Karayolları Trafik Yönetmeliğinde Görüntü Cihazları ve Ses Sistemleri Konusunda Önemli Değişiklikler
Lawantra
03.07.2026
İçişleri Bakanlığı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'nın ortak çalışması sonucu Karayolları Trafik Yönetmeliği'nde önemli değişiklikler yapılmıştır. 18 Temmuz 1997 tarihli ve 23053 mükerrer sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Yönetmelik'te yer alan düzenlemeler, özellikle sürücünün görüş alanını engelleyen unsurlar, görüntü cihazlarının kullanımı ve araç içi ses sistemlerine yönelik katı kurallar getirmektedir. Bu değişiklikler, trafik hukuku uygulayıcıları, ceza avukatları ve idari para cezası ihtilaflarıyla uğraşan hukuk profesyonelleri için kritik önem taşımaktadır.
Öncelikle Yönetmeliğin 3. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine iki yeni alt bent eklenmiştir. 'Görüntü Cihazı' tanımı, sürücünün izleme ve kullanma sahasında kalan ve aracın hareketi sırasında televizyon veya video yayını izlenen cihaz olarak belirlenmiştir. 'Sürücü Görüş Alanı' ise sürücü koltuğu dikey ve en yüksek sürüş konumunda iken, sürücünün ön cam, ön yan camlar ile dış aynalar aracılığıyla yolu, trafiği ve çevresini doğrudan veya dolaylı olarak görebildiği alan şeklinde tanımlanmıştır. Bu tanımlar, ileride oluşabilecek idari yaptırımların ve olası ceza davalarının hukuki dayanağını oluşturacaktır.
Yönetmeliğin 63. maddesine eklenen yeni fıkra ile sürücü görüş alanı içerisinde kalan aksesuar ve eşyaların, sürücünün karayolunu, yaya/araç hareketlerini, trafik işaret levhalarını/cihazlarını ve yer işaretlemelerini görmesini engelleyecek şekilde bulundurulması yasaklanmıştır. Araç üretimindeki orijinal donanımlar saklı kalmak üzere, direksiyon simidinin veya gösterge panelinin en üst seviyesinden itibaren beş santimetreyi aşmayacak yükseltiler ile ön cama monte edilen araç kamerası ve telefon tutucu istisna kapsamında değerlendirilmiştir. Bu istisnalar, uygulamada sıkça tartışılacak sınırları belirlemektedir.
En kapsamlı değişiklik ise 144. maddede yapılmıştır. Maddenin birinci fıkrasına eklenen yeni bentlere göre; araçtaki ses cihazlarını, sesi araçtan dışarıya taşacak ve kamunun rahat ve huzurunu bozacak şekilde kullanmak yasaklanmış, aykırı davranışlara 2918 sayılı Kanun'un 72. maddesinin birinci fıkrası uyarınca işlem yapılacağı belirtilmiştir. Sürücülerin seyir halinde iken izleme ve kullanma sahası içinde kalan görüntü cihazlarında video veya televizyon yayını izlemeleri de yasaklanmıştır. Bu yasağa uymayanlara Kanun'un 72. maddesinin ikinci fıkrası kapsamında işlem yapılacaktır. Ancak sürüş, park veya navigasyon yardımı amacıyla kullanılan cihazlar, araç içi ve dışını gösteren kamera ve kayıt cihazları ile aracın kontrolü ve sistem ayarlarına ilişkin cihazların bu yasak kapsamında değerlendirilmeyeceği açıkça hükme bağlanmıştır.
Ayrıca, araç üreticisi tarafından belirlenen alanlar saklı kalmak kaydıyla, araçlarda ilave hoparlör, amplifikatör, subwoofer ve benzeri ses sistemlerinin bulundurulması veya kullanılması yasaklanmıştır. İstisna olarak, araçların bagaj kısmında ilave bir adet maksimum 45 Hz subwoofer ile bir adet maksimum 300 watt amplifikatör bulundurulabileceği belirtilmiştir. İlave sistemlerin standartlara aykırı olması, bagajda birden fazla bulunması veya sesin dışarı taşarak kamunun huzurunu bozması halinde yine Kanun'un 72/2 maddesi uyarınca idari işlem yapılacaktır. Bu hükümler, özellikle trafik denetimlerinde ve sulh ceza hakimliklerine yapılan itirazlarda önemli delil ve usul meseleleri yaratacaktır.
Yönetmeliğe ekli 2 sayılı Cetvel'de de 'Görüntü cihazları' satırı değiştirilmiştir. Ticari amaçla yolcu taşımacılığı yapılan M2 ve M3 sınıfı araçlarda, şoförlerin izleyemeyeceği şekilde koltuklara, koltuk önündeki ayırma duvarlarına, mutfak ünitesine veya yolcuya yakın herhangi bir yerde bireysel sesli ve görüntülü cihaz bulundurulabileceği, ancak bu cihazların şoförler tarafından yönetilemeyeceği hükme bağlanmıştır.
Tüm bu değişiklikler, yayımı tarihinde yürürlüğe girmiş olup hükümleri ilgili üç Bakan tarafından birlikte yürütülecektir. Düzenlemeler, sürücü güvenliği, trafik akışının sağlanması ve kamunun huzurunun korunması amaçlarını taşımaktadır. Hukuk açısından bakıldığında, idari para cezalarına itiraz davalarında tanımlar, istisnalar ve Kanun'un 72. maddesinin uygulanma şartları merkezi tartışma konusu olacaktır. Ceza avukatları, olası kabahatler ile kasıt unsuru arasındaki ayrımı, idari yargı avukatları ise orantılılık ve belirlilik ilkelerine ilişkin değerlendirmeleri sıkça ele almak zorunda kalacaktır.
Değişiklikler, aynı zamanda yapay zekâ destekli trafik denetim sistemleri ve araç içi dijital teknolojilerin yaygınlaşmasıyla birlikte daha da önem kazanacaktır. Trafik hukuku pratiğinde bu yeni kuralların yaratacağı uyuşmazlıkların, Yargıtay ve idari mahkemelerce oluşturulacak içtihatlarla şekilleneceği öngörülmektedir. Avukatların, müvekkillerine verecekleri danışmanlıkta bu detaylı düzenlemeleri titizlikle dikkate almaları mesleki özen gereği olarak öne çıkmaktadır.
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Acil Çağrı Hattına Yapılan İhbar Üzerine Gerekli İşlemin Yapılmaması Halinde İdarenin Hukuki Sorumluluğu
Doç. Dr. Enver Kaşlı’nın incelemesinde, Danıştay’ın 155 acil çağrı ihbarına işlem yapılmaması nedeniyle idarenin hizmet kusuru ile sorumlu tutulduğu 2022/891 E., 2024/3907 K. sayılı kararı detaylı olarak ele alınmakta ve acil çağrı hizmetlerinin idare hukuku açısından önemine dikkat çekilmektedir.
Danıştay 10. Daire’nin 2022/891 E., 2024/3907 K. sayılı Kararı: 155 Acil Çağrı Hattına Yapılan İhbar Üzerine İşlem Yapılmamasının İdari Sorumluluğu
Danıştay, yaralı bir vatandaşın 155 Polis İmdat hattını arayarak yardım istemesine rağmen gerekli bildirimin yapılmaması nedeniyle idarenin hizmet kusuru bulunduğuna hükmetmiş ve tazminat davasının reddi kararını bozmuştur.