IBAN Mağduru Kesinleşmiş Mahkumiyetlerde Yeni Yasal Düzenleme: Uyarlama ve Etkin Pişmanlık İmkanları
Lawantra
21.07.2026
Son yıllarda internet üzerinden işlenen nitelikli dolandırıcılık suçlarında (TCK m.158) banka hesaplarının üçüncü kişiler tarafından kullandırılması nedeniyle çok sayıda kişi “IBAN mağduru” olarak adlandırılan mağduriyet yaşamıştır. Genellikle komisyon karşılığında hesabını kullandıran, dolandırıcılık planına katılmayan, mağdurlarla hiç görüşmeyen bu kişiler, iştirak hükümleri (TCK m.37-39) nedeniyle ağır cezalara çarptırılmıştır. Yargı Paketi ile yapılan yeni düzenleme, yalnızca banka hesabını kullandırma fiiliyle sınırlı kalan eylemler bakımından önemli lehe hükümler getirmiştir.
Yeni düzenleme, TCK m.7/2’de yer alan “lehe kanun” ilkesine dayanılarak kesinleşmiş mahkumiyetlerde de uygulanabilecektir. Bu durum, avukatlar için uyarlama yargılaması (CMK m.272 ve TCK m.7), infazın durdurulması, cezanın uyarlanması ve etkin pişmanlık (TCK m.168) kurumlarını yeniden değerlendirme zorunluluğu yaratmaktadır.
IBAN mağduru, hukuken; dolandırıcılık planını hazırlamayan, aldatma fiiline katılmayan, yalnızca IBAN bilgisini veya hesabını kullandıran ve genellikle küçük komisyon alan kişileri ifade eder. Yeni düzenleme, bu kişilerin asıl faillerden ayrılmasını ve orantılı ceza uygulanmasını hedeflemektedir. Yalnızca hesap kullandırma fiiliyle sınırlı kalan eylemlerde ceza indirimi veya yeniden değerlendirme imkanı doğmuştur.
Kesinleşmiş mahkumiyetlerde iki temel yol bulunmaktadır. Birincisi, TCK m.7 uyarınca lehe kanunun uygulanması talepli uyarlama yargılamasıdır. Mahkeme, eski ve yeni kanunu ayrı ayrı uygulayarak sanık lehine olanı tespit eder. Bu başvuru, infazı devam eden, hatta infazı tamamlanmış ancak adli sicil, memuriyet ve güvenlik soruşturması gibi sonuçları devam eden kişiler için de mümkündür.
İkincisi, şartları oluşması halinde etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanmadır. Zararın giderilmesi, mahkeme ihtarına uyulması ve fiilin yalnızca hesap kullandırma ile sınırlı olması durumunda önemli ceza indirimleri ve infazın durdurulması gündeme gelebilir. Bazı dosyalarda cezanın yarıya inmesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) veya erteleme imkanları doğabilecektir.
Kimlerin yararlanabileceği dosya bazında değerlendirilmelidir. Mağdurlarla iletişim kurmayan, planlamaya katılmayan, para akışını yönetmeyen kişiler lehine değerlendirme ihtimali yüksektir. Buna karşılık organize eden, sahte ilan hazırlayan veya parayı yönlendiren kişiler yeni düzenlemeden yararlanamayacaktır.
Uygulamada mahkemelerin resen inceleme yapma ihtimali düşük olduğundan, hükümlü veya müdafii tarafından yazılı başvuru yapılması büyük avantaj sağlar. Başvuru dilekçesinde fiilin niteliği, yeni düzenlemenin lehe olduğu, somut delillerle desteklenerek ayrıntılı biçimde açıklanmalıdır.
İnfazı devam edenler bakımından mahkeme infazın durdurulması, yeni ceza hesabı ve infaz düzenlemesi yapabilecektir. İnfazı tamamlananlarda ise adli sicil kaydının düzeltilmesi, memuriyet yasağının kalkması gibi sonuçlar açısından başvuru yapılmalıdır.
En sık rastlanan hata, genel kabullere dayalı “bana yaramaz” değerlendirmesidir. Her dosyanın maddi vakıası farklıdır. Bu nedenle avukatların dosya incelemesi yaparak somut hukuki yol haritası çıkarması zorunludur.
Yeni düzenleme, ceza adaletinin bireyselleştirilmesi ve orantılılık ilkesi açısından önemli bir adımdır. Avukatlar, IBAN mağduru müvekkillerine bu imkanları zamanında anlatmalı, gerekli başvuruları yapmalıdır. Aksi halde hak kaybı yaşanabilecektir.
Sonuç olarak, kesinleşmiş mahkumiyetlerde dahi lehe kanun ilkesi geçerlidir. Uyarlama yargılaması ve etkin pişmanlık kurumları, IBAN mağdurlarına önemli fırsatlar sunmaktadır. Avukatların bu alanda uzmanlaşması, müvekkillerine etkili hukuki yardım sağlaması, ceza hukuku pratiğinde giderek daha kritik hale gelmektedir. Her dosyanın kendi içinde değerlendirilmesi, titiz bir hukuki analiz ve zamanında başvuru ile hakların korunması mümkündür.
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Anayasa Mahkemesi'nin 21-23 Temmuz 2026 Tarihli Genel Kurul ve Bölüm Gündemleri
Anayasa Mahkemesi'nin bu haftaki toplantı gündeminde yaşam hakkı, kötü muamele yasağı, ifade özgürlüğü, mülkiyet hakkı, kişi hürriyeti ve adil yargılanma hakkı ihlali iddialarının yer aldığı 80'den fazla bireysel başvuru yer almakta olup, FETÖ iltisakı, infaz hukuku ve sendika hakları gibi konular öne çıkmaktadır.
Avukatın Savunma Dokunulmazlığı: Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay Kararları Işığında Kapsamlı Değerlendirme
Nesrin Çetinkaya ve Serhat Çetinkaya kararı başta olmak üzere Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay içtihatları çerçevesinde avukatların savunma dokunulmazlığının sınırları, sert eleştiri ile hakaret arasındaki ayrım ve mesleki ifade özgürlüğünün korunması detaylı biçimde analiz edilmektedir.