Özel Teknelerin Donatımı ve Özel Tekneleri Kullanacak Kişilerin Yeterlikleri Hakkında Yönetmelikte Yapılan Değişiklikler
Lawantra
03.07.2026
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, denizcilik sektöründe faaliyet gösteren profesyonellerin ve özel tekne sahiplerinin uyması gereken kuralları belirleyen yönetmelikte önemli değişiklikler gerçekleştirmiştir. 17 Ocak 2026 tarihli ve 33140 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Özel Teknelerin Donatımı ve Özel Tekneleri Kullanacak Kişilerin Yeterlikleri Hakkında Yönetmelik’te yapılan değişiklikler, özellikle yeterlik belgeleri, donatım zorunlulukları ve belirli spor amaçlı deniz araçlarının kapsam dışı tutulması konularında avukatların yakından takip etmesi gereken yenilikler içermektedir.
Yapılan değişikliklerin en önemlilerinden biri, Yönetmeliğin 5. maddesinin ikinci fıkrasına “veya gemici yeterlik belgesi” ibaresinin eklenmesidir. Bu düzenleme ile ADB 10 yeterlik belgesine alternatif olarak gemici yeterlik belgesine sahip kişilerin de özel tekneleri kullanabilmesine imkân tanınmıştır. Denizcilik hukuku alanında faaliyet gösteren avukatlar açısından bu değişiklik, müvekkillerinin yeterlik belgesi uyuşmazlıklarında yeni bir hukuki dayanak oluşturması bakımından önem arz etmektedir.
Aynı maddenin sekizinci fıkrasına eklenen “ile Gençlik ve Spor Bakanlığınca tescil edilmiş spor kulübü ve federasyonların envanterinde kayıtlı olup da münhasıran spor faaliyetleri için kullanılan gemi, deniz ve içsu araçlarını” ibaresi ise yarış sınıfı teknelerinin yanı sıra belirli spor kulüplerine ait araçların da yönetmeliğin bazı yükümlülüklerinden muaf tutulmasını sağlamaktadır. Bu muafiyet, özellikle spor hukuku ile deniz hukuku kesişiminde çalışan hukukçular için dikkat çekicidir. Zira bu araçların ticari olmayan spor amaçlı kullanımı, sigorta, vergi ve idari yaptırım rejimleri bakımından farklı değerlendirmeleri gerektirebilir.
Yönetmeliğin 5. maddesinin dokuzuncu fıkrası tamamen değiştirilerek şu hüküm getirilmiştir: “(9) Sekizinci fıkrada belirtilen deniz araçları hariç olmak üzere özel tekne ve yatlar, EK-2’de yer alan teçhizat listesine göre donatılır.” Bu değişiklik, spor amaçlı araçlar dışındaki tüm özel tekne ve yatların standart donatım listesine uymak zorunda olduğunu net bir şekilde ortaya koymaktadır. Avukatlar, müvekkillerine verdikleri danışmanlık hizmetlerinde bu teçhizat listesinin güncel halini dikkate almak zorundadır.
Yönetmeliğin 14. maddesinin ikinci fıkrasında “özel tekneler” ibaresi “ticari yatlar” olarak değiştirilmiştir. Bu düzenleme, ticari faaliyet gösteren yatlar ile özel tekneler arasındaki ayrımın daha net yapılmasını amaçlamaktadır. Ticari yat işletmeciliği yapan şirketlerin hukuki sorumlulukları, sigorta yükümlülükleri ve idari para cezaları bakımından bu ayrım kritik öneme sahiptir.
- maddenin altıncı fıkrasında ise teknik bir düzeltme yapılmış; “0,25 mg/ml” ibaresi “0,25 mg/L” olarak değiştirilmiştir. Bu değişiklik, alkol ölçüm biriminin standartlaştırılması açısından önem taşımakta olup, özellikle denizde alkollü seyir vakalarında delil değerlendirmesi yapacak hukukçular için bağlayıcı bir standart getirmektedir.
