Dolandırıcılık Operasyonlarında El Konulan Paraların Mağdurlara İadesi: Mevcut Hukuki Sorunlar ve Çözüm Önerileri
Lawantra
14.07.2026
Son dönemde gerçekleştirilen dolandırıcılık operasyonları, suçun meslek haline geldiğini ve örgütlü biçimde işlendiğini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Kamuoyuna yansıyan yüklü miktarlardaki işlemler, hem fail sayısının hem de mağdur sayısının arttığını göstermektedir. Bu operasyonlarda hesaplara ve malvarlığına el konulması rutin hale gelmiştir. Ancak el konulan paraların dolandırıcılık mağdurlarına iadesi süreci, ceza muhakemesi hukuku açısından önemli sorunlar barındırmaktadır.
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 127/5. maddesi, el koyma işleminin suçtan zarar görenlere gecikmeksizin bildirilmesini zorunlu kılmaktadır. Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 55. maddesi ise suçtan elde edilen kazancın mağdura ait olması halinde müsadere yoluna gidilemeyeceğini, öncelikle iade edilmesi gerektiğini hükme bağlamaktadır. Maddenin lafzı “bağlı yetki” şeklinde düzenlendiğinden, soruşturma ihtiyacı ortadan kalktığında malvarlığı değerinin sahibine iadesi zorunludur.
Uygulamada en büyük sorun, el konulan malvarlığının tüm mağdurların zararını karşılamaya yetmemesi halinde ortaya çıkmaktadır. Kanunda, iade için zaman önceliği mi yoksa orantılı (pro rata) dağıtım mı yapılacağı hususu düzenlenmemiştir. Enflasyon nedeniyle uğranılan değer kaybının hesaba katılıp katılmayacağı da belirsizdir. Özellikle örgütlü dolandırıcılıkta, mağdurların paraları farklı tarihlerde alınmış, farklı kanallar üzerinden akıtılmış ve sıklıkla başkalarının hesapları üzerinden işlem yapılmıştır. Bu durumda “IBAN mağduru” olarak bilinen kişilerle asıl mağdurlar arasında ayrım yapılması da ayrı bir hukuki tartışma konusudur.
Bir diğer kritik mesele, mağdurlardan elde edilen paralarla iktisap edilen diğer malvarlığı değerlerinin (araç, taşınmaz, kripto varlık vb.) iade edilip edilmeyeceğidir. Yargıtay 17. Ceza Dairesi’nin 2015/14419 E., 2016/7021 K. sayılı kararında, çalıntı parayla alınan aracın müsadere edilmesinin bozma nedeni yapıldığı görülmektedir. Ancak çok sayıda mağdur ve çok aşamalı hukuki işlemler içeren dolandırıcılık örgütlerinde bu iadenin pratikte nasıl gerçekleştirileceği kanunda düzenlenmemiştir.
İstatistikler sorunun boyutunu net göstermektedir. 2025 Adalet İstatistiklerine göre dolandırıcılık suçlarında soruşturma dosyalarında %18 artış yaşanmış, 1.144.287 dosya incelenmiştir. Kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilen dosya sayısı 253.006’dır. Bu yüksek takipsizlik oranı, suçun “hile” unsurunun özel hukuk uyuşmazlığı olarak değerlendirilmesinden kaynaklanmaktadır. Oysa örgütlü yapılar ve meslek haline gelme olgusu gözetildiğinde, olayların tek tek değil, bütüncül olarak ele alınması gerekmektedir.
CMK m. 172 uyarınca önceden kapatılmış dosyaların, yeni delil veya operasyon kapsamında elde edilen bilgilerle yeniden açılması mümkündür. Özellikle daha önce takipsizlik verilen ancak aynı suç örgütü tarafından mağdur edildiği anlaşılan kişilerin dosyalarının re’sen incelenmesi, mağdur haklarını güçlendirecektir.
Avukatlar açısından bu süreçte önemli görevler düşmektedir. Mağdurların suç duyurusu dilekçelerinde, el koyma kararlarının CMK m. 127/5 uyarınca kendilerine tebliğini talep etmeleri, iade taleplerini takip etmeleri ve olası müsadere kararlarına itiraz etmeleri gerekmektedir. Aynı zamanda, el konulan malvarlığının korunması için CMK m. 128/A kapsamında tedbirlerin alınmasını istemek de mümkündür.
Sonuç olarak, mevcut kanuni düzenlemeler örgütlü dolandırıcılık vakalarında yetersiz kalmaktadır. Mağdurlara iade mekanizmasının, öncelik sırası, orantılı dağıtım, enflasyon kaybının hesaba katılması ve zincirleme iktisap edilen malların statüsünü netleştiren yeni bir kanuni düzenlemeye acil ihtiyaç vardır. Bu düzenleme, hem mağdur haklarını koruyacak hem de suçtan elde edilen haksız kazancın devlete kalmasını önleyecektir. Hukuk profesyonelleri olarak bu boşluğun doldurulması için bilimsel ve mesleki katkı sunmak, mesleğimizin önemli bir sorumluluğudur. (Toplam kelime: 685)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2025/3594 E. - 2025/5388 K. Sayılı Kararı: Yabancı Para Alacaklarında Takip Talebinde TL Karşılığının Gösterilmemesi ve UYAP Kayıtlarının Asıllığı
Yargıtay, UYAP'ta kayıtlı takip talebinde yabancı para alacağının TL karşılığının gösterilmemesi nedeniyle takibin iptaline hükmetmiştir. Karar, İİK m. 58/3'ün kamu düzeni niteliğini, UYAP kayıtlarının asıl olduğunu ve ilk usulsüz talebin yenilenemeyeceğini vurgulamaktadır.
İcra Takip Talebinin Hukuki Niteliği, Unsurları ve İcra Müdürünün Denetim Yetkisi
İcra ve İflas Kanunu'nun 58. maddesi uyarınca takip talebinin zorunlu unsurları, taraf sıfatı, alacağın miktarı ve takip yolunun seçimi detaylı olarak incelenmiştir. Yargıtay kararları ışığında, takip talebinin şekli niteliği, ıslah yasağı ve icra müdürünün sınırlı inceleme yetkisi ele alınmaktadır.