Kişisel Sağlık Verileri Hakkında Yönetmelikte Yapılan Değişiklikler ve Hukuki Etkileri
Lawantra
04.07.2026
Sağlık Bakanlığı, Kişisel Sağlık Verileri Hakkında Yönetmelikte önemli değişiklikler yaparak, özellikle tanıların yeniden değerlendirilmesi mekanizmasını hukuki bir çerçeveye kavuşturmuştur. 21 Haziran 2019 tarihli ve 30808 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan orijinal yönetmeliğin dördüncü bölüm başlığı “Kişisel Sağlık Verilerinin Gizlenmesi, Düzeltilmesi, Yeniden Değerlendirilmesi, İmha Edilmesi ve Aktarılması” olarak güncellenmiştir. Bu başlık değişikliği, konunun sistematik olarak ele alınmasını amaçlamaktadır.
Yönetmeliğin 13. maddesinin ikinci fıkrası da revize edilmiştir. Yeni düzenlemeye göre, ilgili başvuruyla sınırlı olmak üzere Genel Müdürlük tarafından tesis edilen işlem, sağlık hizmeti sunucusunun kendi veri tabanında da gerçekleştirilecektir. Bu veriyi işleyen diğer kurum ve kuruluşların veri tabanlarında da aynı işlemin yapılması, ilgili mevzuat hükümleri kapsamında ilgili kurum ve kuruluş tarafından değerlendirilecektir. Bu hüküm, veri tutarlılığının sağlanması ve idari işlemlerin koordinasyonunu güvence altına almaktadır.
En önemli yenilik ise 13. maddeden sonra eklenen 13/A maddesidir. Bu madde, “Kişisel sağlık verilerinin yeniden değerlendirilmesi” başlığını taşımaktadır. Buna göre, önceden konulmuş tanıların, kişinin güncel sağlık durumu esas alınarak yeniden değerlendirilmesi için ilgililer sağlık hizmeti sunucularına başvurabilir. Başvuru usulü, tanının niteliğine göre farklılaşmaktadır: Tek hekim tarafından konulan tanılarda üç hekimli sağlık kurulu tarafından; üç hekimli sağlık kurulu ya da tam teşekküllü sağlık kurulu tarafından konulan tanılarda ise yalnızca tam teşekküllü sağlık kurulu tarafından yeniden değerlendirilerek durum bildirir sağlık kurulu raporu düzenlenir.
Maddeye göre, birinci fıkra uyarınca tanının kişinin güncel durumunda bulunmadığına ilişkin alınmış bir durum bildirir sağlık kurulu raporu varsa, bu tanılar esas alınarak tesis edilecek iş ve işlemlerde anılan rapor doğrultusunda işlem yapılır. İlgili mevzuatında yer alan düzenlemeler saklı kalmak kaydıyla, işe giriş süreçleri başta olmak üzere tüm süreçlerde geçmişte alınmış olan tanılar esas alınamaz. Birinci fıkraya istinaden düzenlenen durum bildirir sağlık kurulu raporu dikkate alınır.
Bu düzenleme, avukatlar ve hukuk profesyonelleri açısından kritik öneme sahiptir. Özellikle iş hukuku, sosyal güvenlik hukuku ve tazminat davalarında eski tıbbi tanıların hukuki geçerliliği sorgulanabilecektir. İşe giriş muayenelerinde, maluliyet tespitlerinde, iş göremezlik raporlarında ve idari kararların iptali davalarında yeni raporun bağlayıcılığı, yargısal denetimde önemli bir dayanak oluşturacaktır.
Yönetmelik değişikliği, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu ile uyumlu olarak veri minimizasyonu, güncellik ve doğruluk ilkelerini güçlendirmektedir. Sağlık hizmeti sunucularının veri tabanlarında yapılan işlemlerin diğer kurumlara yansıtılması zorunluluğu, idari işlemlerin hukuka uygunluğunu artırırken, aynı zamanda veri sorumlularının yükümlülüklerini de genişletmektedir.
Uygulamada bu değişiklik, özellikle kronik hastalıklar, meslek hastalıkları ve engellilik oranlarının yeniden tespiti süreçlerinde sıkça başvurulacak bir mekanizma haline gelecektir. Avukatlar, müvekkilleri adına bu yeniden değerlendirme başvurularını hazırlarken, raporların usulüne uygun şekilde alınmasını, gerekçelerinin tıbbi literatürle desteklenmesini ve idari yargı yoluna taşınması gereken durumlarda zamanaşımı sürelerini dikkatle takip etmelidir.
Değişiklik, aynı zamanda hekimlerin ve sağlık kurullarının sorumluluğunu da artırmaktadır. Yanlış veya eksik düzenlenen yeniden değerlendirme raporları, tıbbi malpraktis davalarına veya idari yaptırımlara yol açabileceğinden, raporların gerekçeli, bilimsel ve hukuka uygun olması büyük önem taşımaktadır.
Sonuç olarak, bu yönetmelik değişikliği, kişisel sağlık verilerinin dinamik yapısını kabul ederek, eski tanıların güncel tıbbi duruma uyarlanmasını zorunlu kılmaktadır. Bu durum, hukuk pratiğinde hasta haklarının korunması, adil yargılanma ilkesi ve idari işlemlerin hukuki denetimi açısından yeni bir dönemi başlatmaktadır. Avukatların bu yeni prosedürü yakından takip etmesi, müvekkillerine daha etkin hukuki danışmanlık sunmaları bakımından zorunludur.
Yönetmelik 4. maddesi gereğince yayımı tarihinde yürürlüğe girmiş olup, 5. maddesi ile Sağlık Bakanı yürütme yetkisine haiz kılınmıştır. Bu düzenleme, Türk hukuk sisteminde veri koruma rejimi ile tıbbi hukukun kesişim noktasında önemli bir adım olarak değerlendirilmelidir.
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Danıştay 3. Dairesi’nin 2022/2864 E., 2024/6301 K. Sayılı Kararı: Varlık Barışı Beyanının İdarece Kabul Edilmesi ve Sonradan Müdahale Yasağı
Danıştay, idarenin varlık barışı başvurusunu kabul edip vergiyi tahsil ettikten sonra aynı dönemler için inceleme yaparak tarhiyat yapmasının hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırı olduğuna hükmetmiştir.
Danıştay 3. Dairesi’nin 2023/6468 E., 2025/4877 K. Sayılı Kararı: Varlık Barışı Beyanında İspat Yükü ve İlliyet Bağı
Danıştay, 7186 sayılı Kanun kapsamında varlık barışı beyanının ticari faaliyetten kaynaklanan kayıt dışı hasılatı koruma altına almadığını, mükellefin beyan edilen tutarın kayıt dışı gelirden kaynaklandığını somut delillerle ispat etmek zorunda olduğunu kararında vurgulamıştır.