Derdest Kısmi Davalarda Zamanaşımı ve Talep Artırımı: 7589 Sayılı Kanun Sonrası Yeni Dönem
Lawantra
28.08.2026
7589 sayılı Kanun ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 107. maddesinde düzenlenen belirsiz alacak davası kurumu hukuk sistemimizden kaldırılmıştır. Bu köklü değişikliğin yürürlüğe girmesinden önce açılan davalar bakımından Geçici Madde 1/10 ile mülga 107. maddenin uygulanmaya devam edeceği açıkça hükme bağlanmıştır. Ancak uygulamada en çok tartışma yaratan husus, bu geçiş hükmünün derdest kısmi davaları kapsayıp kapsamadığı, bu davalarda bakiye alacak için talep artırımı yapılıp yapılamayacağı ve en kritik olarak zamanaşımının bakiye kısım bakımından dava tarihinde kesilip kesilmeyeceğidir.
Yeni düzenleme ile Türk yargı sisteminde önemli bir ikili usul rejimi dönemi başlamıştır. 31 Temmuz 2026 tarihinden önce açılmış davalarda eski HMK m. 107 hükümleri uygulanmaya devam ederken, bu tarihten sonra açılacak davalar belirsiz alacak davası olarak nitelendirilemeyecek ve HMK m. 109 çerçevesinde kısmi dava olarak açılacaktır. Yeni m. 109/4 hükmü, tahkikatın sona ermesine kadar bir defaya mahsus talep artırım imkanı tanımakta ve bu durumda bakiye alacak için zamanaşımının geriye etkili olarak dava tarihinde kesilmiş sayılacağını düzenlemektedir.
Geçici Madde 1/10'un lafzı münhasıran mülga 107. maddeye atıf yapmakta ve "yürürlükten kaldırılma tarihinden önce açılan davalar bakımından uygulanmaya devam olunur" ifadesini içermektedir. Kanun koyucunun bu hükmü kaleme alırken özellikle belirsiz alacak davalarını hedef aldığı açıktır. Kısmi dava ile belirsiz alacak davası, usul hukukunda birbirinden tamamen bağımsız iki farklı dava türüdür. Bu ayrım, usul hükümlerinin zaman bakımından uygulanmasını düzenleyen HMK m. 448 ile birlikte değerlendirildiğinde, istisnai geçiş hükümlerinin dar yorumlanması gerektiği ilkesi devreye girmektedir.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.05.2022 tarihli ve 2019/332 E., 2022/724 K. sayılı kararında da vurgulandığı üzere, dava açılması tamamlanmış bir usul işlemidir. Bu nedenle kısmi dava olarak ikame edilmiş bir dosyanın sonradan yürürlüğe giren usul kuralları çerçevesinde belirsiz alacak davasına dönüştürülmesi mümkün değildir. Dolayısıyla Geçici Madde 1/10'un derdest kısmi davaları kapsamadığı sonucuna ulaşılmaktadır.
Derdest kısmi davalarda henüz tamamlanmamış usul işlemleri bakımından ise durum farklıdır. HMK m. 448 uyarınca usul hükümleri kural olarak derhâl uygulanır. Tahkikat aşamasında henüz gerçekleştirilmemiş olan talep artırımı veya ıslah işlemleri, niteliği gereği "tamamlanmamış usul işlemi" olarak kabul edilmelidir. Bu nedenle derdest kısmi davalarda davacılar, bakiye alacaklarını hem genel ıslah hükümleri (HMK m. 176-177) hem de yeni HMK m. 109/4 çerçevesinde bir defaya mahsus talep artırımı yoluyla ileri sürebilmelidir.
Değişiklik öncesi dönemde Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 07.02.2024 tarihli ve 2023/915 E., 2024/80 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi, kısmi dava açılması halinde zamanaşımı yalnızca dava dilekçesinde talep edilen miktar için kesilmekte, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması bakiye kısım için zamanaşımını durdurmamaktaydı. Ancak yeni m. 109/4 ile getirilen düzenleme, talep artırımı halinde zamanaşımının artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacağını açıkça hükme bağlamıştır.
