Kısmi Davada Alınan Bilirkişi Raporunun Ek Dava Bakımından Kesin Delil Niteliği: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun Önemli İçtihadı
Lawantra
06.08.2026
Avukatlar ve hukuk profesyonelleri için usul hukuku alanında en kritik meselelerden biri, kısmi dava ile ek dava arasındaki ilişkinin delil ve kesin hüküm açısından nasıl değerlendirileceğidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 01.12.2022 tarihli, 2021/429 E., 2022/1650 K. sayılı kararı, bu konuda önemli bir içtihat ortaya koymuştur. Karar, kural olarak kısmi davada alınan bilirkişi raporunun ek dava için kesin delil niteliğinde olmadığını kabul etmekle birlikte, raporun tüm yargısal denetim yollarından geçmesi ve usulü kazanılmış hakların oluşması halinde kesin delil olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.
Somut olayda davacı avukat, davalılardan birinin vekili olarak diğer davalıya karşı açılan davayı takip etmiş, ancak tarafların avukatı devre dışı bırakarak sulh olmaları üzerine vekalet ücretinin tahsili için önce kısmi dava açmıştır. ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/55 E. sayılı dosyasında toplam vekalet ücretinin 137.229,81 TL olarak tespit edildiği, taleple bağlı kalınarak 2.000 TL üzerinden hüküm kurulduğu ve bakiye için eldeki ek davanın açıldığı görülmektedir. İlk derece mahkemesi, davanın ek dava niteliğinde olduğunu, kesinleşen dosyadaki bilirkişi raporunda belirlenen bedelden ilk davada hükmedilen miktarın düşülmesi suretiyle kalan kısmın tahsiline karar vermiştir.
Davalıların istinaf ve temyiz başvuruları üzerine süreç uzamış, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi bozma kararı vermiştir. Bozma gerekçesi, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 05.10.2018 tarihli, 2017/6 E., 2018/9 K. sayılı kararıdır. Bu içtihadı birleştirme kararı, Avukatlık Kanunu'nun 165. maddesindeki "ücret dolayısıyla müteselsil sorumluluk" hallerinden sulh veya anlaşmayla sonuçlanan işlerde, avukat ile iş sahibi arasında yapılan ücret sözleşmesine göre ödenmesi gereken akdi vekalet ücretinin, karşı tarafı (hasmı) bağlamayacağına hükmetmiştir. Karar, özel hukuk ilişkilerinin nisbiliği ilkesini, hukuk güvenliği ve sulh müessesesinin teşvik edilmesi gerekliliğini gerekçe olarak göstermiştir.
Ancak ilk derece mahkemesi direnme kararı vermiştir. Direnme gerekçesi, kısmi davanın tespit hükmünün ek dava için kesin hüküm oluşturması ve kesin hüküm bulunan hallerde sonradan çıkan içtihadı birleştirme kararlarının uygulanamayacağıdır. Hukuk Genel Kurulu, direnme kararını incelemiş ve uyuşmazlığı "kesinleşmiş karara dayanılarak açılan ek davada 2018 tarihli içtihadı birleştirme kararının uygulanıp uygulanamayacağı" noktasında toplamıştır.
HGK, öncelikle kısmi dava ve ek dava kavramlarını detaylı biçimde ele almıştır. Talep konusunun bölünebilir olduğu hallerde kısmi dava açılabileceğini, bunun feragat anlamına gelmediğini ve saklı tutulan kısım için ek dava açılabileceğini belirtmiştir. Her davanın tespit ve eda kısımlarından oluştuğunu vurgulayan Kurul, kısmi davada kesinleşen kararın tespit kısmının ek dava için bağlayıcı kesin hüküm oluşturduğunu kabul etmiştir. Bu bağlamda, kısmi dava tamamen veya kısmen kabul/red ile sonuçlandığında borç ilişkisinin varlığı/yokluğu tümüyle tespit edilmiş olur. Bu tespit, kamu düzenine ilişkin olup re'sen gözetilmelidir.
