Genel Şartlar'daki "Varsa" İbaresi Yorum Yoluyla Yürürlükten Kaldırılamaz: SEDDK Sirküleri ve Eksper Raporu Zorunluluğu Üzerine Eleştirel Değerlendirme
Lawantra
09.08.2026
Sigorta tazminat taleplerinde eksper raporu sunma zorunluluğu, son dönemde SEDDK'nın 05.08.2026 tarihli ve 2026/02 sayılı Sirküleri ile gündeme gelen önemli bir tartışma konusu haline gelmiştir. Bu sirküler, motorlu araç sigortaları kapsamında tahkim başvurularında belirli tutar üzerindeki hasar ve değer kaybı talepleri için eksper raporunu zorunlu bir başvuru şartı olarak düzenlemektedir. Ancak bu düzenleme, Genel Şartlar'ın Ek-6 maddesinde yer alan "varsa eksper raporu" ibaresiyle çelişmekte ve avukatlar ile hukuk profesyonelleri açısından önemli usul ve esas sorunlarını beraberinde getirmektedir.
Konunun hukuki temeli, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 97. maddesinde düzenlenen yazılı başvuru şartına dayanmaktadır. KTK m. 97, sigortacıya yazılı başvuru yapılmasını öngörmekte; başvuruya 15 gün içinde cevap verilmemesi veya talebin karşılanmaması halinde dava ve tahkim yolunun açılacağını hükme bağlamaktadır. Aynı Kanun'un 99. maddesi ise tazminatın, belgelerin iletilmesinden itibaren sekiz iş günü içinde muaccel olacağını belirtmektedir. Bu çerçevede, sirkülerin "rapor tamamlanmadıkça uyuşmazlık doğmamış sayılır" yaklaşımı, kanuni çerçeveyi idari bir düzenlemeyle daraltmakta ve başvuru şartını genişletmektedir.
Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarihli, E. 2019/40, K. 2020/40 sayılı kararı (RG 09.10.2020, S. 31269), bu tartışmanın anayasal boyutunu netleştirmektedir. AYM, KTK m. 90 ve m. 92'de yer alan genel şartlara atıf yapan hükümleri, tazminat hakkının kapsamının idari düzenlemelere bırakılması nedeniyle Anayasa'nın 13. ve 48. maddelerine aykırı bularak iptal etmiştir. Kararda, borcun kapsamının temel ilkelerinin kanunla belirlenmesi gerektiği vurgulanmış; idareye geniş takdir yetkisi tanınmasının kanunilik ilkesini zedelediği belirtilmiştir. Aynı kararda KTK m. 97'deki yazılı başvuru şartı anayasaya uygun bulunmuşsa da, bu uygunluk kararının dayanağı, şartın basit, külfetsiz ve zarar görenin kontrolünde olmasıdır. Sirkülerle getirilen eksper raporu zorunluluğu, raporun merkezi sistem üzerinden atanması ve zarar görenin iradesi dışında ilerlemesi nedeniyle bu gerekçeyle örtüşmemektedir.
Genel Şartlar Ek-6'daki "varsa" ibaresi, düzenleyicinin bilinçli tercihini yansıtmaktadır. Bu ibare, rapor mevcutsa sunulacağını, mevcut değilse başvurunun geçerli olacağını açıkça ifade eder. "Varsa" ibaresini, yeni atama zorunluluğu nedeniyle hükmünü yitirdiği gerekçesiyle yorum yoluyla kaldırmak, contra legem bir yaklaşım olup hukuk metodolojisine aykırıdır. Tüketici ve sigortalı lehine yorum ilkesi (TTK m. 1425 gerekçesi), lehe bir kaydın aleyhe daraltılmasını engellemektedir. Ayrıca, atama zorunluluğu ile raporun başvuru anında zarar görenin elinde olması ayrı olgulardır. Yeni rejimde eksper, taraflarca değil merkezi sistemce atanmakta; rapor sigortacıya teslim edilmekte ve zarar görenin kontrolü dışında bir takvim izlemektedir. Bu durum, kronolojik bir kısır döngü yaratmakta; başvuru raporu, rapor ise başvuruyu beklemektedir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin maluliyet raporu içtihadıyla kurulan kıyas da isabetli değildir. Dairenin 15.02.2023 tarihli, E. 2021/23765, K. 2023/1845 sayılı kararı, maluliyet raporunun bir yıllık iyileşme süreci dolmadan düzenlenmesi nedeniyle başvuruyu usulden reddetmiştir. Ancak burada "tamamlanamazlık", zararın tıbben ölçülemez olmasından kaynaklanmaktadır. Araç hasarı ve değer kaybında ise zarar kaza anında doğmakta; geciken, yalnızca ölçüm sürecidir. Maluliyet raporunda zarar görenin kendi başvurusuyla temin edebildiği belge kontrolündeyken, eksper raporu üçüncü kişilerin (merkezi sistem ve eksper) kontrolündedir. AYM'nin KTK m. 97'yi uygun bulma gerekçesiyle çelişen bu durum, usulden ret sebebini ortadan kaldırmaktadır.
