Meslekten İhraç Edilen Eski Hâkim, Adliyede Sahte Kimlikle Yakalandı
Lawantra
10.08.2026
Hukuk camiasını derinden sarsan olaylardan biri, 2019 yılında Hakimler ve Savcılar Kurulu (HSK) kararıyla meslekten ihraç edilen 55 yaşındaki eski hâkim A.E.’nin İstanbul Anadolu Adliyesi’nde sahte kimlik kullanarak yakalanmasıdır. Olay, adalet mekanizmasının içindeki güven unsurunu ve ihraç edilen kişilerin yargı binalarına erişiminin denetlenmesi konusunu bir kez daha gündeme getirmiştir.
Sabah gazetesinin haberine göre olay, A.E.’nin yanında iki kişiyle birlikte Kaçakçılık Bürosu Kalem Müdürü Oğuzhan Kötek’in odasına gelmesiyle başlamıştır. Kendisini Anadolu Adliyesi’nde aktif olarak asliye hukuk hâkimliği yaptığını belirten A.E., sahte kimlik kartını göstererek yeğeninin şüpheli sıfatıyla yer aldığı bir dosyanın hangi savcıda olduğunu öğrenmeye çalışmıştır. Görüşme sırasında şüpheli davranışlar sergileyen A.E. ve yanındakilerin çelişkili ifadeleri üzerine Kalem Müdürü, sicil numarası talebinde bulunmuştur. Soruyu geçiştiren A.E. üzerine Anadolu Adliyesi ile iletişime geçilmiş ve böyle bir aktif hâkimin bulunmadığı tespit edilmiştir.
Durumun Başsavcı Vekiline bildirilmesi üzerine adliye güvenlik ve polis ekipleri devreye girmiştir. Kamera kayıtlarından şüphelilerin adliye yemekhanesinde olduğu belirlenmiş ve burada gözaltına alınmışlardır. Savcılık aşamasında A.E., hâkim olduğunu söylemesinin dosya sürecini hızlandırmak için olduğunu, herhangi bir menfaatinin bulunmadığını ve sahte kimliği yerde bulduğunu ileri sürmüştür. Ancak bu savunmalar Sulh Ceza Hâkimliği nezdinde kabul görmemiştir.
Nöbetçi Sulh Ceza Hâkimliği, A.E.’nin tutuklanmasına, diğer iki şüphelinin ise adli kontrol tedbirleriyle serbest bırakılmasına karar vermiştir. Olay, TCK m. 263 (resmi belgeyi sahte olarak düzenleme, kullanma) ve TCK m. 272 (görevi kötüye kullanma) gibi maddeler açısından önemli hukuki tartışmaları da beraberinde getirmektedir. Özellikle meslekten ihraç edilmiş bir kişinin adliye binasına girerek hâkimlik sıfatını kullanmaya devam etmesi, yargı teşkilatının güvenlik protokolleri ve erişim kontrollerinin yeterliliği konusunda ciddi soru işaretleri yaratmaktadır.
Hukuk profesyonelleri açısından olay, HSK kararlarının etkin şekilde uygulanması, ihraç edilen kişilerin yargı binalarına girişinin engellenmesi ve sahte kimlik kullanımının yarattığı güvenlik risklerinin değerlendirilmesi bakımından önem taşımaktadır. Adalet Bakanlığı ve HSK’nın bu tür olaylar sonrasında güvenlik prosedürlerini gözden geçirmesi beklenmektedir.
Olay aynı zamanda, yargı mensuplarının etik sorumlulukları ve meslekten ihraç sonrası davranışlarının yarattığı toplumsal algı açısından da değerlendirilmelidir. Bir hâkimin, mesleğinden ihraç edildikten sonra sahte kimlikle adliyeye girerek dosya takibi yapmaya çalışması, yargıya olan kamu güvenini derinden zedeleyen bir tablodur. Bu tür vakalar, yargı bağımsızlığı ve saygınlığının korunması için daha sıkı denetim mekanizmalarının kurulması gerektiğini göstermektedir.
Sonuç olarak, olay basit bir kimlik sahteciliği vakası olmanın ötesinde, yargı teşkilatının iç güvenlik sistematiği, ihraç kararlarının uygulanması ve adalet hizmetine erişimin denetlenmesi konularında önemli dersler içermektedir. Hukukçular olarak bu tür olayları yalnızca ceza hukuku açısından değil, yargı etiği, idari hukuk ve güvenlik hukuku boyutlarıyla da ele almamız gerekmektedir. Yargı mensuplarının disiplin soruşturmaları ve ihraç kararlarının etkin takibi, adalet sisteminin temel taşlarından biridir.
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Türkiye Barolar Birliği 57. Kuruluş Yıldönümünde Atatürk’ün Huzurunda
Türkiye Barolar Birliği'nin 57. kuruluş yıl dönümünde Anıtkabir ziyareti ve Birlik Başkanı Erinç Sağkan'ın özel deftere yazdığı notun hukuk ve Cumhuriyet değerleri açısından analizi.
Millete Danışmadan 'Yaptım Oldu' Mantığıyla Hukuk Reformu Olmaz
Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi'nin eşitlik, adalet ilkeleri ve terör suçlarındaki istisnalar açısından yarattığı hukuki sorunlar ile 'yaptım oldu' yaklaşımının demokrasi ve hukuk devleti açısından değerlendirilmesi.