Gerçek Zarar Kalemlerini Öğrendikten Sonra İkinci ve Üçüncü Kez Dava Açılması Mahkemeye Erişim Hakkının Kötüye Kullanılması Kapsamındadır
Lawantra
09.07.2026
Trafik kazalarından kaynaklanan tazminat taleplerinde, aynı olaydan doğan farklı zarar kalemlerinin (geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik, bakıcı gideri, tedavi gideri vb.) tek bir dava dilekçesiyle talep edilmesi, hem usul ekonomisi ilkesi hem de dürüstlük kuralı açısından büyük önem taşımaktadır. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 09.04.2025 tarihli ve 2023/9773 Esas, 2025/5472 Karar sayılı ilamı ile bu konuya ilişkin önemli bir emsal karar vermiştir.
Olayın Özeti ve Dava Süreci
16.10.2021 tarihinde meydana gelen ve sigortasız bir motosikletin karıştığı trafik kazasında yaralanan davacı, maluliyet nedeniyle sürekli iş göremezlik tazminatı talebinde bulunmuştur. Davacı vekili, aynı kazaya ilişkin olarak üç ayrı dosya açmıştır. İlk dosya ile geçici iş göremezlik tazminatı (2023/İHK-18033), ikinci dosya ile geçici bakıcı gideri ve tedavi gideri (K-2023/131783), üçüncü dosya ile de sürekli iş göremezlik tazminatı talep edilmiştir. Her üç dosyada da davacı lehine ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmiştir.
Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti, sürekli iş göremezlik talebini kabul ederek 244.037,90 TL tazminata ve 9.200,00 TL vekalet ücretine hükmetmiştir. Davalı vekilinin itirazı üzerine İtiraz Hakem Heyeti, vekalet ücretine ilişkin itirazı kısmen kabul etmiş ancak diğer itirazları reddetmiştir. Kararın temyiz incelemesinde Yargıtay, hem usul hem de esasa ilişkin önemli tespitlerde bulunmuştur.
Yargıtay’ın Dürüstlük Kuralı ve Kötüye Kullanım Değerlendirmesi
Yargıtay, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde düzenlenen “dürüst davranma” ve “hakkın kötüye kullanılmasının korunamayacağı” ilkelerine atıf yaparak, davacının davranışını “yargısal taciz” olarak nitelendirmiştir. Gerçek zarar kalemlerini öğrendikten sonra ikinci ve üçüncü kez ayrı dava açmanın, davalıyı her dosya için ayrı vekalet sözleşmesi yapmak zorunda bırakmak, ilave yargılama giderlerine yol açmak ve gereksiz emek ile mesai harcamasına sebebiyet vermek suretiyle mahkemeye erişim hakkının kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Kararda, TDK Sözlüğü’ne atıfla “taciz” kavramı “yıldırma, tedirgin etme” olarak tanımlanmış ve bu tür zincirleme davaların, davalının hukuki ve ekonomik olarak baskı altına alınması amacını taşıyabileceği belirtilmiştir. Bu yaklaşım, avukatların müvekkil menfaatini korurken aynı zamanda karşı tarafa ve yargı sistemine karşı etik sorumluluklarını da göz önünde bulundurmaları gerektiğini hatırlatmaktadır.
Usul Ekonomisi İlkesi ve Anayasal Boyut
Yargıtay, 2709 sayılı Anayasa’nın 141. maddesinin son fıkrasındaki “Davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması, yargının görevidir” hükmü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 30. maddesinde düzenlenen usul ekonomisi ilkesine de değinmiştir. Usul ekonomisi, uyuşmazlıkların en az gider, en makul süre ve en az emekle çözümlenmesini gerektirmektedir. Aynı kazadan kaynaklanan tüm taleplerin tek dava içinde birleştirilmesi mümkünken, üç ayrı dosya açılması bu ilkenin açık ihlali olarak kabul edilmiştir.
Kararda, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesindeki adil yargılanma hakkı ile usul ekonomisi arasındaki bağlantıya da dikkat çekilmiştir. AİHM’nin ilgili kararlarına atıf yapılarak, yargılamanın makul sürede tamamlanmasının hem tarafların hem de kamunun yararı olduğu vurgulanmıştır. Bu bağlamda, tek bir olaydan kaynaklanan taleplerin parçalara ayrılarak birden fazla dava açılması, yargı kaynaklarının verimsiz kullanımına ve yargılamanın uzamasına yol açmaktadır.