Kısmi davada alınan bilirkişi raporunun ek dava açısından değerlendirilmesine gelince; kural olarak bu raporların ek dava için kesin delil olmadığı öğreti ve uygulamada kabul edilmektedir. Ancak HGK, önemli bir istisnaya işaret etmiştir: Rapor, tümüyle inceleme ve itiraz konusu yapılmış, tüm yargısal denetim yollarından (istinaf, temyiz) geçerek toplam alacak miktarını ortaya koyacak şekilde kesinleşmiş ve taraflar yönünden usulü kazanılmış haklar oluşmuşsa, takdiri delil niteliğindeki rapor bu halde kesin delil olarak değerlendirilmelidir. Bu ilke, HGK'nın önceki kararlarında da (2018/9-148 E., 2021/1183 K.; 2020/3-253 E., 2022/624 K.) vurgulanmıştır.
Somut olayda, avukatın vekalet ücretinin 137.229,81 TL olarak tespit edildiği kısmi dava, 13.04.2017 tarihinde onanarak kesinleşmiştir. Bu karar, 2018 tarihli içtihadı birleştirme kararından önce kesinleştiği için tespit hükmü ek dava için bağlayıcıdır. Dolayısıyla her iki davalının da müteselsilen sorumlu olduğu hususu yeniden tartışılamaz. HGK, direnme kararını yerinde bulmuş, ancak bedel yönünden inceleme yapılmak üzere dosyayı Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'ne göndermiştir.
Bu karar, avukatlar açısından büyük önem taşımaktadır. Vekalet ücretinin tahsili amacıyla açılan davalarda, özellikle sulh veya anlaşmayla sonuçlanan işlerde müteselsil sorumluluk sınırlarının netleştirilmesi, usulü kazanılmış hakların korunması ve bilirkişi raporlarının delil değeri konularında yol göstericidir. Hukuk profesyonelleri, kısmi dava stratejisi kurarken raporun tüm yönleriyle yargısal denetime tabi tutulmasını sağlamalı, aksi halde ek davada yeniden inceleme riskiyle karşılaşabilirler.
Karar aynı zamanda Yargıtay 5. Hukuk Dairesi'nin 15.01.2025 tarihli, 2024/8336 E., 2025/633 K. sayılı kararında da referans alınmıştır. Kamulaştırmasız el atma tazminatı davasında kısmi dava ile ek dava ilişkisinde, ilk davada kesinleşen bilirkişi raporunun ek dava için bağlayıcı olduğu, yeniden rapor alınmasına gerek olmadığı vurgulanmıştır. Bu içtihat, kamulaştırma hukuku alanında da benzer prensiplerin geçerli olduğunu göstermektedir.
Sonuç olarak, HGK kararı avukatlara şu mesajı vermektedir: Kısmi davada raporun tümü yargısal denetime açıldığında ve kesinleştiğinde, bu rapor ek dava için kesin delil niteliği kazanır. Kesin hüküm bulunan konularda sonradan çıkan içtihadı birleştirme kararları uygulanamaz. Bu prensip, usul ekonomisi, hukuki güvenlik ve kazanılmış hakların korunması ilkeleriyle uyumludur. Avukatlar, dava stratejilerinde bu ayrımı gözeterek müvekkillerinin haklarını daha etkin koruyabilirler.
(Toplam kelime sayısı: 928)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
2027 Yılı Emlak Vergisi İçin Bina Metrekare Normal İnşaat Maliyet Bedelleri Belirlendi
Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliği (Seri No: 90) ile 2027 yılında uygulanacak metrekare normal inşaat maliyet bedelleri Resmî Gazete’de yayımlandı. Tebliğ, vergi değeri tespitinde kullanılacak cetvelleri detaylı biçimde içermektedir.
7589 Sayılı Kanun ile TCK m. 158’e Eklenen Dördüncü Fıkra: Dolandırıcılığa Sınırlı İştirak ve Ceza İndirimi
Yeni düzenleme, banka hesabı veya kartı veren kişilerin dolandırıcılığa sınırlı katkısını yarı oranda indirim nedeni saymaktadır. Makale, hükmün uygulama koşullarını, hukuki niteliğini, içtima sorunlarını ve pratik etkilerini detaylı biçimde incelemektedir.