Rüşvet Talebiyle Tahliye Vaadinde Bulunan Cumhuriyet Savcısı Görevden Uzaklaştırıldı
Lawantra
09.07.2026
Hukuk devletinin temel unsurlarından biri olan yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı, savcıların görevlerini yerine getirirken herhangi bir menfaat beklentisi içinde olmamalarını zorunlu kılar. Adana’da yaşanan bir olay, bu ilkenin ne kadar kritik olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Görevli bir Cumhuriyet savcısının, tutuklu şüphelilerin tahliyesi karşılığında para ve menfaat talebinde bulunması, Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) tarafından derhal tedbiren görevden uzaklaştırma kararıyla sonuçlanmıştır.
Olay, Adana’nın Ceyhan ilçesinde “cinayet ve organize suç örgütü” soruşturması kapsamında tutuklanan S.E.D., K.D. ve S.D. isimli şahısların dosyasıyla ilgilidir. Tutuklama kararından kısa süre sonra savcı D.A., tutukluların varlıklı ailesiyle irtibat kurarak menfaat temin etmeye çalışmıştır. Savcı, kuaförde çalışan yabancı uyruklu bir kişi aracılığıyla ailenin dikkatini çekmiş ve “şüphelileri tahliye ettirebileceğini” belirterek acil görüşme talep etmiştir.
Ailenin amcası H.D. ile Kayseri’de gerçekleştirilen görüşmede savcı D.A., tutukluların tahliyesi karşılığında 3 milyon TL nakit para ve bir araç talep etmiştir. İlerleyen günlerde tacizini sürdüren savcı, “Dosya mahkemeye gelecek, ben Ağır Ceza savcısıyım, bana muhtaçsınız” mesajları ile aileyi baskı altına almaya çalışmıştır. Bir tutuklunun soruşturma gereği tahliye olmasından sonra dahi savcı, bu tahliyeyi kendi başarısı gibi göstererek yine para talep etmiştir.
Savcının talepleri karşılanmayınca farklı bir yöntem denemiştir. Nöbetçi savcı olduğu bir dönemde, 5 ay önce serbest kalan bir şüpheliyi yeniden tutuklamaya sevk etmiş ve dosyaya bakan sulh ceza hakimini örtülü biçimde tehdit etmiştir. WhatsApp üzerinden hakimle irtibata geçen savcı, siyasi bağlantıları olduğunu, dosyanın Ankara’da rahatsızlık yarattığını iddia ederek “Başınıza bir şey gelmesin” tarzında ifadeler kullanmıştır.
Ailenin şikayeti üzerine dosya HSK’ya intikal etmiş ve HSK İkinci Dairesi, savcı D.A. hakkında tedbiren görevden uzaklaştırma kararı vermiştir. Bu karar, savcıların görevlerini kötüye kullanmasının yargı erki üzerindeki güveni zedelediğini ve derhal idari tedbir alınması gerektiğini göstermektedir.
5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun ve 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu çerçevesinde savcıların disiplin soruşturması HSK tarafından yürütülmektedir. Rüşvet, görevi kötüye kullanma ve yargı mensubuna yakışmayan davranışlar, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 252 (rüşvet), m. 257 (görevi kötüye kullanma) ve m. 279 (görevi sırasında suçu bildirmeme) gibi maddeleri ihlal edebilir.
Avukatlar ve hukuk profesyonelleri açısından bu olay, müvekkillerin yargı mensuplarından gelebilecek hukuka aykırı taleplere karşı dikkatli olmasını, derhal savcılık veya HSK’ya şikayette bulunulması gerektiğini hatırlatmaktadır. Yargı mensuplarının tarafsızlığı, Anayasa m. 138 ve HMK m. 30 ilkeleriyle güvence altına alınmıştır. Bu tür olaylar, yargıya olan kamu güvenini zedelemekte ve adil yargılanma hakkını (Anayasa m. 36, AİHS m. 6) doğrudan etkilemektedir.
HSK’nın hızlı müdahalesi, yargı etiğinin korunması bakımından olumlu bir adımdır. Ancak olayın ceza yargılaması boyutunun da titizlikle yürütülmesi, benzer vakaların önlenmesi için caydırıcı cezaların verilmesi gerekmektedir. Savcıların görevden uzaklaştırılması, geçici bir tedbirdir; asıl disiplin ve ceza soruşturmalarının sonucuna göre meslekten ihraç veya başka yaptırımlar gündeme gelebilir.
Bu karar, avukatlara mesleki etik açısından da ders niteliğindedir. Müvekkillerin yargı sürecinde karşılaştığı hukuka aykırı teklifler derhal belgelenmeli ve yetkili mercilere bildirilmelidir. Yargının saygınlığı, ancak bu tür suiistimallerin sıfır toleransla takip edilmesiyle korunabilir. (Word count: 712)
Not: Olayda ölen veya vefat eden bir kişi bulunmadığından atlama kuralı uygulanmamıştır. Haber, rüşvet suçu ve savcı disiplin soruşturması gibi hukuki boyutlar içerdiği için işlenmiştir.
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Gerçek Zarar Kalemlerini Öğrendikten Sonra İkinci ve Üçüncü Kez Dava Açılması Mahkemeye Erişim Hakkının Kötüye Kullanılması Kapsamındadır
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, aynı trafik kazasından kaynaklanan zarar kalemlerini tek dava yerine üç ayrı dava ile talep etmenin mahkemeye erişim hakkının kötüye kullanılması ve usul ekonomisi ilkesinin ihlali anlamına geldiğine hükmetti. Karar, avukatların vekalet ücreti taleplerinde dürüstlük kuralı ve yargısal taciz kavramlarını dikkate almaları açısından önemli bir emsal teşkil ediyor.
İstanbul Barosu Seçimleri: Ümit Kocasakal, Cumhuriyetçi Güç Birliği’nin Çatı Adayı Oldu
Önce İlke Çağdaş Avukatlar, Önce Avukat ve İstanbul Milliyetçi Avukatlar Gruplarının birleşerek oluşturduğu Cumhuriyetçi Güç Birliği, Prof. Dr. Ümit Kocasakal’ı 2026 İstanbul Barosu Başkanlığı için çatı aday olarak belirledi.