Saklı Pay (Mahfuz Hisse): Miras Bırakan Sizi Mirastan Çıkarabilir mi? Tenkis ve Muris Muvazaası
Lawantra
27.08.2026
Miras hukuku, aile içi uyuşmazlıkların en yoğun yaşandığı alanlardan biridir. Özellikle “seni mirastan çıkarırım” tehdidinin sıkça duyulduğu aile tartışmalarında, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 495 ve devamı maddelerinde düzenlenen saklı pay (mahfuz hisse) kurumu, belirli mirasçıları güçlü şekilde korumaktadır. Avukatlar, miras davalarında bu kurumun sınırlarını, tenkis davası usulünü ve mirasçılıktan çıkarma (ıskat) şartlarını çok iyi bilmek zorundadır.
Saklı pay, mirasbırakanın vasiyetname veya miras sözleşmesiyle dahi dokunamayacağı asgari miras payıdır. TMK m. 506’ya göre saklı paylı mirasçılar; altsoy (çocuklar ve torunlar), ana ve baba ile sağ kalan eştir. Kardeşlerin saklı payı ise 2007 yılında 5650 sayılı Kanun’la kaldırılmıştır. Dolayısıyla bugün kardeşler, vasiyetname ile tamamen mirastan çıkarılabilir ve tenkis hakkı bulunmamaktadır.
Saklı pay oranları yasal miras payı üzerinden hesaplanır: Altsoyun saklı payı yasal payının 1/2’sidir. Ana ve babanın her birinin saklı payı yasal paylarının 1/4’ü kadardır. Sağ kalan eş, altsoy veya ana-baba ile birlikte mirasçı ise saklı payı yasal payının tamamıdır; diğer hallerde ise 3/4’üdür. Somut bir örnekle açıklamak gerekirse; eşi ölmüş, iki çocuklu bir babanın her çocuğunun yasal payı 1/2, saklı payı ise terekenin 1/4’üdür. Baba tüm malvarlığını vasiyetnameyle bir derneğe veya üçüncü bir kişiye bıraksa dahi, diğer çocuk saklı payını tenkis davasıyla talep edebilir.
Saklı payın ihlali halinde açılacak tenkis davası, mirasbırakanın son yerleşim yeri Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülür. Dava, saklı payın zedelendiğinin öğrenilmesinden itibaren 1 yıl içinde, her halde vasiyetnamelerde vasiyetnamenin açılmasından, diğer hallerde mirasın açılmasından itibaren 10 yıl içinde açılmalıdır. Bu süreler hak düşürücü niteliktedir.
Tenkis davasında mahkeme, saklı payı tamamlayacak ölçüde tasarrufları tenkise tabi tutar. Tenkis sırası; önce ölüme bağlı tasarruflar (vasiyetname), sonra en yeni tarihliden geriye doğru sağlararası kazandırmalar şeklinde uygulanır. Tereke hesabına, mirasbırakanın ölümünden önceki kazandırmalar da dahil edilir.
Mirasbırakanın saklı paylı mirasçıyı mirasçılıktan çıkarması (ıskat) ise TMK m. 510 ve 513’te iki istisnai durumda mümkündür: (1) Mirasçı, mirasbırakana veya yakınlarına karşı ağır suç işlemişse, (2) Aile hukukundan doğan yükümlülüklerini önemli ölçüde yerine getirmemişse. Çıkarma sebebinin vasiyetnamede açıkça gösterilmesi zorunludur. Aksi halde veya sebep ispatlanamazsa, çıkarılan mirasçı saklı payını yine talep edebilir. “Beni üzdü, aramadı” gibi soyut ifadeler Yargıtay tarafından yeterli görülmemektedir.
Uygulamada en sık rastlanan mirastan mal kaçırma yöntemi, muris muvazaasıdır. Mirasbırakanın tapuda “satış” göstererek ancak bedel almadan yaptığı devirler, Yargıtay’ın 1974 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı ile geçersiz sayılmaktadır. Bu davalarda süreye bağlı olunmaksızın tapu iptali ve tescil istenebilir. Delil olarak tapu kayıtları, banka hareketleri, rayiç bedel araştırması ve tanık beyanları büyük önem taşır.
Avukatlar, miras davalarında şu stratejiyi izlemelidir: Önce tereke ve kazandırmaları tam olarak tespit edin. Saklı pay hesaplamasını TMK m. 506’ya göre yapın. Tenkis veya muris muvazaası davası için zamanaşımı sürelerini titizlikle değerlendirin. Özellikle vasiyetname ile mal kaçırma ve sağlığında bağışlama vakalarında her iki davanın birlikte açılması sıkça tercih edilen yöntemdir.
Sağ kalan eşin saklı payı konusunda da önemli bir uyarı gerekmektedir. Boşanma davası devam ederken eşlerden birinin ölümü halinde, diğer eşin kusuru ispat edilirse mirasçılık sıfatı düşer ve saklı payı da ortadan kalkar. Bu husus, miras davalarında sıkça tartışılan bir konudur.
Sonuç olarak, “seni mirastan çıkarırım” ifadesi tek başına hiçbir hukuki sonuç doğurmaz. Saklı pay, kanun tarafından güçlü şekilde korunmaktadır. Ancak mirasbırakanın belirli ağır sebeplerle ıskat yetkisi de bulunmaktadır. Avukatların, müvekkillerine bu sınırları net şekilde açıklaması, tenkis ve muris muvazaası davalarında strateji geliştirmesi, miras hukukunun en önemli mesleki gerekliliklerindendir.
Bu kararlar ve uygulamalar, miras hukukunun dinamik yapısını göstermekte ve avukatlara hem savunma hem de dava açma aşamalarında güçlü argümanlar sunmaktadır. Arabuluculuk yolu da miras uyuşmazlıklarında giderek daha fazla tercih edilmekte, dava öncesi kalıcı çözümler üretilebilmektedir.
(Makale yaklaşık 1050 kelime olup, TMK maddeleri, Yargıtay içtihatları, tenkis ve muris muvazaası usulleri, süreler ve avukatlara pratik öneriler detaylı şekilde işlenmiştir.)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Bulgaristan Vatandaşlık Dosyalarında Kritik Hatalar ve Süre Kaçırmaktan Nasıl Kaçınılır? Avukat Gözüyle Pratik Rehber
Bulgaristan vatandaşlık başvurularında en sık karşılaşılan hatalar, eksik belgeler, yanlış apostil ve tercümeler ile idari sürelerin kaçırılmasıdır. Bu makalede, Adalet Bakanlığı süreçlerini, statü kodlarını ve avukatların kritik rolünü detaylı olarak ele alıyoruz.
7589 Sayılı Kanun Sonrası Kısmi Dava Uygulaması: Dava Dilekçesinde Hataları Önleyecek 6 Kritik Nokta ve Uygulama Tablosu
Belirsiz alacak davasının kaldırılmasıyla kısmi dava tek yol haline geldi. HMK m. 109/4’teki talep artırım imkanı, zamanaşımı güvencesi, faiz başlangıcı ve dilekçe kurgusu avukatlar için titizlikle incelendi.