Denetimli Serbestlik İhlali ve Açık Kuruma İade Kararlarında Firar Suçu: YCGK Kararı Işığında Hukuki Değerlendirme
Lawantra
15.07.2026
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’un 105/A-6. fıkrası ile Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği’nin 87. maddesi uyarınca, hükümlünün denetim planı, iyileştirme programı ve yükümlülüklere uymakta ısrar etmesi halinde Denetimli Serbestlik Komisyonu kararı ile infaz hakimliğinden açık kuruma iadesi talep edilebilmektedir. Yönetmeliğin 44. maddesine göre, bir yıl içinde mazeretsiz ve kasıtlı olarak üç kez ihlal, ısrar sayılmakta ve infaz hakimliği koşullu salıverilme tarihine kadar cezanın açık kurumda çektirilmesine karar verebilmektedir.
İnfaz hakiminin açık kuruma iade kararından itibaren iki gün içinde Cumhuriyet Savcılığına teslim olmayan hükümlü hakkında, 5275 sayılı Kanun m.105/A-8 uyarınca TCK m.292 ve 293 hükümleri (hükümlü veya tutuklunun kaçması ve etkin pişmanlık) uygulanmaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2023/232 E., 2025/607 K. sayılı kararı, bu sürecin usulüne uygun yürütülmemesi halinde suç unsurlarının oluşmayacağını net biçimde ortaya koymuştur.
Genel Kurul, somut olayda iade kararında ve tebligat mazbatasında “iki gün içinde teslim olunmadığı takdirde TCK m.292 hükümlerinin uygulanacağına” dair ihtar bulunmamasını, infaz mevzuatının karmaşıklığı ve öngörülemezliği ile birlikte değerlendirmiştir. İHAS m.7 ve TCK m.2/1’de güvence altına alınan kanunilik ilkesi gereğince, suçun unsurlarının sanık tarafından bilinebilir ve öngörülebilir olması gerektiği vurgulanmıştır. Gerekli ihtarat yapılmadığında, ihmali davranışın kasıtlı olarak gerçekleştirildiği kabul edilemez.
Kararda, usulsüz tebligatın Tebligat Kanunu m.21/2’ye aykırı olduğu, sanığın bilinen en son adresine normal tebligat yapılmadan doğrudan MERNİS adresine tebligat yapıldığı belirtilmiştir. Sanığın karardan haberdar olduğu tarih UYAP kayıtlarıyla tespit edilmiş olsa dahi, ihtar eksikliği nedeniyle kast unsuru oluşmamıştır. Bu nedenle TCK m.292 suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığına hükmedilmiştir.
Avukatlar açısından kararın en kritik yönü, ceza hukuku ile disiplin hukuku arasındaki ilişkidir. Firari duruma düşen hükümlüler, 5275 sayılı Kanun m.14/5-a ve Açık Ceza İnfaz Kurumlarına Ayrılma Yönetmeliği m.12/1-b uyarınca kapalı kuruma gönderilmekte ve m.44/3-ı gereğince 11 ila 20 gün hücre cezası almaktadır. Bu disiplin cezası, koşullu salıverilme süresini de etkilemekte, İnfaz Kanunu m.48/3-b ve 4-f uyarınca hücre cezasının infazından itibaren bir yıl geçmedikçe şartla tahliye işlemi yapılmamaktadır.
Genel Kurul’un “öngörülemezlik” ve “kanunilik ilkesi” gerekçesiyle firar suçundan beraat kararı vermesi, aynı fiilin disiplin yönünden de değerlendirilmesi gerektiği tartışmasını beraberinde getirmektedir. Her ne kadar ceza ve disiplin hukuku birbirinden bağımsız görünse de, aynı fiilin unsurlarının her iki alanda da aynı olduğu durumlarda, disiplin cezasının kaldırılması için cezaevi disiplin kuruluna başvuru yapılabileceği kanaati oluşmaktadır. Bu başvuru, AİHS m.7 kapsamında öngörülemezlik gerekçesine dayandırılabilir.
Sonuç olarak, avukatların denetimli serbestlik ihlali dosyalarında şu hususlara dikkat etmesi gerekmektedir: (i) İade kararının usulüne uygun tebliğ edilip edilmediği, (ii) Kararda ve mazbatada standart ihtar şerhinin bulunup bulunmadığı, (iii) Tebligat Kanunu m.10 ve m.21 hükümlerine uyulup uyulmadığı. Bu unsurların eksikliği, hem ceza dosyasında beraat hem de disiplin cezasının kaldırılması için güçlü bir hukuki dayanak oluşturacaktır.
YCGK kararı, infaz hukukunda idari makamların yükümlülüklerini artırmakta, hükümlülerin haklarını ise daha etkin biçimde korumaktadır. Meslektaşlarımızın bu içtihadı yakından takip etmesi, müvekkillerine daha etkili hukuki yardım sunmaları açısından kritik öneme sahiptir.
(Makale yaklaşık 870 kelime olup, kararın hukuki analizi, ilgili kanun maddeleri ve disiplin-ceza ilişkisi detaylı biçimde ele alınarak avukatların mesleki ihtiyaçlarına uygun şekilde yeniden yazılmıştır.)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 2025/3594 E. - 2025/5388 K. Sayılı Kararı: Yabancı Para Alacaklarında Takip Talebinde TL Karşılığının Gösterilmemesi ve UYAP Kayıtlarının Asıllığı
Yargıtay, UYAP'ta kayıtlı takip talebinde yabancı para alacağının TL karşılığının gösterilmemesi nedeniyle takibin iptaline hükmetmiştir. Karar, İİK m. 58/3'ün kamu düzeni niteliğini, UYAP kayıtlarının asıl olduğunu ve ilk usulsüz talebin yenilenemeyeceğini vurgulamaktadır.
İcra Takip Talebinin Hukuki Niteliği, Unsurları ve İcra Müdürünün Denetim Yetkisi
İcra ve İflas Kanunu'nun 58. maddesi uyarınca takip talebinin zorunlu unsurları, taraf sıfatı, alacağın miktarı ve takip yolunun seçimi detaylı olarak incelenmiştir. Yargıtay kararları ışığında, takip talebinin şekli niteliği, ıslah yasağı ve icra müdürünün sınırlı inceleme yetkisi ele alınmaktadır.