Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliğinde Önemli Değişiklikler: Merkezi Sınav Puanlı Okul Kapsamına Alınma ve Diploma Düzenlemeleri
Lawantra
03.07.2026
Millî Eğitim Bakanlığı tarafından 7 Eylül 2013 tarihli ve 28758 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Millî Eğitim Bakanlığı Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği'nde köklü değişiklikler yapılmıştır. Yapılan düzenlemeler, özellikle merkezi sınav puanıyla öğrenci alan liselerin kapsamına alınma usullerini detaylandırırken, yabancı uyruklu öğrencilerin diploma haklarını da genişletmektedir. Bu değişiklikler, eğitim hukuku alanında faaliyet gösteren avukatlar ve idari yargı mensupları için yakından takip edilmesi gereken bir dizi yeni usul ve ilkeyi içermektedir.
Değişikliğin temelini oluşturan Yönetmeliğin 20/B maddesi baştan sona revize edilmiştir. Yeni düzenlemeye göre, okul/program/alanın merkezi sınav puanıyla öğrenci alan okul kapsamına alınması ve mevcut okulların izleme sürecinde; akademik başarı, gerçekleştirilen proje ve program dışı faaliyetler, alınan sertifika, tescil ve belgeler, ulusal ve uluslararası yarışmalara katılım ve elde edilen başarılar ile paydaşlarla yürütülen iş birliği çalışmaları gibi çok boyutlu kriterler esas alınacaktır. Bu kriterler, idari kararların gerekçelendirilmesi ve olası iptal davalarında önemli delil unsurları oluşturacaktır.
Merkezi sınav puanıyla öğrenci alan okul teklifleri ve onay süreci ise katı bir takvim ve hiyerarşik komisyon sistemiyle düzenlenmiştir. Buna göre başvurular ocak ayı içerisinde il/ilçe millî eğitim müdürlüklerine yapılmakta, il değerlendirme komisyonu Bakanlıkça hazırlanan kılavuza göre değerlendirme gerçekleştirmektedir. Komisyonun şubat ayı sonuna kadar il teklif komisyonuna sunacağı raporlar, talep halinde Bakanlığa iletilmek üzere il millî eğitim müdürlüklerinde saklanacaktır. Aday okullar mart ayı sonuna kadar merkezi sınav puanıyla öğrenci alan okul il teklif komisyonunca değerlendirilecek ve nisan ayı sonuna kadar Bakanlık tespit komisyonuna iletilecektir. Bakanlık tespit komisyonu ise nisan sonuna kadar mütalaalarını tamamlayarak tekliflerini Bakan onayına sunacak, onaylanan okullar en geç mayıs ayı sonuna kadar ilgili valiliğe bildirilecektir.
Özel bir düzenleme ile fen liseleri ve sosyal bilimler liselerinin bu usule tabi olmaksızın doğrudan Ortaöğretim Genel Müdürlüğünün teklifi ve Bakan onayı ile kapsamına alınabileceği hükme bağlanmıştır. Benzer şekilde, Meslekî ve Teknik Eğitim Genel Müdürlüğüne bağlı okullardaki alan/dal/program türlerinden merkezi sınav puanıyla öğrenci alacaklar ile program çeşitliliğine dayalı eğitim faaliyetleri yürüten Anadolu imam hatip liselerinden merkezi sınav puanıyla öğrenci alacaklar da ilgili genel müdürlüklerin teklifi ve Bakan onayı ile bu kapsama dahil edilebilecektir. Bu istisnai hükümler, idari takdir yetkisinin sınırlarını ve yargısal denetim imkanlarını yakından ilgilendirmektedir.