En kapsamlı değişiklik ise EK-2’de yapılmıştır. Özel tekne ve yatların zorunlu donatım listesinde güncellemeler içeren bu değişiklik, güvenlik ekipmanlarından acil durum malzemelerine, navigasyon cihazlarından yangın söndürme sistemlerine kadar geniş bir yelpazeyi kapsamaktadır. Avukatlar, müvekkillerinin tekne satın alma, kiralama veya işletme sözleşmelerinde bu yeni listeye uyumun hukuki sonuçlarını dikkatle değerlendirmelidir.
Yönetmelik, 17 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girecektir. Bu geçiş süreci, mevcut tekne sahipleri ve işletmecileri için önemli uyum yükümlülükleri getirmektedir. Özellikle sigorta poliçelerinin güncellenmesi, yeterlik belgelerinin revize edilmesi ve donatım eksikliklerinin giderilmesi konularında doğabilecek uyuşmazlıklarda avukatların rolü büyüktür.
Denizcilik hukuku açısından bakıldığında, bu değişiklikler Türkiye’nin uluslararası denizcilik sözleşmelerine uyum sürecinin bir parçası olarak değerlendirilebilir. Özellikle SOLAS, COLREG ve STCW gibi uluslararası standartlarla uyumlu hale getirilen ulusal mevzuat, hem yerli hem yabancı bayraklı teknelerin Türkiye karasularındaki faaliyetlerini yakından etkileyecektir.
Hukuk profesyonelleri, bu düzenlemenin özellikle şu alanlarda pratik yansımalarını dikkate almalıdır: tekne satış ve devir sözleşmeleri, charter sözleşmeleri, denizde sorumluluk ve tazminat davaları, idari para cezalarına itiraz süreçleri ve sigorta uyuşmazlıkları. Ayrıca, Gençlik ve Spor Bakanlığı tesciline tabi spor kulüplerinin deniz araçlarının hukuki statüsünün netleştirilmesi, spor kulüplerinin hukuki danışmanları açısından da yeni bir çalışma alanı yaratmıştır.
Sonuç olarak, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın bu yönetmelik değişikliği, denizcilik sektöründe güvenlik standartlarını yükseltmeyi, yeterlik belgelerinde esneklik sağlamayı ve spor amaçlı faaliyetleri desteklemeyi hedeflemektedir. Avukatlar ve hukuk profesyonelleri, 17 Temmuz 2026 tarihinden itibaren uygulanacak yeni hükümleri müvekkillerine zamanında aktararak olası idari ve hukuki riskleri minimize etmelidir.
Bu değişikliklerin uzun vadede deniz turizmi, yat inşası, sigorta sektörü ve spor faaliyetleri üzerindeki etkileri yakından takip edilmelidir. Özellikle EK-2’deki donatım listesinin güncel hali, yargı mercileri önünde tekne donatımına ilişkin uyuşmazlıklarda temel referans belgesi haline gelecektir.
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Acil Çağrı Hattına Yapılan İhbar Üzerine Gerekli İşlemin Yapılmaması Halinde İdarenin Hukuki Sorumluluğu
Doç. Dr. Enver Kaşlı’nın incelemesinde, Danıştay’ın 155 acil çağrı ihbarına işlem yapılmaması nedeniyle idarenin hizmet kusuru ile sorumlu tutulduğu 2022/891 E., 2024/3907 K. sayılı kararı detaylı olarak ele alınmakta ve acil çağrı hizmetlerinin idare hukuku açısından önemine dikkat çekilmektedir.
Danıştay 10. Daire’nin 2022/891 E., 2024/3907 K. sayılı Kararı: 155 Acil Çağrı Hattına Yapılan İhbar Üzerine İşlem Yapılmamasının İdari Sorumluluğu
Danıştay, yaralı bir vatandaşın 155 Polis İmdat hattını arayarak yardım istemesine rağmen gerekli bildirimin yapılmaması nedeniyle idarenin hizmet kusuru bulunduğuna hükmetmiş ve tazminat davasının reddi kararını bozmuştur.