Kira Tespit İlamlarının İcrası: Kira Farkı İçin İlamsız, Vekâlet Ücreti İçin İlamlı Takip Stratejisi
Lawantra
10.07.2026
Kira tespit davaları, Türk hukukunda en sık karşılaşılan uyuşmazlıklardan biridir. Bu davalar sonucunda verilen ilamların icra hukuku bakımından karma (hibrit) bir nitelik taşıması, uygulamada önemli usul sorunlarını beraberinde getirmektedir. İlamın kira bedelinin tespiti kısmının “tespit hükmü”, yargılama giderleri ve vekâlet ücreti kısmının ise “eda hükmü” niteliğinde olması, alacaklı avukatların izleyeceği icra yolunu doğrudan belirlemektedir.
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre, kira tespit ilamı eda hükmü içermediğinden kira farkı alacağı için ilamlı icra takibi (İİK m. 32 vd.) mümkün değildir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2018/4305 E., 2018/9893 K. sayılı kararı ile Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 2014/15653 E., 2015/18128 K. sayılı kararı bu hususu net bir şekilde ortaya koymuştur. Bu durumda kira farkının tahsili için İİK m. 269 ve devamı hükümleri uyarınca ilamsız takip yolu (Örnek 13 ödeme emri – tahliye talepli) tercih edilmelidir. Zira kesinleşmiş kira tespit ilamı, İİK m. 68 anlamında kesin delil niteliğinde bir belge oluşturur.
Öte yandan, ilamın vekâlet ücreti, yargılama giderleri ve harçlara ilişkin kısımları eda hükmü taşıdığından, bu fer’i alacaklar için ilamlı icra takibi (Örnek 4-5) yoluna başvurulması mümkündür ve hatta zorunludur. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2009/25227 E., 2010/6799 K. sayılı kararı ile Yargıtay 8. Hukuk Dairesi’nin 2015/3679 E., 2015/13004 K. sayılı kararı bu ayrımı teyit etmektedir.
İcra sürecinin en kritik ön şartı ise “kesinleşme”dir. 12 Kasım 1979 tarihli Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca, kira tespit ilamları kesinleşmeden infaz edilemez. Bu kural, hem asıl alacak (kira farkı) hem de fer’i alacaklar (vekâlet ücreti, yargılama gideri) için geçerlidir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2009/25151 E., 2010/7082 K. ve 2007/1231 E., 2007/4050 K. sayılı kararları bu zorunluluğu vurgulamaktadır.
Avukatların stratejik yaklaşımı şu şekilde özetlenebilir: (1) İlamın kesinleşme şerhini aldıktan sonra, (2) kira farkı için ilamsız takip (Örnek 13), (3) vekâlet ücreti ve yargılama giderleri için ayrı bir ilamlı icra takibi başlatılmalıdır. Her iki takibin aynı dosyada birleştirilmesi de Yargıtay 12. Hukuk Dairesi’nin 2007/13130 E., 2007/16657 K. sayılı kararı ile kabul edilmiştir. Ancak usul ekonomisi açısından ayrı dosyalar daha risksiz olabilir.
Doktrinde de baskın görüş, ilamın “bölünebilir” niteliği üzerinedir. Tespit hükmü niteliğindeki kira bedeli belirlemesi ilamlı icraya konu edilemezken, fer’i alacaklar ilamlı icraya elverişlidir. Bazı yazarlar harç kaleminin statüsü konusunda nüanslar bulunsa da genel eğilim, harçların da yargılama gideri kapsamında ilamlı takibe konu edilebileceği yönündedir.
Uygulamada karşılaşılan en önemli risk, kira farkının hatalı şekilde ilamlı icraya konulmasıdır. Bu durumda borçlu, süresiz şikayet yoluyla takibin iptalini talep edebilmektedir. İcra mahkemeleri ise ilamın hüküm fıkrasını yorum yoluyla genişletemez (Yargıtay 8. HD, 2012/10577 E., 2012/13100 K.). Bu nedenle avukatların ilamın niteliğini doğru tespit etmesi ve müvekkillerine gerçekçi strateji sunması büyük önem taşımaktadır.
Faiz başlangıcı bakımından da ayrım yapılmalıdır. Kira farkı için faiz, kural olarak kararın kesinleştiği tarihten itibaren işletilirken, vekâlet ücreti ve yargılama giderleri için karar tarihinden itibaren faiz yürütülebilmektedir (kesinleşme şartı saklı kalmak kaydıyla). Muacceliyet ise kesinleşmeyle birlikte başlar.
Sonuç olarak, kira tespit ilamlarının icrası, Yargıtay’ın “yoğun ve istikrarlı” içtihatlarıyla şekillenmiş bir alandır. Avukatlar, bu ikili ayrımı (ilamsız-ilamlı) ve kesinleşme şartını titizlikle gözeterek müvekkillerinin hak kaybına uğramasını önlemelidir. Bu strateji, hem alacağın hızlı tahsilini sağlar hem de olası şikayet ve iptal risklerini minimize eder. Özellikle kira hukuku pratiği yoğun olan meslektaşlarımızın, bu hususları her somut olayda yeniden değerlendirmesi, mesleki özenin bir gereğidir.
Uygulamada görülen bir diğer önemli nokta, ilamın inşai mi yoksa tespit mi olduğu tartışmasıdır. Yargıtay bu tartışmaya girmekten kaçınsa da, icra hukuku bakımından tespit hükmü olarak ele alınması yerleşik uygulamadır. Bu husus, ilerleyen dönemde doktrinel gelişmelerle yeniden şekillenebilir.
Kira tespit ilamlarının icrasına ilişkin bu bütüncül yaklaşım, avukatlara hem teorik hem pratik bir rehber sunmaktadır. Müvekkil menfaatini en iyi şekilde korumak için, ilamın niteliğinin doğru analiz edilmesi ve Yargıtay kararlarının güncel olarak takip edilmesi şarttır.
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin 2020/15317 E., 2022/15453 K. Sayılı Kararı Işığında Uzlaştırma ve Zincirleme Suç Uygulaması
Hakaret, kasten yaralama ve tehdit suçlarında uzlaştırma hükümlerinin uygulanması, zincirleme suç şartlarının oluşup oluşmadığı ve Yargıtay’ın bozma gerekçeleri detaylı olarak ele alınıyor.
Nefret ve Ayrımcılık Suçu: TCK m. 122 Kapsamında Hukuki Değerlendirme ve Uygulama Esasları
TCK’nın 122. maddesinde düzenlenen nefret ve ayrımcılık suçu, korunan hukuki yarar, maddi-manevi unsurlar, koruma grupları ve Yargıtay içtihatları ışığında avukatlar için detaylı bir analiz sunuyor.