İl değerlendirme komisyonu yapısı da netleştirilmiştir. Komisyon; valilik onayıyla il millî eğitim müdürünün görevlendireceği, okulun bağlı bulunduğu birimi temsilen bir il müdür yardımcısı veya şube müdürü ile iki eğitim müfettişinden oluşacaktır. Komisyon, aday okulları Bakanlıkça hazırlanan kılavuzdaki ölçütlere göre inceleyerek değerlendirme raporunu hazırlayacaktır. İzleme ve değerlendirme faaliyetleri ise ilgili genel müdürlüğün izleme ve değerlendirme daire başkanlığı koordinesinde, il millî eğitim müdürlüklerinde kurulan komisyonla eş güdüm içinde yürütülecektir. Yönetmeliğin 20/B maddesine eklenen yedinci fıkra ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların Bakanlıkça hazırlanacak kılavuzla belirleneceği hükme bağlanmıştır. Kılavuzun hukuki niteliği, idari yargıda sıkça tartışılan “yumuşak hukuk” araçları açısından önem arz etmektedir.
Yönetmeliğin 69. maddesine eklenen yeni yedinci fıkra ise önemli bir diploma düzenlemesi getirmektedir. Buna göre, ülkemizdeki resmî ortaöğretim okullarından mezun olan yabancı uyruklu öğrencilere, talepleri halinde normal diplomanın yanı sıra hem Türkçe hem de yabancı dilde düzenlenen Anadolu lisesi diploması verilebilecektir. İkinci diplomaya ilişkin usul ve esaslar yine Bakanlıkça belirlenecektir. Bu düzenleme, uluslararası özel hukuk, tanınma ve tenfiz süreçleri ile yabancı uyruklu kişilerin statüsüne ilişkin davalarda yeni hukuki tartışmalara zemin hazırlayabilir.
Son olarak, Yönetmeliğin EK-6’sı tamamen yürürlükten kaldırılmıştır. Değişiklikler, yayımı tarihinde yürürlüğe girmiş olup hükümlerinin yürütülmesi Millî Eğitim Bakanı’na verilmiştir.
Bu değişiklikler, eğitim kurumlarının idari statüsünün belirlenmesinde şeffaflık, nesnellik ve hesap verebilirlik ilkelerini güçlendirmeyi amaçlamaktadır. Avukatlar açısından bakıldığında, komisyon kararlarına karşı idari yargı yoluna başvurulması, gerekçe zorunluluğu, eşitlik ilkesi ve ölçütlerin hukuka uygunluğu gibi konulara ilişkin dava stratejileri geliştirilmesi gerekecektir. Özellikle komisyon raporlarının saklanması, takvim disiplini ve istisnai onay usulleri, idari işlemin iptali davalarında kritik delil ve usul meseleleri yaratacaktır. Hukuk profesyonellerinin, bu yeni usulleri yakından takip ederek müvekkillerine daha etkin hukuki danışmanlık sunması beklenmektedir.
Değişikliklerin uzun vadede, merkezi sınav sisteminin kalitesini artırma, okullar arasında rekabeti nesnel kriterlere dayandırma ve uluslararası öğrenci hareketliliğini kolaylaştırma gibi amaçlar taşıdığı değerlendirilmektedir. Ancak uygulamada ortaya çıkabilecek belirsizliklerin, idari yargı mercilerince giderilmesi gerekecektir. Bu bağlamda, yönetmelik değişiklikleri eğitim hukuku pratiğinde önemli bir dönüm noktası olarak kabul edilmelidir.
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Acil Çağrı Hattına Yapılan İhbar Üzerine Gerekli İşlemin Yapılmaması Halinde İdarenin Hukuki Sorumluluğu
Doç. Dr. Enver Kaşlı’nın incelemesinde, Danıştay’ın 155 acil çağrı ihbarına işlem yapılmaması nedeniyle idarenin hizmet kusuru ile sorumlu tutulduğu 2022/891 E., 2024/3907 K. sayılı kararı detaylı olarak ele alınmakta ve acil çağrı hizmetlerinin idare hukuku açısından önemine dikkat çekilmektedir.
Danıştay 10. Daire’nin 2022/891 E., 2024/3907 K. sayılı Kararı: 155 Acil Çağrı Hattına Yapılan İhbar Üzerine İşlem Yapılmamasının İdari Sorumluluğu
Danıştay, yaralı bir vatandaşın 155 Polis İmdat hattını arayarak yardım istemesine rağmen gerekli bildirimin yapılmaması nedeniyle idarenin hizmet kusuru bulunduğuna hükmetmiş ve tazminat davasının reddi kararını bozmuştur.