Gümrük Genel Tebliği (TIR İşlemleri) (Seri No: 1)’nde Yapılan Değişiklikler ve Hukuki Değerlendirme
Lawantra
04.07.2026
Ticaret Bakanlığı tarafından 31 Aralık 2010 tarihli ve 27802 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Gümrük Genel Tebliği (TIR İşlemleri) (Seri No: 1)’nde değişiklik yapan Tebliğ (Seri No: 9), TIR rejiminin daha etkin işleyişini sağlamak üzere önemli usul ve esas değişiklikleri getirmektedir. Bu değişiklikler, gümrük hukuku uygulayıcıları, lojistik sektörü avukatları ve uluslararası transit ticaretiyle uğraşan hukuk profesyonelleri için yakından takip edilmesi gereken düzenlemelerdir.
Tebliğin 3. maddesinin (u) bendinde yer alan “iki” ibaresi “üç” olarak değiştirilmiştir. Aynı şekilde 15. maddenin üçüncü fıkrasındaki “iki” ibaresi de “üç”e yükseltilmiştir. Bu değişiklik, TIR karnesi sahiplerinin yetki ve sorumluluk sürelerini veya limitlerini genişletmekte olup, pratikte taşıyıcı firmaların idari yükünü azaltmayı hedeflemektedir. 8. maddenin dördüncü fıkrasına “bu taşıtlar” ibaresinden sonra “diğer risk unsurları da dikkate alınarak gerekli görülmesi halinde” cümlesi eklenmiştir. Bu düzenleme, gümrük idarelerine TIR taşıtlarının risk analizi yapma konusunda daha geniş bir takdir yetkisi tanımakta, risk odaklı denetim yaklaşımını güçlendirmektedir.
En önemli değişiklik 20. maddede yapılmıştır. Bir TIR taşımasında hareket ve varış gümrük idarelerinin toplam sayısı sekizden on beş’e çıkarılmıştır. Gümrük idareleri, hareket veya varış idarelerinin azami sayısını üçten az olmamak üzere yediden az olarak sınırlandırabilecektir. TIR karnesi, ancak hareket gümrük idaresi tarafından kabul edilmesi halinde varış idaresine sunulabilecektir. Sekizden fazla idarede işlem yapılması için iki yöntem öngörülmüştür: (a) Art arda iki ayrı TIR karnesinin kullanılması; (b) Aynı anda birden fazla TIR taşıması (taşıt dizisi veya konteyner başına ayrı karne).
İki karne yönteminde, birinci karne sekiz idarede tamamlandıktan sonra ikinci karne açılmakta, her iki karneye de referans numarası düşülmekte ve birinci karne son varış idaresi, ikinci karne için hareket idaresi sayılmaktadır. Bu sayede toplam on beş hareket/varış idaresinde işlem yapılabilmektedir. Ancak TIR Sözleşmesi’nin 2. maddesi gereğince her iki taşımanın da en az bir sınır geçmesi zorunludur. Çoklu taşıma yönteminde ise her taşıt veya konteyner için ayrı karne düzenlenmekte ve referans numaraları karşılıklı olarak kaydedilmektedir.
Tebliğin çeşitli maddelerinde “Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlükleri” ibaresi “Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlükleri” olarak, “Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı” ibareleri ise “Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı” olarak güncellenmiştir. Bu unvan değişiklikleri, 2018’de gerçekleştirilen Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi geçişiyle uyumlu hale getirilmiştir. EK-3, EK-4 ve EK-10’da da teknik güncellemeler yapılmıştır.
Avukatlar açısından bu değişiklikler, TIR karnesi iptali, teminat iadesi, transit rejimi ihlali iddiaları ve idari para cezası davalarında yeni delil ve usul imkanları yaratmaktadır. Özellikle hareket/varış idare sayısı sınırının artırılması, çoklu transit operasyonlarında lojistik firmalarının hukuki riskini azaltırken, risk analizi yetkisinin genişletilmesi gümrük idarelerinin denetim takdirini güçlendirmektedir. TIR Sözleşmesi’nin 17., 18. ve 38. maddeleri ile 4458 sayılı Gümrük Kanunu’nun transit rejimine ilişkin hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, yeni tebliğin uyumunun titizlikle incelenmesi gerekmektedir.
Değişikliklerin yürürlük tarihi tebliğ yayımı günüdür. Ticaret Bakanı yürütme yetkisine sahiptir. Hukuk profesyonelleri, müvekkilleri adına TIR karnesi kullanımı, teminat sorumluluğu ve olası ihtilaflarda bu yeni sınırları ve usulleri göz önünde bulundurmalıdır. Özellikle iki karne yöntemiyle ilgili referans numarası kaydı, gümrük beyannamelerinde usul hatasına yol açmamak için özen gerektirmektedir.
Bu tebliğ, Türkiye’nin TIR Sistemi’ne olan bağlılığını ve transit ticaretinin kolaylaştırılması yönündeki iradesini yansıtmaktadır. Gümrük müşavirleri ve avukatlar, yeni düzenlemenin pratikte yarattığı idari yük ve riskleri müvekkillerine aktararak proaktif hukuki danışmanlık hizmeti sunmalıdır.
(Makale kelime sayısı: 842)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Danıştay 3. Dairesi’nin 2022/2864 E., 2024/6301 K. Sayılı Kararı: Varlık Barışı Beyanının İdarece Kabul Edilmesi ve Sonradan Müdahale Yasağı
Danıştay, idarenin varlık barışı başvurusunu kabul edip vergiyi tahsil ettikten sonra aynı dönemler için inceleme yaparak tarhiyat yapmasının hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerine aykırı olduğuna hükmetmiştir.
Danıştay 3. Dairesi’nin 2023/6468 E., 2025/4877 K. Sayılı Kararı: Varlık Barışı Beyanında İspat Yükü ve İlliyet Bağı
Danıştay, 7186 sayılı Kanun kapsamında varlık barışı beyanının ticari faaliyetten kaynaklanan kayıt dışı hasılatı koruma altına almadığını, mükellefin beyan edilen tutarın kayıt dışı gelirden kaynaklandığını somut delillerle ispat etmek zorunda olduğunu kararında vurgulamıştır.