Dairenin daha güncel kararları da bu yöndedir. 06.01.2025 tarihli E. 2023/282, K. 2025/5 sayılı kararda, usulüne uygun belgelerle başvuru yapılmadığı gerekçesiyle verilen ret kararı oy birliğiyle bozulmuş; hakem heyetinin evrakı tamamlatması ve esasa girmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. 24.04.2025 tarihli E. 2023/13060, K. 2025/6574 sayılı kararda ise eksik belgeyle başvuruya dayalı tahkim kararı esastan onanmış; karşı oy, yerleşik yaklaşımın "eksik belgeyle başvuru tamamlanabilir" olduğunu teslim etmiştir. HMK m. 115/2, tamamlanabilir dava şartı eksikliğinde kesin süre verilmesini emretmekte; doğrudan usulden ret son çare olarak kalmaktadır.
Eksper raporunun hazırlanmasına azami sürenin öngörülmemesi, hak arama hürriyeti ve mahkemeye erişim hakkını riske atmaktadır. Bu tespitin kabulü, sirkülerin bugünkü haliyle uygulanamayacağını teyit eder. Önerilen 15 günlük süre de sorunu çözmemektedir; zira sorun sirkü düzeyinde düzenleme yapılmasıdır. AYM, kanun hükümlerini dahi iptal etmişken sirkülerle şart ihdası kanunilik ilkesine aykırıdır. Kanun (KTK m. 97, 99; 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu m. 30), sigortacı gecikmesinin sonuçlarını zaten düzenlemiştir: Süre dolar, uyuşmazlık doğar, temerrüt faizleri işler. Raportörlerin yargısal değerlendirme yapamaması da sirkülerin yarattığı bir risktir; şart kalktığında bu sorun da ortadan kalkar.
Sonuç olarak, eksper raporu bir delil niteliğindedir; başvuru veya dava şartı değildir. Sigorta hukukunun dengesi, zarar görenin tahkim kapısında bekletilmesiyle değil, kanuni sürelerin eşit uygulanmasıyla korunmalıdır. SEDDK'dan beklenen, sirküleri onarmak değil, kanunla çatışan kurguyu bütünüyle geri almaktır. Avukatlar açısından bu tartışma, başvuru şartlarının sınırlarını, anayasal hakları ve yargısal denetimi hatırlatması bakımından mesleki önem taşımaktadır. Tartışmanın bilimsel düzeyde sürmesi, hukuk camiası için kazançtır.
Bu analiz, sigorta tazminat hukuku uygulayıcılarına, sirkülerin hukuki geçerliliği, Yargıtay içtihatlarının kıyaslanabilirliği ve anayasal sınırlar konusunda kapsamlı bir çerçeve sunmaktadır. Konunun takip edilmesi, benzer davalarda etkili savunma stratejileri geliştirmek açısından kritik öneme sahiptir. (Kelime sayısı: 852)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Terörsüz Türkiye Yasası Teklifi Adalet Komisyonu’nda Kabul Edildi: Detaylı Hukuki Analiz
Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun Teklifi’nin komisyondaki görüşmeleri, erteleme mekanizmaları, kurul yapısı ve hukuki sınırları avukatlar açısından inceleniyor.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/282 E., 2025/5 K. – Eksik İnceleme ve Çelişkili Maluliyet Raporları Nedeniyle Bozma
Trafik kazası maluliyet tazminatında çelişkili sağlık kurulu raporlarının irdelememesi, eksik tedavi evrakı ve yeni rapor alınmaması nedeniyle Yargıtay 4. HD kararı bozmuştur. Tamamlanabilir dava şartı ve usul ekonomisi açısından önemli içtihat.