Sigorta Tahkiminde Dört Aylık Karar Süresi: Süre Aşıldığında Uyuşmazlığın ve Zamanaşımının Akıbeti
Lawantra
27.08.2026
Sigorta uyuşmazlıklarının hızlı çözümü amacıyla 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu’nun 30. maddesi ile kurulan tahkim sistemi, avukatlar için hem önemli fırsatlar hem de ciddi riskler barındırmaktadır. Kanun, hakemlere görevlendirildikleri tarihten itibaren en geç dört ay içinde karar verme yükümlülüğü getirmiş, aksi halde uyuşmazlığın yetkili mahkeme tarafından çözüleceğini açıkça hükme bağlamıştır. Bu çalışmada, sürenin aşılmasının usulî ve maddi sonuçları, Yargıtay kararları ışığında detaylı biçimde ele alınacaktır.
Tahkim sürecinin her aşaması süreye bağlanmıştır. Raportör incelemesi 15 gün, hakem kararı ise dört aydır. Bu süre, dosyanın komisyona geldiği değil, hakemin görevlendirildiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Uzatma ancak tarafların her ikisinin de açık ve yazılı muvafakatiyle mümkündür. İtiraz aşamasında ise kararın tebliğinden itibaren 10 gün içinde itiraz edilebilmekte, itiraz hakem heyeti de iki ay içinde karar vermektedir. Ancak itiraz aşamasında sürenin aşılması halinde kanunda özel bir yaptırım öngörülmemiştir.
Dört aylık sürenin pratikte tükenmesi, genellikle yargılamanın olağan akışından kaynaklanır. Cevap dilekçesi, bilirkişi incelemesi, rapor tebliği, itiraz ve ek rapor süreçleri sıklıkla dört ayı aşmaktadır. Karşı tarafın süre uzatma talepleri, hakem reddi istemleri ve eksik evrak celbi gibi unsurlar da gecikmeyi artırmaktadır. Kanun koyucu, hakemlerin bir yıl içinde en fazla üç dosyayı süresinde sonuçlandırmama ölçütünü getirerek gecikmenin sistematik bir sorun olduğunu kabul etmiştir.
Süre aşımının üç ayrı sonucu bulunmaktadır. Birincisi, tahkim süresinin sona ermesinden sonra verilen kararlara karşı parasal sınır aranmaksızın temyiz yolunun açılmasıdır (Sigortacılık Kanunu m. 30/12). İkincisi, hakemin listesinden bir yıl süreyle silinmesidir. Üçüncüsü ve en kritik olanı ise uyuşmazlığın mahkemeye devredilmesidir. Bu geçişte tahkimde toplanan delillerin akıbeti, zamanaşımı etkisi ve mahkemeye geçiş süresi kanunda düzenlenmemiştir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 2022/13320 E., 2024/10390 K. sayılı kararı, süre sorununun hakem ihmalinden değil, dosyanın niteliğinden kaynaklandığı durumlarda tahkimin sona erdirilebileceğini göstermiştir. Ceza davasının bekletici mesele olduğu, alternatifli kusur raporlarının bulunduğu dosyalarda tahkim süresi içinde karar verilemeyeceği gerekçesiyle HMK m. 435/1-c uyarınca tahkim yargılamasının sona erdirilmesi onanmıştır. Bu karar, avukatlara baştan mahkeme yolunun tercih edilmesi gerektiğini öğretmektedir.
Asıl kritik mesele zamanaşımıdır. Hukuk Genel Kurulu’nun 12.02.2025 tarihli ve 2024/210 E., 2025/38 K. sayılı kararı bu konuda emsal niteliğindedir. 2012 yangın olayına ilişkin sigorta tahkim başvurusunda, İtiraz Hakem Heyeti sürenin aşıldığını tespit ederek dosyayı mahkemeye tevdi etmiştir. Mahkeme, iki yıllık zamanaşımının dolduğuna hükmetmiş, ancak HGK dürüstlük kuralı (TMK m. 2) ve hakkın kötüye kullanılmasının yasaklanması çerçevesinde zamanaşımı def’ini reddetmiştir. Sigortacının süreci uzatan davranışları ve davacının kusursuzluğu dikkate alınmıştır.
HGK kararı, her dosya için genel güvence oluşturmamaktadır. Karşı tarafın süreci uzatan davranışının olmadığı dosyalarda karşı oy yaklaşımı (hakem kararının yok hükmünde olması nedeniyle zamanaşımının kesilmediği) kabul görebilir. Bu nedenle tahkim yolu kapandığında derhal mahkemeye başvurmak ve zamanaşımı def’ine karşı hem kesilmeye (TBK m. 154/2) hem de dürüstlük kuralına dayalı savunma hazırlamak zorunludur.
TBK m. 158’deki 60 günlük ek süre, tahkimden mahkemeye geçiş için yetersizdir. Dosya temini, harç yatırılması ve delillerin yeniden sunulması bu süreyi aşmaktadır. Avukatların izlemesi gereken yol nettir: Hakem görevlendirme tarihini takip etmek, sürenin dolma ihtimalinde beyanda bulunmak, erteleme taleplerine karşı kesin ve kısa süre talep etmek, ceza dosyasına bağlı uyuşmazlıklarda tahkim-mahkeme tercihini baştan değerlendirmek ve süre aşımı halinde temyiz hakkının parasal sınıra bakılmaksızın açık olduğunu hatırlamaktır.
Sonuç olarak, Sigortacılık Kanunu m. 30/16’nın hız vaadi, kanundaki boşluklar nedeniyle hak sahipleri için zamanaşımı tuzağına dönüşebilmektedir. Kanun koyucunun, tahkim başvurusunun zamanaşımını kestiğini ve makul ek süre içinde mahkemeye başvurulması halinde def’in ileri sürülemeyeceğini açıkça düzenlemesi gerekmektedir. Ayrıca uzatma muvafakatlerinin Komisyon tarafından resmen sorulması usulü, hakemleri ve tarafları koruyacaktır.
Bu kararlar, sigorta ve tazminat hukukuyla uğraşan avukatlara, tahkim stratejilerini titizlikle planlama ve zamanaşımı risklerini baştan yönetme sorumluluğunu yüklemektedir. Hızlı çözüm vaadiyle tercih edilen tahkim, hukuki öngörülebilirliğin sağlanamaması halinde müvekkiller için telafisi güç kayıplara yol açabilmektedir.
(Toplam kelime sayısı: 812)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Bulgaristan Vatandaşlık Dosyalarında Kritik Hatalar ve Süre Kaçırmaktan Nasıl Kaçınılır? Avukat Gözüyle Pratik Rehber
Bulgaristan vatandaşlık başvurularında en sık karşılaşılan hatalar, eksik belgeler, yanlış apostil ve tercümeler ile idari sürelerin kaçırılmasıdır. Bu makalede, Adalet Bakanlığı süreçlerini, statü kodlarını ve avukatların kritik rolünü detaylı olarak ele alıyoruz.
7589 Sayılı Kanun Sonrası Kısmi Dava Uygulaması: Dava Dilekçesinde Hataları Önleyecek 6 Kritik Nokta ve Uygulama Tablosu
Belirsiz alacak davasının kaldırılmasıyla kısmi dava tek yol haline geldi. HMK m. 109/4’teki talep artırım imkanı, zamanaşımı güvencesi, faiz başlangıcı ve dilekçe kurgusu avukatlar için titizlikle incelendi.