Kişisel Verilerin Korunmasında “Alenileştirme” Kavramı ve Anayasa m.38 Kapsamında Kanunilik İlkesi
Lawantra
26.08.2026
Kişisel verilerin korunması alanında yaşanan hızlı teknolojik gelişmeler, hukuki güvencelerin daha titiz uygulanmasını zorunlu kılmaktadır. Özellikle idari yaptırımların temel hak ve özgürlükler üzerindeki etkisi göz önüne alındığında, “suçta ve cezada kanunilik” ilkesinin idari kabahatler bakımından da taşıdığı önem artmaktadır. Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) 27.01.2026 tarihli ve 2020/32193 başvuru numaralı Viennalife Emeklilik ve Hayat A.Ş. kararı, bu açıdan avukatlar ve hukuk profesyonelleri için kritik bir emsal teşkil etmektedir.
I. Kanunilik İlkesinin Anayasal ve Uluslararası Temelleri
Demokratik hukuk devletinde devletin cezalandırma yetkisinin sınırlandırılması, birey özgürlüğünün temel güvencelerinden biridir. Bu güvence, Anayasa’nın 38. maddesinde ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 7. maddesinde düzenlenen “suçta ve cezada kanunilik” ilkesi ile sağlanmaktadır. İlke, bireylerin hangi fiillerinin yaptırıma tabi olduğunu önceden bilmelerini, kamu otoritelerinin ise keyfi veya genişletici yorumlarla hareket etmesini engellemeyi amaçlar.
AYM içtihadına göre idari yaptırımlar da, belirli koşullar altında Anayasa m.38’in koruma alanına girmektedir. Kabahatler Kanunu m.4’te düzenlenen kanunilik ilkesi, suç ve ceza rejimine göre daha esnek bir yapı sunsa da, bu esnekliğin ilkenin özünü ortadan kaldırmayacak sınırlar içinde kalması zorunludur. Kanunda açıkça yer almayan bir kavramın, idari yorum veya rehberler yoluyla genişletilerek yaptırım gerekçesi haline getirilmesi, öngörülebilirlik ve hukuki güvenlik ilkelerine aykırılık oluşturur.
II. Viennalife Kararının Somut Olayı ve AYM’nin Değerlendirmesi
Başvuruya konu olayda, daha önce herhangi bir ticari ilişki bulunmayan bir şikayetçi, Viennalife Emeklilik ve Hayat A.Ş. tarafından aranması üzerine kişisel verilerinin açık rızası olmadan işlendiği iddiasıyla Kişisel Verileri Koruma Kurulu’na başvurmuştur. Şirket, adı, soyadı ve telefon numarasının “hizmetburada.com” adlı herkese açık internet sitesinden alındığını, dolayısıyla KVKK m.5/2-d kapsamında açık rıza aranamayacağını savunmuştur.
Kişisel Verileri Koruma Kurulu ise verilerin bir dönem internet ortamında bulunmasının tek başına yeterli olmadığını, verilerin “alenileştirilme amacı” dışında kullanıldığını belirterek KVKK m.12/1-a ve m.18/1-b hükümleri uyarınca idari para cezası uygulamıştır. Sulh Ceza Hakimliği ve itiraz yollarının tüketilmesinin ardından Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapılmıştır.
AYM Genel Kurulu, kararında öncelikle kabahatler bakımından da kanunilik ilkesinin uygulanabilir olduğunu vurgulamıştır (§34-39). KVKK m.5/2-d hükmünde “kişisel verilerin ilgili kişi tarafından alenileştirilmesi” ifadesine yer verildiği halde, “alenileştirme amacı”, bu amaca aykırılığın kapsamı ve hukuki sonuçları hususunda herhangi bir kanuni düzenleme bulunmadığı tespit edilmiştir.
Mahkeme’ye göre, kanunda yer almayan “alenileştirme amacı” ölçütünün yalnızca Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na İlişkin Uygulama Rehberi’ne dayanılarak yorumlanması ve bu yorumun idari yaptırım gerekçesi yapılması, KVKK hükümlerinin öngörülemeyecek şekilde genişletilmesi anlamına gelmektedir (§43). Ayrıca veri sorumlusunun belirlenmesi ve ilk yayın platformunun sorumluluğu konularında da yeterli inceleme yapılmadığı belirtilmiştir (§44).
Sonuç olarak AYM, oybirliğiyle başvurucu şirket aleyhine uygulanan idari para cezasının Anayasa m.38’de güvence altına alınan kanunilik ilkesini ihlal ettiğine hükmetmiştir (B. No: 2020/32193, 27.01.2026).
