İstinaf ve Temyiz Başvurularında Cumhuriyet Savcısının Yazılı İsteminin İçeriği: CMK m.273/5 ve m.294/1 Karşılaştırması
Lawantra
02.08.2026
Ceza muhakemesi sistemimizde istinaf ve temyiz kanun yollarının işleyişi, özellikle Cumhuriyet savcısının başvurularının içeriği bakımından önemli farklılıklar göstermektedir. Prof. Dr. Ersan Şen’in kaleme aldığı ve hukuk camiası için önemli bir kaynak niteliği taşıyan bu çalışma, CMK m.273/5 ile m.294/1 arasındaki farkı derinlemesine ele almakta ve avukatlara pratik yol haritası sunmaktadır.
İstinaf kanun yolu, CMK’nın 272 ila 285. maddelerinde, temyiz kanun yolu ise 286 ila 307. maddelerinde düzenlenmiştir. Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun içeriğini düzenleyen CMK m.273/5’e göre, savcı istinaf nedenlerini gerekçeleriyle birlikte yazılı isteminde açıkça göstermek zorundadır. Bu istem ilgililere tebliğ edilir ve ilgililer iki hafta içinde cevap verebilir. Hükümde herhangi bir yaptırım öngörülmemiş olsa da, doğal sonucu olarak bu şartlara uyulmaması halinde başvurunun reddi gerekmektedir.
Kanun koyucu, sanık, katılan ve suçtan zarar görenler için istinaf başvurusunda sebep gösterme zorunluluğu getirmemiştir (CMK m.273/4). Bu kişilerde “istinaf ediyorum” iradesinin ortaya konulması yeterlidir. Ancak Cumhuriyet savcısı için daha katı bir düzenleme getirilmiştir. Bunun nedeni, savcının hem sanık lehine hem aleyhine istinaf başvurusu yapabilme yetkisine sahip olmasıdır. Bu durum, silahların eşitliği ilkesiyle de ilişkilendirilmektedir.
Yargıtay kararları da bu ayrımı teyit etmektedir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 2021/19331 E., 2024/8858 K. sayılı kararı ve kapatılan 16. Ceza Dairesi’nin 2018/484 E., 2018/1704 K. sayılı kararı, istinafta sebep gösterme zorunluluğunun yalnızca Cumhuriyet savcısı için getirildiğini vurgulamıştır. Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin 2020/12143 E., 2021/10873 K. sayılı kararı ve 16. Ceza Dairesi’nin 2019/6401 E., 2020/1213 K. sayılı kararı ise, savcının gerekçesiz istinaf başvurusunun bozma nedeni yapıldığını göstermektedir.
Çalışmada, “karar hukuka aykırıdır” ifadesinin tek başına istinaf nedeni olup olamayacağı da tartışılmıştır. Bir görüşe göre bu ifade yeterli bir neden olabilir ve gerekçesi ayrı olarak gösterilebilir. Diğer görüş ise, hangi kuralın neden aykırı olduğunun da belirtilmesi gerektiğini savunmaktadır. Yazar, CMK m.273/5’in lafzına bağlı kalınması gerektiğini belirterek ikinci görüşü desteklemektedir.
Temyiz kanun yolunda ise 7499 sayılı Kanun ile önemli değişiklikler yapılmıştır. CMK m.294’e “Cumhuriyet savcısı temyiz dilekçesinde, temyiz isteğinin sanığın yararına veya aleyhine olduğunu açıkça belirtir” hükmü eklenmiş, m.295 ise yürürlükten kaldırılmıştır. Temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerinin gösterilmesi zorunluluğu (m.294/1) devam etmekle birlikte, istinaftaki gibi “gerekçeleriyle birlikte” ibaresi temyiz için getirilmemiştir.
Yazar, istinaf ve temyiz düzenlemelerinin ayrı olduğunu, m.295’in kaldırılmasının m.273/5’i etkilemeyeceğini vurgulamaktadır. Cumhuriyet savcısının istinaf başvurusunun usulüne uygun olmaması halinde, Bölge Adliye Mahkemesi’nin başvuruyu reddetmesi gerektiği, aksi halde verilecek kararın da usule aykırı olacağı belirtilmiştir.
Çalışma, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2022/10-386 E., 2024/323 K. sayılı kararı ile 3. Ceza Dairesi’nin 2023/10337 E., 2024/622 K. sayılı kararına da değinmekte ve savcının lehine/aleyhine başvuru yapmadaki belirsizlik durumunda “lehine” kabul edilmesi gerektiğini hatırlatmaktadır. Ancak yazar, 7499 sayılı Kanun sonrası dönemde CMK m.273/5’in lafzına daha sıkı bağlı kalınması gerektiğini savunmaktadır.
Bu analiz, avukatlar için kritik pratik sonuçlar içermektedir. Müvekkilleri aleyhine yapılan istinaf başvurularında, Cumhuriyet savcısının dilekçesinin CMK m.273/5’e uygunluğunu titizlikle incelemeli, eksiklik tespit edildiğinde usul itirazını gerekçeli biçimde dile getirmelidir. Aksi halde usulsüz bir istinaf başvurusunun esasa girilerek incelenmesi, sanık aleyhine haksız sonuçlar doğurabilir.
Ayrıca, temyiz dilekçelerinin hazırlanmasında da m.294/1’in gereklilikleri göz önünde bulundurulmalıdır. Genel ifadelerden kaçınılmalı, somut hukuki aykırılıklar ve bozma nedenleri açıkça gösterilmelidir. Mutlak bozma nedenleri (m.289) her durumda re’sen inceleneceğinden, bu hususlar da ayrıca değerlendirilmelidir.
Sonuç olarak, bu kapsamlı çalışma, ceza yargılamasında kanun yollarının usulüne uygun kullanılmasının adil yargılanma hakkının vazgeçilmez unsuru olduğunu ortaya koymaktadır. Avukatlar, CMK m.273/5 ve m.294/1 arasındaki ince farkları iyi bilmeli, müvekkillerinin haklarını korurken bu hükümleri stratejik olarak kullanmalıdır. Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının usulüne uygunluğu, savunma makamının en önemli güvencelerinden biridir. (Toplam kelime: 814)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
657 Sayılı Kanun’un 127. Maddesindeki “Zamanaşımı” Süresinin Gerçek Niteliği: Hak Düşürücü Süre mi, Zamanaşımı mı?
Disiplin soruşturması sürelerinin hukuki niteliği, Danıştay kararları ve doktrin ışığında incelendi. İdarenin disiplin cezası verme yetkisini sona erdiren sürenin hak düşürücü süre olduğu, uzama-durma-kesilme kurallarının uygulanamayacağı vurgulanıyor.
Boşanma Davalarında Fiziksel Şiddetin İspatı ve Hukuki Etkileri: Deliller, Kusur ve Sonuçları
Boşanma davalarında fiziksel şiddet iddialarının ispatı, Adli Tıp raporları, hastane kayıtları ve polis tutanaklarıyla nasıl güçlendirilir? Şiddetin nafaka, tazminat ve velayet üzerindeki etkileri avukatlar için detaylı incelendi.