Rekabet İhlallerinin Tespitinde Yapay Zekâ Çıktılarının Delil Değeri: Rekabet Hukuku Açısından Değerlendirme
Lawantra
29.07.2026
Rekabet hukuku alanında ön araştırma ve soruşturma süreçleri, teşebbüsler üzerinde ağır maddi ve manevi sonuçlar doğurmaktadır. Rekabet Kurumu’nun bir teşebbüs hakkında soruşturma başlattığının kamuoyuna yansıması, ticari itibarın zedelenmesi, iş ortaklıklarının risk altına girmesi ve borsa değerinde düşüş gibi telafisi güç zararlara yol açabilmektedir. Bu nedenle idarenin takdir yetkisini kullanırken ölçülülük, hukuki güvenlik ve silahların eşitliği ilkelerine azami özen göstermesi zorunludur.
Son dönemde kamu ihalelerine ilişkin büyük veri setlerinin yapay zekâ algoritmalarıyla analiz edildiği sistemler devreye alınmıştır. Bu sistemler, belirli teşebbüslerin teklif davranışlarında istatistiksel benzerlikler tespit ederek “şüpheli örüntü” sınıflandırması yapabilmektedir. Ancak algoritmik analiz, yalnızca veriler arasındaki korelasyonu gösterir; bu korelasyonun arkasında hukuka aykırı bir anlaşma, uyumlu eylem veya koordinasyon olup olmadığını hukuki bir değerlendirmeye tabi tutamaz.
Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 4. maddesi, teşebbüsler arası anlaşma, uyumlu eylem ve rekabeti engelleme, bozma veya kısıtlama amacını taşıyan veya bu etkiyi doğuran davranışları yasaklamaktadır. Rekabet Kurulu’nun yerleşik içtihadı ve Yargıtay kararları, paralel davranışların tek başına uyumlu eylem için yeterli olmadığını, teşebbüsler arasında irtibat veya koordinasyonu gösteren ek delillerin bulunması gerektiğini açıkça ortaya koymuştur. Yapay zekânın tespit ettiği “%90 benzer davranış deseni”, piyasa koşullarının, maliyet yapılarının, ham madde fiyatlarındaki ortak hareketin veya rasyonel iktisadi kararların doğal sonucu olabileceği gibi, hukuka aykırı bir anlaşmanın da sonucu olabilir. Algoritma bu ayrımı yapamaz.
Dolayısıyla yapay zekâ çıktıları, rekabet ihlalinin varlığına dair “tek başına kesin delil” olarak kabul edilmemelidir. Bu çıktılar, ancak diğer maddi olgular, tanık beyanları, iletişim kayıtları, iktisadi raporlar ve teşebbüsler arasındaki irtibatı gösteren somut delillerle desteklendiğinde yardımcı emare niteliği taşıyabilir. Aksi halde, yalnızca algoritmik korelasyona dayanılarak soruşturma açılması veya idari para cezası verilmesi, “eksik inceleme” ve “hukuki güvenlik ilkesi ihlali” gerekçeleriyle idari yargıda iptal riski taşımaktadır.
Silahların eşitliği ilkesi gereğince, Rekabet Kurumu algoritmik analize dayandığı takdirde, algoritmanın kullandığı parametreleri, veri setini, ağırlıklandırma kriterlerini ve değerlendirme metodolojisini teşebbüse şeffaf biçimde sunmak zorundadır. Aksi halde teşebbüsün savunma hakkının etkili şekilde kullanılması engellenmiş olur. Bu durum, aynı zamanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m.6 ve Anayasa m.36 çerçevesinde adil yargılanma hakkı ile de bağlantılıdır.
Rekabet Kurulu’nun 14.01.2016 tarih ve 16-02/44-14 sayılı kararı, paralel davranışların tek başına ihlal unsuru oluşturmadığını bir kez daha teyit etmiştir. Yapay zekâ temelli denetimlerde de aynı ilkenin korunması, rekabet hukukunun temel mantığıyla uyumludur.
Sonuç ve Avukatlara Mesleki Öneriler
Yapay zekâ, rekabet ihlallerinin tespitinde güçlü bir yardımcı araç olabilir ancak hukuki değerlendirmenin yerini alamaz. Avukatlar, müvekkillerine yönelik algoritmik soruşturmalarda şu hususlara odaklanmalıdır: (i) algoritmanın kullandığı parametrelerin şeffaf biçimde talep edilmesi, (ii) paralel davranışların iktisadi rasyonaliteyle açıklanması için kapsamlı iktisadi rapor hazırlanması, (iii) ek delil yokluğunun “eksik inceleme” gerekçesiyle vurgulanması, (iv) idari para cezası aşamasında ölçülülük ilkesi ve cezaların bireyselleştirilmesi taleplerinin güçlü biçimde ortaya konulması.
Rekabet hukuku pratiğinde uzmanlaşan avukatlar, yapay zekâ temelli denetimlerin artmasıyla birlikte savunma stratejilerini veri bilimi, iktisat ve hukuk disiplinlerini birleştiren multidisipliner bir yaklaşımla güncellemelidir. Aksi takdirde, algoritmik “şüphe”nin hukuki “ihlal”e dönüştürülmesi, teşebbüsler için ağır idari para cezaları ve uzun yargı süreçleri anlamına gelecektir.
Rekabet Kurumu’nun algoritmik sistemleri kullanırken şeffaflık, nesnellik ve somut delil şartını gözetmesi, hem hukuki güvenlik ilkesinin korunması hem de rekabet politikasının etkinliği açısından kritik öneme sahiptir.
(Makale yaklaşık 650 kelime olup, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun, Rekabet Kurulu kararları, idari yargı içtihadı ve ilgili literatür ile birlikte incelenmelidir.)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Danıştay 2. Daire: Daha Önce Pilotaj Kursundan Başarısız Olanların Yeniden Başvurusunu Engelleyen Şartın İptali
Danıştay 2. Daire, Kara Havacılık sınıfına geçişte “daha önce pilotaj kursuna tefrik edilip başarısız olmamak” şartını hukuka aykırı bularak iptal etti. Karar, normlar hiyerarşisi, hukuki güvenlik ilkesi ve eşitlik ilkesi açısından avukatlar için önemli emsal teşkil etmektedir.
KVKK Kamu Tüzel Kişiliği Bulunan Veri Sorumlularının İnternet Üzerinden Kişisel Veri Paylaşımına İlişkin İlke Kararı
Kişisel Verileri Koruma Kurulu, kamu kurum ve kuruluşları ile kamu tüzel kişiliğini haiz diğer veri sorumlularının internet ortamında kişisel veri paylaşımına ilişkin önemli bir İlke Kararı yayınladı. Karar, 6698 sayılı Kanun’un temel ilkelerine uyumun sağlanması ve idari para cezası riskinin azaltılması açısından avukatlar ve veri koruma uzmanları için kritik öneme sahiptir.