III. Kararın Avukatlar ve Hukuk Pratiği Açısından Değerlendirilmesi
Bu karar, özellikle KVKK uygulamalarında idari para cezalarına itiraz eden avukatlar için önemli bir dayanak sunmaktadır. Kararda altı çizilen temel husus, kanunda açıkça düzenlenmemiş bir kavramın (alenileştirme amacı) yorum yoluyla yaptırımın merkezine yerleştirilemeyeceğidir. Bu yaklaşım, benzer birçok idari yaptırım uyuşmazlığında “kanunilik” savunmasının güçlendirilmesine imkan tanır.
Karar aynı zamanda Kabahatler Kanunu m.4’ün sınırlarını netleştirmektedir. Kanun, kabahatlerin belirlenmesinde idarenin genel ve düzenleyici işlemleriyle çerçevenin doldurulmasına izin verse de, yaptırımın türü, süresi ve miktarının mutlaka kanunla belirlenmesi gerektiğini vurgular. AYM, somut olayda idarenin iç işlem niteliğindeki yorum ve rehberlerinin, kanuni çerçevenin ötesine geçtiğini tespit etmiştir.
Hukuk profesyonelleri açısından kararın bir diğer önemli yönü, temel hak ve özgürlüklerin sınırlanmasında Anayasa m.13 ile m.38 arasındaki ilişkiyi vurgulamasıdır. Kişisel verilerin korunması, aynı zamanda özel hayatın gizliliği hakkının da bir parçasıdır. Bu hakkın idari yaptırımlarla sınırlandırılması durumunda, kanunilik güvencesinin titizlikle uygulanması zorunludur.
IV. Pratik Sonuçlar ve Gelecekteki Uyuşmazlıklar
Viennalife kararı, KVKK m.5/2-d’nin dar yorumlanması gerektiğini ortaya koymaktadır. Alenileştirilen verilerin işlenmesinde “amacın” kanunda düzenlenmemiş olması, bu amacın dışına çıkıldığı iddiasıyla idari para cezası uygulanmasını hukuken sorunlu hale getirmektedir. Bu durum, veri sorumlularının açık rıza mekanizması dışındaki hukuki dayanakları kullanırken daha temkinli olmasını gerektirecektir.
Avukatlar, benzer uyuşmazlıklarda şu hususlara dikkat etmelidir:
- KVKK’da açıkça yer almayan kavramların rehber veya Kurul içtihatlarıyla genişletilerek yaptırım gerekçesi yapılmasının kanunilik ilkesine aykırılığı,
- İdari yaptırım kararlarında somut olayın bütün unsurlarının (veri kaynağının niteliği, ilk yayın platformu, kullanım amacı) kanuni dayanaklar çerçevesinde değerlendirilmesi zorunluluğu,
- Kabahatler Kanunu m.4’ün esnekliğinin, ilkenin özünü zedeleyecek ölçüde genişletilemeyeceği gerçeği.
Sonuç olarak Viennalife Emeklilik ve Hayat A.Ş. kararı, idari yaptırımlarda kanunilik ilkesinin sınırlarını belirleyen önemli bir Genel Kurul kararıdır. Karar, hem kişisel verilerin korunması hukukunun hem de idari kabahatler rejiminin geleceğindeki tartışmalara ışık tutmaktadır. Avukatların müvekkillerini temsil ederken bu içtihadı titizlikle dikkate alması, hukuki güvenlik ilkesinin somut olaylarda etkili biçimde uygulanmasına katkı sağlayacaktır.
(Word count: 912)
Etiketler: Kişisel Verilerin Korunması, KVKK, Kanunilik İlkesi, Anayasa Mahkemesi, İdari Para Cezası, Alenileştirme, Veri Sorumluluğu
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Yurt Dışından Temin Edilen ve SGK Tarafından Karşılanmayan İlaçlarda Hukuki Uyuşmazlıklar ve Güncel Mevzuat
Yüksek maliyetli nadir hastalık ilaçlarında temin izni ile SGK geri ödeme yükümlülüğü arasındaki hukuki ayrım, Anayasa Mahkemesi kararları ve 2026 düzenlemeleri ışığında avukatlar için kritik önem taşımaktadır.
Terörle Mücadele Görevinde Yaralanan Ancak Vazife Malulü Sayılmayan Personele Özel Aylık Hakkı Getirildi
7594 sayılı Kanun ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’na eklenen Geçici Madde 20, terörle mücadele sırasında yaralanan ancak gazi statüsü kazanamayan TSK, Jandarma, Sahil Güvenlik, Emniyet ve MİT personeline özel sosyal güvenlik aylığı bağlanmasını öngörmektedir.