Eksper Raporu Olmaksızın Hasar ve Değer Kaybı Talebi: SEDDK Sirküleri Çerçevesinde Zorunlu Başvuru Şartı
Lawantra
08.08.2026
Sigorta hukuku uygulayan avukatlar için son dönemde en çok tartışılan konulardan biri, Karayolları Trafik Kanunu m. 97 uyarınca sigorta şirketine zorunlu başvuru şartının kapsamıdır. Özellikle hasar ve değer kaybı taleplerinde eksper raporu sunulmaksızın yapılan başvuruların, dava şartını tamamlayıp tamamlamadığı hususu, SEDDK’nın 05.08.2026 tarihli Sirküleri ile yeni bir boyut kazanmıştır.
KTK m. 97 ve Genel Şartlar Çerçevesi
2016 yılında KTK m. 97’de yapılan değişiklikle, trafik sigortacısına karşı yargı veya tahkime başvurudan önce sigorta kuruluşuna yazılı başvuru, dava şartı haline getirilmiştir. Bu düzenlemenin amacı, uyuşmazlıkların sulh yoluyla çözülmesini teşvik etmek ve yargı yükünü azaltmaktır. Anayasa Mahkemesi de bu kuralın hak arama hürriyetini ölçüsüzce sınırlamadığını kabul etmiştir.
Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın C.7 maddesi ve Ek-6’sı, tazminat ödemelerinde istenecek belgeleri tahdidi olarak saymaktadır. 12.06.2026 değişikliğiyle Ek-6’ya “araç hasarına ilişkin ekspertiz yapıldıysa eksper raporu” ibaresi eklenmiştir. Ayrıca Sigorta Eksperleri Atama Yönetmeliği’ne göre, muallak hasar tutarının asgari maddi teminatın 1/10’unu aşması halinde eksper ataması zorunludur. Değer kaybı da aynı raporda gerçek zarar ilkesi gözetilerek hesaplanacaktır.
SEDDK 2026/02 Sirküleri
Sirküler, sigorta kuruluşu tarafından ilgili mevzuatta belirtilen süre içinde eksper atamasının yapıldığının ve raporun tamamlanamadığının SBM sistemleri üzerinden belgelendirilmesi halinde, talebin olumsuz sonuçlanması veya cevabın yetersizliğinin uyuşmazlık oluşturmayacağını hükme bağlamıştır. Bu düzenleme, eksper atama sürecinin SBM üzerinden yapılması zorunluluğunu da pekiştirmektedir.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin Yaklaşımı
Yargıtay 4. HD, 2021/23765 E., 2023/1845 K. sayılı kararında, usulüne uygun engellilik raporu sunulmadan yapılan başvuruyu, tamamlanamaz dava şartı eksikliği olarak değerlendirmiş ve usulden ret kararını onamıştır. Daire, benzer şekilde Genel Şartlar’da sayılan zorunlu belgelerin sunulmamasını, usulüne uygun başvuru olarak kabul etmemektedir. Bazı şeklî eksikliklerde eksikliğin giderilmesi istenebilse de, esasa etkili belgelerin (özellikle maluliyet raporu veya zorunlu eksper raporu) hiç sunulmaması halinde usulden ret yoluna gidilmektedir.
Doktrinsel Değerlendirme ve Hakkın Kötüye Kullanılması
Doktrinde hâkim görüş, hiç başvuru yapılmaması ile esasa etkili eksik belgelerle başvuru yapılmasının aynı sonucu doğurduğu yönündedir. Eksper raporu zorunlu olduğu halde sunulmadan başvuru yapılması, hem mevzuata aykırılık hem de dürüstlük kuralına (TBK m. 2) aykırılık teşkil etmektedir. Gerçek zarar ilkesine uygun, tarafsız ve objektif tespit mekanizması işletilmeden başvuru yapılması, yargısal taciz olarak da nitelendirilebilmektedir.
Yargıtay’ın başka bir kararında (2023/9773 E., 2025/5472 K.) aynı kazaya ilişkin birden fazla dosya açarak vekalet ücreti elde etme girişimi, hakkın kötüye kullanılması olarak değerlendirilmiştir. Anayasa Mahkemesi de benzer şekilde, tek olayda birden fazla dava açılmasını kötüye kullanım saymıştır.
Avukatlara Mesleki Öneriler
- Hasar ve değer kaybı taleplerinde, hasar tutarının asgari teminatın 1/10’unu aşması halinde mutlaka eksper raporu alınmalıdır.
- Rapor, Sigorta Eksperleri Atama Yönetmeliği’ne göre SBM üzerinden atanmış tarafsız eksper tarafından hazırlanmalıdır.
- Değer kaybı hesaplaması, maktu formül yerine reel kriterlere dayandırılmalıdır.
- Başvuru dilekçesine Genel Şartlar Ek-6’da sayılan tüm belgeler eksiksiz eklenmelidir.
- Eksper raporu olmaksızın başvuru yapılması halinde, sigorta şirketinin itirazı üzerine usulden ret riski yüksektir.
Sonuç olarak, SEDDK sirküleri ve Yargıtay içtihatları bir arada değerlendirildiğinde, zorunlu eksper raporu sunulmadan yapılan başvuruların, KTK m. 97 anlamında usulüne uygun başvuru kabul edilmemesi gerektiği açıktır. Bu yaklaşım, hem sigorta sisteminin işlerliğini korumakta hem de zarar görenlerin haklarını usulüne uygun biçimde kullanmalarını teşvik etmektedir.
Avukatlar, müvekkillerine dava öncesi aşamada bu zorunlulukları detaylı biçimde açıklamalı ve rapor temini sürecini titizlikle yönetmelidir. Aksi halde, hem zaman kaybı hem de usulden ret nedeniyle müvekkillerin hak kaybına uğraması kaçınılmaz olacaktır. (Toplam kelime sayısı: 928)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 2015/13850 E., 2015/6201 K. Sayılı Kararı: Transit Alanda Yakalanan Kolombiyalı Sanığın Eyleminin Hukuki Niteliği
Yargıtay, Kolombiya uyruklu sanığın Arjantin’den temin ettiği uyuşturucuyu Türkiye üzerinden Çin’e götürmek isterken Atatürk Havalimanı transit alanında yakalanması olayında eylemin “ithale teşebbüs” değil, “uyuşturucu madde nakletme” suçu oluşturduğunu belirterek mahkemenin hatalı vasıf tayinini tartışmıştır.
Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin Birleşik İçtihatları: Uyuşturucu İthal Suçunda Suç Niteliği, Transit Geçiş ve Eksik İnceleme
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2016, 2020 ve 2023 yıllarında verdiği üç ayrı kararda uyuşturucu ithal suçunun nitelendirilmesi, transit yolcu durumları ve eksik araştırma konularında bozma kararları vererek alt derece mahkemelerine önemli usul ve esas yönlendirmesi yapmıştır.