İstinafta İnceleme Usulü ve Temyiz Hakkının Engellenmesi Sorunu
Lawantra
14.07.2026
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 20 Temmuz 2016 tarihinde fiilen uygulanmaya başlanan istinaf kanun yolu, Türk ceza yargılamasında iki dereceli yargılama sistemine geçişin en önemli adımıdır. Ancak uygulamada Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) ceza dairelerinin istinaf incelemesini usulüne uygun yapmaması, özellikle duruşma açmadan dosya üzerinden bozma kararı vermesi, sanığın temyiz hakkını fiilen ortadan kaldırmakta ve mahkemeye erişim hakkını ihlal etmektedir.
CMK m. 280/1, BAM’ın dosya ve delilleri inceledikten sonra verebileceği karar türlerini saymaktadır. Kural olarak hukuka aykırılık bulunmadığı takdirde istinaf başvurusunun esastan reddine, belirli hallerde hukuka aykırılığın düzeltilerek reddine, aksi halde hükmün bozulmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilir. Bozma kararları ancak CMK m. 289’da sayılan “hukuka kesin aykırılık halleri” ile sınırlı olarak verilebilir. 24 Aralık 2025 tarihli 7571 sayılı Kanun ile CMK m. 289/1-g (gerekçesiz hüküm) ve m. 289/1-h (savunma hakkının sınırlandırılması) bentleri de bozma nedeni arasına alınmıştır.
Uygulamada BAM’ların CMK m. 289’da sayılan hallerle sınırlı kalmayıp yorum yoluyla bozma nedenlerini genişlettiği, iş yoğunluğu gerekçesiyle duruşma açmadan bozma kararı verdiği sıkça görülmektedir. Oysa CMK m. 280/1-g ve m. 280/2’ye göre, duruşma hazırlığı işlemlerine başlanması gereken hallerde dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesi usule aykırıdır.
Böyle bir usule aykırı bozma kararı üzerine ilk derece mahkemesi yeniden yargılama yapmakta ve genellikle 5 yıl ve altında hapis cezası içeren mahkumiyet hükmü kurmaktadır. CMK m. 286/2 uyarınca 5 yıl ve altındaki hapis cezalarına karşı temyiz kanun yolu kapalıdır. Dolayısıyla sanık, hem istinafta duruşma hakkından hem de temyiz denetiminden yoksun kalmaktadır. Bu durum, özellikle on ayrı suçtan 5’er yıl hapis cezası alan bir sanığın hiçbir temyiz incelemesi olmadan cezasının kesinleşmesi sonucunu doğurabilmektedir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 30.04.2025 tarih ve 2024/6-490 E., 2025/197 K. sayılı kararında, BAM’ların kanuni dayanağı bulunmayan bozma kararlarının “hükümsüz” sayılması gerektiğini vurgulamıştır. Benzer şekilde Yargıtay 12. Ceza Dairesi 06.04.2026 tarih ve 2026/526 E., 2026/5677 K. sayılı kararında, CMK m. 280/1-e ve f bentleri dışında verilen bozma kararının hukuka aykırı olduğunu, bu karar üzerine kurulan hükümlerin de hükümsüz sayılması gerektiğini belirtmiştir.
Ayrıca Ceza Genel Kurulu’nun 12.02.2025 tarih ve 2024/9-567 E., 2025/62 K. sayılı kararı (bu dergide de ele alınan karar), BAM’ın duruşma açmadan suç vasfını değiştirerek mahkumiyet kurmasının hukuka aykırı olduğunu açıkça ortaya koymuştur.
Bu kararlar ışığında, usule aykırı istinaf incelemesinin Anayasa m. 36’da güvence altına alınan hak arama hürriyetini ve AİHS m. 6’daki adil yargılanma hakkını ihlal ettiği açıktır. İki dereceli yargılama sisteminin amacı, hem maddi gerçeğe ulaşmak hem de savunma hakkını güçlendirmektir. Duruşmasız dosya incelemesi ile bozma kararı verilmesi, bu amaca aykırıdır.
Avukatlar açısından bu sorun, istinaf dilekçelerinde BAM’dan duruşma açılarak inceleme yapılmasını talep etmeyi, usule aykırı bozma kararlarına karşı ek temyiz nedenleri ileri sürmeyi ve Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yolunu kullanmayı zorunlu kılmaktadır. Özellikle “şanslı suçlar” (TCK m. 125, 213, 214, 215, 216, 217, 217/A, 299, 300, 301, 314, 318 vb.) dışında kalan ve 5 yıl ve altında ceza verilen davalarda temyiz hakkının fiilen engellenmesi, sistematik bir hak ihlali yaratmaktadır.
Sonuç olarak, BAM’ların istinaf incelemesini CMK m. 280 ve m. 289’a uygun şekilde, duruşma açarak ve delilleri tartışarak yapması zorunludur. Aksi halde verilen bozma kararları hükümsüz sayılmalı, ilk derece mahkemesi kararları yok hükmünde kabul edilmeli ve sanığın temyiz hakkı korunmalıdır. Yargıtay’ın bu yöndeki kararları, hukukun üstünlüğü ve adil yargılanma ilkelerinin korunması bakımından kritik öneme sahiptir. Hukuk profesyonelleri, bu emsalleri yakından takip ederek müvekkillerinin kanun yollarından tam olarak yararlanmasını sağlamalıdır.
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2025/3594 E. - 2025/5388 K. Sayılı Kararı: Yabancı Para Alacaklarında Takip Talebinde TL Karşılığının Gösterilmemesi ve UYAP Kayıtlarının Asıllığı
Yargıtay, UYAP'ta kayıtlı takip talebinde yabancı para alacağının TL karşılığının gösterilmemesi nedeniyle takibin iptaline hükmetmiştir. Karar, İİK m. 58/3'ün kamu düzeni niteliğini, UYAP kayıtlarının asıl olduğunu ve ilk usulsüz talebin yenilenemeyeceğini vurgulamaktadır.
İcra Takip Talebinin Hukuki Niteliği, Unsurları ve İcra Müdürünün Denetim Yetkisi
İcra ve İflas Kanunu'nun 58. maddesi uyarınca takip talebinin zorunlu unsurları, taraf sıfatı, alacağın miktarı ve takip yolunun seçimi detaylı olarak incelenmiştir. Yargıtay kararları ışığında, takip talebinin şekli niteliği, ıslah yasağı ve icra müdürünün sınırlı inceleme yetkisi ele alınmaktadır.