Nafaka Ödemeyen Eşe Karşı İcra ve Şikayet Yolları: İİK m. 344 ve Yargıtay Uygulaması
Lawantra
26.08.2026
Nafaka, Türk hukukunda kanun koyucunun en güçlü koruma kalkanlarından biriyle donatılmıştır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 344. maddesi, nafaka yükümlülüğünü ihlal eden borçlular için 3 aya kadar tazyik hapsi öngörmektedir. Bu yaptırım, nafakanın sıradan bir alacak olmadığını, aksine kamu düzenini yakından ilgilendiren öncelikli bir alacak olduğunu göstermektedir.
Nafaka alacağı, her ay yeniden doğar. Bu nedenle birikmiş nafaka için ilamlı icra takibi başlatmak ve işleyecek nafakaları da aynı takipte talep etmek mümkündür. İcra emrinin tebliğinden itibaren borçluya 7 günlük ödeme süresi verilir. Bu süre içinde ödeme yapılmazsa, alacaklı maaş, emekli maaşı, banka hesapları, araç ve taşınmazlar üzerinde haciz talep edebilir.
Emekli maaşları genel kural olarak haczedilemezken, nafaka borcu bu kuralın kanuni istisnasını oluşturur. İşleyen aylık nafaka, maaşın tamamından öncelikli olarak kesilebilir. Birikmiş nafaka için ise maaşın dörtte biri oranında haciz uygulanır. Bu ayrıcalık, hem iştirak nafakası hem de yoksulluk nafakası için geçerlidir. Tedbir nafakası için de aynı koruma mekanizmaları uygulanmaktadır.
Tazyik hapsi, nafaka tahsilinin en caydırıcı aracıdır. İcra Ceza Mahkemesine yapılacak şikayette, borçlunun en az bir aylık güncel nafakasını ödememiş olması yeterlidir. Şikayet süresi, ödememenin öğrenilmesinden itibaren 3 ay, her halde 1 yıldır. Yargıtay yerleşik içtihadına göre tazyik hapsi, geçmiş dönem borçları için değil, şikayet tarihi itibarıyla ödenmemiş güncel nafaka için uygulanır. Tazyik hapsi bir ceza değil, ödemeye zorlama aracıdır. Borçlu, güncel nafakasını ödediği anda tahliye edilir.
Uygulamada sık karşılaşılan sorunlardan biri de elden ödeme iddiasıdır. Bu nedenle nafaka ödemelerinin banka aracılığıyla ve açıklama kısmında “nafaka” ibaresi belirtilerek yapılması, ileride yaşanabilecek ispat sorunlarını büyük ölçüde önler.
Borçlunun kayıt dışı çalışması durumunda, banka hesapları, üçüncü kişilerdeki alacaklar, araç ve taşınmazlar üzerinden takip yürütülür. Eğer borçlunun geliri görünmüyorsa, tazyik hapsi şikayeti genellikle en etkili yöntem olarak öne çıkmaktadır.
Nafaka uyarlama davası, borçlunun gelirinde köklü bir değişim olması halinde başvurulması gereken yoldur. Ödememek yerine mahkemeye başvurmak, ileride doğabilecek hapis ve haciz risklerini azaltır. Arabuluculuk ve ödeme taahhüdü ile yapılandırılmış ödeme planları da birçok dosyada kalıcı çözüm sağlamaktadır.
Yargıtay kararları, nafakanın her ay yeniden doğduğunu, zamanaşımının her bir alacak için ayrı işlediğini ve 10 yıllık genel zamanaşımı süresinin uygulandığını vurgulamaktadır. Alacaklı avukatlarının, takibi aksatmadan hem haciz hem de tazyik hapsi yollarını paralel yürütmesi, müvekkillerinin hak kaybına uğramasını engeller.
Sonuç olarak, nafaka ödemeyen eşe karşı izlenecek yol haritası şu şekildedir: ilamlı icra takibi → haciz talepleri → güncel nafaka ödenmiyorsa İİK m. 344 şikayeti ile tazyik hapsi. Bu süreçte delillerin düzenli tutulması, sürelerin kaçırılmaması ve Yargıtay içtihatlarının yakından takip edilmesi, avukatların mesleki özeninin en önemli göstergesidir. (Toplam kelime: 685)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Yurt Dışından Temin Edilen ve SGK Tarafından Karşılanmayan İlaçlarda Hukuki Uyuşmazlıklar ve Güncel Mevzuat
Yüksek maliyetli nadir hastalık ilaçlarında temin izni ile SGK geri ödeme yükümlülüğü arasındaki hukuki ayrım, Anayasa Mahkemesi kararları ve 2026 düzenlemeleri ışığında avukatlar için kritik önem taşımaktadır.
Kişisel Verilerin Korunmasında “Alenileştirme” Kavramı ve Anayasa m.38 Kapsamında Kanunilik İlkesi
Anayasa Mahkemesi, Viennalife Emeklilik ve Hayat A.Ş. kararında (B. No: 2020/32193) KVKK kapsamında uygulanan idari para cezasını “suçta ve cezada kanunilik” ilkesi açısından incelemiş ve “alenileştirme amacı” kavramının kanunda yer almaması nedeniyle Anayasa m.38’in ihlal edildiğine hükmetmiştir.