Konkordato Hukukunda Dürüstlük İlkesi ve Finansal Şeffaflık Yükümlülüğü
Lawantra
04.07.2026
Türk hukukunda konkordato, ekonomik zorluk içindeki dürüst borçlunun korunmasını amaçlayan istisnai bir yeniden yapılandırma kurumudur. TMK m.2’de düzenlenen “Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.” hükmü, konkordato hukukunun da temelini oluşturmaktadır. Dürüstlük ilkesi, yalnızca başvuru aşamasında değil, geçici mühletten konkordatonun infazına kadar tüm süreçte geçerlidir.
İcra ve İflas Kanunu (İİK) sistematiğinde konkordato, borçlunun ticari faaliyetlerini sürdürmesini ve alacaklıların mümkün olan en yüksek oranda tatmin edilmesini hedeflemektedir. Bu nedenle borçlunun dürüst olması, konkordatonun ön şartıdır. Borçlunun malvarlığını azaltıcı işlemler yapması, gerçeğe aykırı mali tablolar sunması, stok kayıtlarını fiili duruma uymayacak şekilde şişirmesi, kasa mevcudunu fiktif olarak göstermesi veya nakit akış projeksiyonlarını iyimser varsayımlarla hazırlaması, dürüstlük kuralına aykırılık teşkil eder.
13 Mayıs 2026 tarihli ve 33252 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Konkordato Talebine Eklenecek Belgeler Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik, finansal raporlamada önemli standartlar getirmiştir. Borçluların mali tablolarının ortak muhasebe standartlarına göre hazırlanması ve “makul güvence veren bağımsız denetim raporu” sunulması zorunlu hale getirilmiştir. Bu değişiklik, şekli belge denetiminden maddi doğruluk denetimine geçişi temsil etmektedir.
Ancak bağımsız denetim raporları, borçlu tarafından sunulan bilgilere dayandığından, mahkeme ve konkordato komiserinin stok sayımları, banka mutabakatları, kasa fiili sayımları ve cari hesap hareketleri üzerinde etkin maddi inceleme yapması zorunludur. Gerçeğe aykırı mali veriler üzerine kurulan konkordato talebi, İİK m.286’da öngörülen belge sunma yükümlülüğünü şeklen yerine getirse dahi TMK m.2 anlamında dürüstlük ilkesini ihlal eder.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin çeşitli kararları bu ilkeyi somutlaştırmaktadır. 2025/1636 E., 2025/2895 K. sayılı kararda, borçlunun komiser talimatlarına uymaması, mali tablolar ile fiili durum arasındaki uyumsuzluklar ve ön projenin makul olmaması gerekçesiyle konkordato talebinin reddine ve iflasına karar verilmiştir. 2021/3467 E., 2022/1994 K. sayılı kararda ise alacaklılar arasında eşitlik ilkesine aykırı ödeme planı, fiktif alacak yaratma ve dürüstlük kuralına aykırılık nedeniyle tasdik kararı bozulmuştur.
Diğer Yargıtay kararları (2024/1049 E., 2024/1882 K.; 2025/836 E., 2025/1467 K.; 2025/2477 E., 2025/3248 K.) konkordatonun feshi, iflas kararı, komiser talimatlarına uymama ve kötü niyet unsurlarını detaylı biçimde ele almaktadır. Bu kararlar, konkordato hukukunda dürüstlük ilkesinin hem davranışsal hem de finansal boyutunun yargısal denetimde temel alındığını göstermektedir.
Avukatlar için konkordato başvurularında mali tabloların doğruluğunu sağlamak, bağımsız denetim raporlarının kapsamını değerlendirmek, komiser raporlarını incelemek ve olası iflas veya fesih risklerini öngörmek kritik öneme sahiptir. Dürüstlük ilkesi, konkordato kurumunun meşruiyetinin temelini oluşturduğundan, bu ilkeye aykırı davranışlar hem konkordato talebinin reddine hem de iflas kararına yol açabilmektedir.
Sonuç olarak, konkordato hukukunda dürüstlük ilkesi, finansal şeffaflık yükümlülüğüyle bütünleşmiştir. 2026 Yönetmelik değişikliği bu anlayışı güçlendirmektedir. Hukuk profesyonelleri, konkordato süreçlerini yönetirken mali verilerin ekonomik gerçeklikle uyumunu, TMK m.2 ve İİK hükümlerini birlikte değerlendirmelidir. Bu yaklaşım, hem dürüst borçluların korunmasını hem de alacaklıların menfaatlerinin adil biçimde gözetilmesini sağlayacaktır.
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Danıştay 3. Dairesi’nin 2022/2864 E., 2024/6301 K. Sayılı Kararı: Varlık Barışı Beyanının İdarece Kabul Edilmesi ve Sonradan Müdahale Yasağı
Danıştay, idarenin varlık barışı başvurusunu kabul edip vergiyi tahsil ettikten sonra aynı dönemler için inceleme yaparak tarhiyat yapmasının hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırı olduğuna hükmetmiştir.
Danıştay 3. Dairesi’nin 2023/6468 E., 2025/4877 K. Sayılı Kararı: Varlık Barışı Beyanında İspat Yükü ve İlliyet Bağı
Danıştay, 7186 sayılı Kanun kapsamında varlık barışı beyanının ticari faaliyetten kaynaklanan kayıt dışı hasılatı koruma altına almadığını, mükellefin beyan edilen tutarın kayıt dışı gelirden kaynaklandığını somut delillerle ispat etmek zorunda olduğunu kararında vurgulamıştır.