İcra İnkâr Tazminatı Oranının Tashih Kararıyla Değiştirilmesi ve Gerekçeli Karar Hakkı: AYM 2022/85303 Başvuru Numaralı Kararı
Lawantra
06.08.2026
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü'nün 11.02.2026 tarihli, 2022/85303 başvuru numaralı kararı, gerekçeli karar hakkının kapsamı ve icra inkâr tazminatı oranının tashihi konusunda avukatlara önemli bir rehber sunmaktadır. Karar, mahkeme kararlarının tarafların esasa etkili itirazlarını yeterince karşılaması gerektiğini, aksi halde adil yargılanma hakkının ihlal edileceğini net biçimde ortaya koymuştur.
Başvurucu ile avukat arasında 2006 yılında muris mallarının intikali için avukatlık ve hukuk danışmanlığı ücret sözleşmesi imzalanmıştır. Başvurucu 2009 yılında avukatı azletmiş, avukat ise 227.205,21 TL alacak için ilamsız icra takibi başlatmıştır. İtiraz üzerine itirazın iptali davası açılmış, İstanbul 3. Asliye Hukuk Mahkemesi ilk kararında kısmi kabul ile %40 icra inkâr tazminatına hükmetmiştir. Yargıtay bozma kararı üzerine mahkeme, 2020 yılında yeniden karar vermiş ve bu kez %20 tazminata hükmetmiştir.
Davacı avukat, kararın tebliğinden önce sunduğu dilekçeyle maddi hata bulunduğunu, icra takibinin 2009 yılında yapıldığını ve %40 oranının uygulanması gerektiğini belirterek tashih talep etmiştir. Mahkeme, 02.02.2021 tarihli kararıyla talebi kabul etmiş, %20 oranının maddi hata sonucu yazıldığını, 6100 sayılı HMK m.304 uyarınca %40 olarak tashihine karar vermiştir. Bu karar, temyiz ve karar düzeltme aşamalarından geçerek onanmıştır.
Başvurucu, tashih kararının usule aykırı olduğunu, mahkemenin esasa etkili iddiayı gerekçesiz bıraktığını, ayrıca azlin haklılığı, bilgi verme yükümlülüğü, kötü niyet tazminatı gibi hususların yeterince değerlendirilmediğini ileri sürerek bireysel başvuruda bulunmuştur. AYM, başvuruyu gerekçeli karar hakkı kapsamında incelemiş ve kabul edilebilir bulmuştur.
Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında gerekçeli karar hakkı, kararların temel maddi ve hukuki sorunları ile tarafların esasa etkili iddia ve itirazlarını delillerle bağdaştırarak karşılamasını gerektirir. AYM, mahkemenin 2020 kararında %20 oranına hükmettiğini, davacının tashih talebi üzerine dosya üzerinden inceleme yaparak oranı %40'a çıkardığını, ancak başvurucunun bu usulü itirazının (tashihin usule aykırılığı, tarafların dinlenmemesi, 2004 sayılı İİK m.67'nin geçici 10. maddesi) ne ilk derece mahkemesi ne de Yargıtay 3. Hukuk Dairesi tarafından yeterince karşılandığını tespit etmiştir.
AYM, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67. maddesinin 2012 değişikliğiyle icra inkâr tazminatı oranının %40'tan %20'ye indirildiğini, ancak 05.07.2012 öncesi takiplerde eski oranın uygulanacağını Yargıtay içtihatlarıyla sabit olduğunu hatırlatmıştır. Mahkemenin tashih yoluyla esasa etkili bir değişikliği gidermesi ve bunu tarafları dinlemeden yapması, HMK m.304'ün gereklerine de aykırı bulunmuştur.
Karar, makul sürede yargılanma iddiasını ise başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulmuştur. İhlalin giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasına, yargılama giderlerinin ödenmesine hükmedilmiştir.
Bu karar, avukatlar için usul hukuku pratiğinde kritik dersler içermektedir. Tashih, tavzih ve düzeltme yollarının sınırları net biçimde çizilmiştir. Esasa etkili itirazların (özellikle tazminat oranı, azlin haklılığı, kötü niyet tazminatı) kararda açıkça tartışılması zorunludur. Yargıtay'ın kanun yolu incelemesinde ilk derece kararına atıf yapmakla yetinmesi, AYM nezdinde ihlal nedeni olabilmektedir.
Hukuk profesyonelleri, karar düzeltme ve temyiz dilekçelerinde AYM'nin gerekçeli karar standardını gözeterek, mahkemenin karşılanmayan iddialarını tek tek belirtmelidir. Aksi halde bireysel başvuru riski artmaktadır. Karar, aynı zamanda 6352 sayılı Kanun'un geçiş hükümlerinin icra inkâr tazminatı uygulamasındaki önemini de vurgulamaktadır.
(Toplam kelime sayısı: 814)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 2015/13850 E., 2015/6201 K. Sayılı Kararı: Transit Alanda Yakalanan Kolombiyalı Sanığın Eyleminin Hukuki Niteliği
Yargıtay, Kolombiya uyruklu sanığın Arjantin’den temin ettiği uyuşturucuyu Türkiye üzerinden Çin’e götürmek isterken Atatürk Havalimanı transit alanında yakalanması olayında eylemin “ithale teşebbüs” değil, “uyuşturucu madde nakletme” suçu oluşturduğunu belirterek mahkemenin hatalı vasıf tayinini tartışmıştır.
Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin Birleşik İçtihatları: Uyuşturucu İthal Suçunda Suç Niteliği, Transit Geçiş ve Eksik İnceleme
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2016, 2020 ve 2023 yıllarında verdiği üç ayrı kararda uyuşturucu ithal suçunun nitelendirilmesi, transit yolcu durumları ve eksik araştırma konularında bozma kararları vererek alt derece mahkemelerine önemli usul ve esas yönlendirmesi yapmıştır.