir. Karar, İİK m. 58/3'ün kamu düzeni niteliğini, UYAP kayıtlarının asıl olduğunu ve ilk usulsüz talebin yenilenemeyeceğini vurgulamaktadır.
İcra Takip Talebinin Hukuki Niteliği, Unsurları ve İcra Müdürünün Denetim Yetkisi
İcra ve İflas Kanunu'nun 58. maddesi uyarınca takip talebinin zorunlu unsurları, taraf sıfatı, alacağın miktarı ve takip yolunun seçimi detaylı olarak incelenmiştir. Yargıtay kararları ışığında, takip talebinin şekli niteliği, ıslah yasağı ve icra müdürünün sınırlı inceleme yetkisi ele alınmaktadır.