Kanun koyucunun kısmi davalar için özel bir sınırlayıcı geçiş hükmü öngörmemiş olması, yeni hükmün derdest kısmi davalarda da uygulanmasını zorunlu kılmaktadır. Aksi yorum, usul ekonomisi ilkesine, davaların makul sürede sonuçlandırılması hedefine ve hukuki güvenlik ilkesine aykırı düşecektir.
Konu anayasal boyutlarıyla da ele alınmalıdır. Anayasa Mahkemesi'nin yerleşik içtihatlarında sıkça vurgulandığı üzere, maddi gerçeğin ve adaletin aşırı şekilci usul yorumlarına kurban edilmemesi esastır. Kısmi dava yoluyla hak arama özgürlüğünü kullanan bir davacının, bakiye alacağına ulaşmasının geçiş hükümlerinin amacını aşan geniş ve aleyhe yorumlarla engellenmesi, Anayasa'nın 36. maddesinde güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının özüne dokunacak niteliktedir.
Sonuç olarak, derdest kısmi davalarda tahkikatın bitimine kadar HMK m. 109/4'te düzenlenen talep artırım mekanizmasının ve bu mekanizmanın sağladığı geriye etkili zamanaşımı korumasının uygulanması, hem hukuka hem de hakkaniyete en uygun çözümü oluşturmaktadır. Bu yaklaşım, davacıların hak kaybına uğramasını önlerken, aynı zamanda yargılamanın etkinliğini ve ekonomikliğini de artıracaktır.
Uygulamada avukatlar, derdest kısmi davalarda müvekkilleri adına talep artırımı talebinde bulunurken bu geçiş sürecinin yarattığı ikili rejimi dikkate almalı, zamanaşımı def'ini bertaraf etmek için yeni m. 109/4 hükmünden azami ölçüde yararlanmalıdır. Özellikle tahkikatın ilerleyen aşamalarında delil durumu netleştikçe bakiye alacak miktarının somutlaşması halinde, bu hükmün bir defaya mahsus niteliği gözetilerek zamanında talep artırımı yapılmalıdır.
Değişikliğin uzun vadede yargı pratiğinde yaratacağı etkiler de önemlidir. Artık belirsiz alacak davası kurumunun kalkmasıyla birlikte kısmi dava yolu daha sık kullanılacak, bu da talep artırımı ve zamanaşımı konularında yeni içtihatların oluşmasına zemin hazırlayacaktır. Avukatlar bu süreçte müvekkillerini doğru yönlendirebilmek için hem eski hem yeni rejimi iyi analiz etmeli, Yargıtay kararlarını yakından takip etmelidir.
Bu makale, derdest kısmi davalarda yaşanan hukuki belirsizliği gidermeyi, avukatlara ve hukuk profesyonellerine pratik bir yol haritası sunmayı amaçlamaktadır. Konunun uygulamada yarattığı sorunların yakından izlenmesi ve olası yeni Yargıtay kararlarının da dikkate alınması gerekmektedir.
Anahtar Kavramlar: Derdest kısmi dava, talep artırımı, zamanaşımı kesilmesi, HMK m. 109/4, 7589 sayılı Kanun, Geçici Madde 1/10, usul hükümlerinin zaman bakımından uygulanması, mahkemeye erişim hakkı.
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
KVKK Kurulu'nun Mesai Takibi Amacıyla Biyometrik Veri İşlenmesi İlke Kararı: Veri Sorumluları İçin Güncel Yükümlülükler ve İstisnalar
Kişisel Verileri Koruma Kurulu'nun 2026/921 sayılı İlke Kararı kapsamında mesai takibi amacıyla biyometrik veri işlenmesinin hukuki sınırlarını, özel nitelikli veri nitelendirmesini ve güvenlik istisnalarını inceleyen detaylı analiz.
Taşeron İşçilerin Tazminat ve İşçilik Alacaklarında Asıl İşveren ve Alt İşveren Müteselsil Sorumluluğu
Taşeron işçilerin kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai, yıllık izin ve diğer alacaklarının hangi hallerde asıl işverenden tahsil edilebileceği, muvazaa uygulaması, Yargıtay içtihatları ve zamanaşımı süreleri bu yazıda avukatlar için detaylı biçimde analiz edilmektedir.