Tazminat Hesaplamasına İlişkin Hukuki Değerlendirmeler
Yargıtay, kararın bozulmasına ilişkin diğer gerekçelerinde de önemli hukuki tespitler yapmıştır. Öncelikle, dosyada bulunan çelişkili maluliyet raporları konusunda (birinde %15,1, diğerinde %6 oranında maluliyet) İtiraz Hakem Heyeti’nin yeterince gerekçe göstermediğini belirtmiştir. Kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre, çelişkinin giderilmesi için üçüncü bir rapor alınması veya mevcut raporların bizzat muayene ile yeniden değerlendirilmesi gerektiğini ifade etmiştir.
Aktüeryal hesaplamada ise, daha önce geçici iş göremezlik tazminatı olarak hükme bağlanan 270 günlük sürenin, sürekli iş göremezlik hesabında “bilinen dönem” içine dahil edilmesinin hatalı olduğu tespit edilmiştir. TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yönteminin doğru kullanılmakla birlikte, mükerrer hesaplama yapılmaması gerektiği vurgulanmıştır.
Avukatlara Mesleki Değerlendirme ve Pratik Sonuçlar
Bu karar, özellikle trafik kazası tazminat davaları ile Sigorta Tahkim Komisyonu başvurularında çalışan avukatlar açısından kritik öneme sahiptir. Aynı olaydan kaynaklanan tüm zarar kalemlerinin (geçici ve sürekli iş göremezlik, tedavi gideri, bakıcı gideri, maluliyet tazminatı vb.) mümkün olduğunca tek bir başvuru veya dava dosyasında talep edilmesi, hem usul ekonomisine uygun hem de hakkın kötüye kullanılması yasağına aykırı düşmemektedir.
Avukatların, müvekkillerinin haklarını en geniş şekilde korumak amacıyla fazlaya ilişkin hakları saklı tutma yoluna gitmeleri elbette mümkündür. Ancak bu hakkın, davalıyı ve yargı sistemini gereksiz yere meşgul edecek şekilde kullanılması, Yargıtay’ın bu kararı ile “yargısal taciz” olarak nitelendirilme riski taşımaktadır. Kararda özellikle “gerçek zarar kalemlerini öğrendikten sonra” ikinci ve üçüncü dava açılması vurgusu, avukatların zamanaşımı ve hak düşürücü süreleri de dikkate alarak strateji belirlemeleri gerektiğini göstermektedir.
Ayrıca, Sigorta Tahkim Komisyonu ve İtiraz Hakem Heyeti kararlarının temyiz incelemesinde, usul ekonomisi ve dürüstlük kuralının somut olarak uygulanması, benzer uyuşmazlıklarda emsal teşkil edecektir. Avukatlar, vekalet ücreti taleplerinin her dosya için ayrı ayrı hükmedilmesi yerine, tek bir dosyada makul ve orantılı bir şekilde talep edilmesinin daha isabetli olacağını göz önünde bulundurmalıdır.
Sonuç
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin bu kararı, tazminat hukukunda dürüstlük kuralının, usul ekonomisinin ve mahkemeye erişim hakkının kötüye kullanılmaması ilkesinin somut bir uygulamasıdır. Karar, avukatlık mesleğinin etik boyutunu güçlendirmekte ve yargı sisteminin verimli işlemesine katkı sağlamaktadır. Benzer olaylarda avukatların, tüm zarar kalemlerini tek bir hukuki süreçte talep etme yönünde özen göstermeleri, hem müvekkil menfaatine hem de adalet sistemine daha uygun bir yaklaşım olacaktır.
Kararın tam metninde yer alan gerekçeler, özellikle TMK m.2, HMK m.30 ve Anayasa m.141 bağlamında detaylı analizler içermektedir. Bu emsal karar, Sigorta Tahkim Komisyonu uygulamalarında ve trafik kazası tazminat davalarında çalışan tüm hukuk profesyonelleri tarafından dikkatle incelenmelidir.
(Toplam kelime sayısı: 928)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
İstanbul Barosu Seçimleri: Ümit Kocasakal, Cumhuriyetçi Güç Birliği’nin Çatı Adayı Oldu
Önce İlke Çağdaş Avukatlar, Önce Avukat ve İstanbul Milliyetçi Avukatlar Gruplarının birleşerek oluşturduğu Cumhuriyetçi Güç Birliği, Prof. Dr. Ümit Kocasakal’ı 2026 İstanbul Barosu Başkanlığı için çatı aday olarak belirledi.
Rüşvet Talebiyle Tahliye Vaadinde Bulunan Cumhuriyet Savcısı Görevden Uzaklaştırıldı
Adana’da görev yapan bir Cumhuriyet savcısının tutuklu şüphelilerin tahliyesi karşılığında 3 milyon TL ve araç talep etmesi üzerine Hakimler ve Savcılar Kurulu tarafından tedbiren görevden uzaklaştırılmasına karar verilmiştir.