İstinaf İncelemesinde İşin Esasına Girilerek Bozma Kararı Verilebilir mi? – Yargıtay ve AYM Perspektifi
Lawantra
20.07.2026
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 280. maddesinde düzenlenen istinaf incelemesi usulleri, Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) ceza dairelerinin bozma yetkisinin sınırlarını belirlemektedir. Özellikle “işin esasına girilerek” dosya üzerinden beraat veya mahkumiyet yönünde bozma kararı verilip verilemeyeceği hususu, uygulamada sıkça tartışılmakta ve avukatların istinaf-temyiz stratejilerini doğrudan etkilemektedir. Yazar Asım EKREN’in iki bölümlük incelemesi, konuyu Yargıtay kararları, Ceza Genel Kurulu (CGK) içtihatları ve Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarıyla güncel bir perspektiften ele almaktadır.
CMK m. 280/1-g hükmü, ilk derece mahkemesinin kararında hukuka aykırılık bulunması halinde BAM’ın bozma kararı verebileceğini öngörmektedir. Ancak 24.12.2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanun’un 25. maddesiyle yapılan değişiklik sonrası dahi, maddi denetim (delillerin yeniden değerlendirilmesi, mahkumiyet/beraat yönünde kanaat oluşturma) yoluyla dosya üzerinden bozma kararı verilemeyeceği kabul edilmektedir. İstinaf dairesi, ilk derece kararından farklı sonuca ulaşmak istiyorsa duruşma açmak ve tarafları dinlemek zorundadır. Aksi halde savunma hakkı ihlali ve adil yargılanma güvencesi zedelenmektedir.
Yazar, 11. Yargı Paketi ile 280. maddede yapılan genişletmenin, 289/1-g-h bentlerindeki hukuka aykırılıklarla sınırlı olduğunu, maddi denetim yetkisi vermediğini vurgulamaktadır. Madde gerekçesi de bu yöndedir. İstinaf cumhuriyet savcısı olarak yapılan temyizler üzerine verilen Yargıtay kararları da aynı doğrultudadır.
Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 10.03.2026 tarihli 2025/8433 E., 2026/2500 K. sayılı kararı, İstanbul BAM 18. Ceza Dairesi’nin dosya üzerinden “eksik inceleme” gerekçesiyle bozma kararını hukuka aykırı bulmuştur. CGK’nın 30.04.2025 tarihli 2024/6-490 E., 2025/197 K. sayılı kararı ve AYM’nin 09.01.2025 tarihli 2023/33667 sayılı kararı referans alınarak, sınırlı haller dışında esasa girilerek bozma yapılmasının Anayasa’nın 36. maddesindeki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği belirtilmiştir. Sonuçta karar bozulmuş ve duruşma açılarak yeniden hüküm kurulması gerektiği vurgulanmıştır.
Benzer şekilde 04.06.2026 tarihli 2026/526 E., 2026/5677 K. ve 04.03.2026 tarihli 2026/1102 E., 2026/2198 K. kararlarında da ilk derece beraat kararının istinafta dosya üzerinden bozulması, bozma sonrası kurulan mahkumiyet hükmünün “görevsiz mahkeme kararı” niteliğinde olduğu, CMK m. 7 uyarınca hükümsüz sayılması gerektiği sonucuna varılmıştır. 7. Ceza Dairesi’nin 02.12.2025 tarihli kararı da aynı çizgidedir.
Yazar, fiili olarak istinafta iş yükünün artacağını kabul etmekle birlikte, hukuka uygunluğun önceliğini vurgulamaktadır. İhtiyaç halinde istinaf dairelerine sınırlı maddi denetim yetkisi verilmesi ve bu kararlara temyiz yolu açık tutulması önerilmektedir. Bu yaklaşım, hem verimliliği hem de kanun yolu güvencesini koruyacaktır.
Avukatlar açısından bu içtihatlar, istinaf başvurularında “usul ekonomisi” ile “savunma hakkı” dengesini kurmak, dosya üzerinden bozma kararlarına karşı CGK ve AYM kararlarını referans göstermek, duruşma taleplerini gerekçelendirmek bakımından kritik öneme sahiptir. Özellikle taksirli suçlar, eksik inceleme iddiaları ve delil değerlendirmesi uyuşmazlıklarında bu kararlar stratejik değer taşımaktadır.
Sonuç olarak, Yargıtay ve AYM içtihatları, CMK m. 280’in istinaf dairelerine dosya üzerinden esasa girme yetkisi vermediğini netleştirmiştir. İstinaf incelemesi, usul kurallarına bağlı kalmalı, maddi denetim duruşmalı olarak yapılmalıdır. Bu çerçeve, ceza adalet sisteminin hukuki güvenlik ve adil yargılanma ilkelerine uygun işlemesini sağlamaktadır. (Word kelime sayısı: 785)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2023/4980 E., 2023/7701 E. ve 2023/3218 E. sayılı Boşanma Kararlarının Değerlendirilmesi
Evlilik birliğinin sarsılması, kusur tespiti, nafaka, tazminat ve ölüm halinde davanın akıbeti konularında Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin üç önemli kararının hukuki analizi.
Akran Zorbalığı Mağduru Çocukların Ceza Adalet Sistemindeki Görünmezliği ve Yeni Bir Suç Tipi Önerisi
Çocuk Koruma Kanunu ve Türk Ceza Kanunu’ndaki mevcut düzenlemelerin akran zorbalığı mağduru çocukları yeterince korumadığını, yeni bir ‘akran zorbalığı’ suç tipine (TCK m. 103/A) ihtiyaç olduğunu savunan hukuki ve pedagojik değerlendirme.