Dava Şartı Arabuluculukta Taraf Yanılgısı ve Mahkemeye Erişim Hakkı: AYM Coşkun Arıcan ve Diğerleri Kararı Üzerine Eleştirel İnceleme
Lawantra
08.08.2026
Anayasa Mahkemesi’nin 18 Şubat 2026 tarihli Coşkun Arıcan ve Diğerleri kararı (B. No: 2022/52228), dava şartı arabuluculuk kurumunun uygulanmasında taraf yanılgısının kabul edilebilirliği ve mahkemeye erişim hakkı arasındaki dengeyi belirleyen önemli bir anayasal içtihattır. Karar, avukatlar ve hukuk profesyonelleri için usul ekonomisi, dürüstlük kuralı ve ölçülülük ilkelerinin somut olayda nasıl uygulanacağı konusunda zengin bir analiz sunmaktadır.
Başvurucu, temizlik işçisi olarak çalıştığı şirketin iş sözleşmesinin 17 Temmuz 2019’da feshedilmesi üzerine, E. Güvenlik A.Ş. ile arabuluculuğa başvurmuş, anlaşma sağlanmayınca 19 Ağustos 2019’da işe iade davası açmıştır. Davalı şirket, gerçek işverenin E. Hizmet ve İşletmecilik A.Ş. olduğunu savunmuştur. Başvurucu, iki şirketin aynı ticari adres, yönetici ve ortaklara sahip olduğunu, unvan benzerliği ve kendi eğitim düzeyi nedeniyle yanılgıya düştüğünü belirtmiştir.
Kocaeli 4. İş Mahkemesi, yanılgıyı kabul edilebilir bularak HMK m. 124/4 uyarınca taraf değişikliğine izin vermiş, gerçek işverene karşı arabuluculuğun tamamlanması için süre tanımıştır. Gerçek işverenle yapılan arabuluculuk 2 Mart 2020’de anlaşmazlıkla sonuçlanmış, şirket davaya dahil edilmiştir. Mahkeme, fesih için geçerli neden bulunmadığı gerekçesiyle davayı kabul etmiştir.
Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi ise iki şirketin ayrı tüzel kişilikler olduğunu, gerçek işverene karşı arabuluculuğun dava açılmadan önce yapılmadığını belirterek davayı usulden kesin olarak reddetmiştir.
AYM, müdahalenin kanuni dayanağının bulunduğunu ve arabuluculuğun meşru amacını kabul etmiş, ancak somut olayda katı şekilciliğin başvurucuya aşırı külfet yüklediğini tespit etmiştir. İlk derece mahkemesinin yanılgıyı kabul edilebilir bulması, organik bağın varlığı, gerçek işverenle arabuluculuğun tamamlanması, savunma hakkının korunması ve ret kararının doğuracağı hak kaybı riski birlikte değerlendirildiğinde, istinaf mahkemesinin yorumu ölçüsüz bulunmuştur.
Kararda, 7036 sayılı Kanun m. 3 ve 9, HMK m. 124/3-4, İş Kanunu m. 20, Anayasa m. 13 ve 36 hükümleri birlikte yorumlanmıştır. AYM, kararın genel bir esneklik kuralı olmadığını, kabul edilebilir taraf yanılgısı, arabuluculuğun fiilen tamamlanması ve savunma hakkının korunduğu istisnai durumlarda ölçülülük denetimi yaptığını vurgulamıştır.
Karar üzerine Prof. Dr. Rauf Karasu destekleyici görüşünde, grup şirketlerinde unvan karışıklığının hayatın olağan akışı içinde kabul edilebilir yanılgı olduğunu, usul ekonomisinin ve hak arama özgürlüğünün ön plana çıkması gerektiğini belirtmiştir. Av. M. Turgay Bilge ise eleştirel yaklaşımda, dava şartının dava tarihinde mevcut olması gerektiğini, İş Kanunu m. 20’deki iki haftalık yeniden başvuru imkanının hak kaybını önlediğini savunmuştur.
AYM kararı, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 27 Kasım 2023 ve 15 Ekim 2024 tarihli içtihatlarıyla uyumludur. Bu içtihatlarda, iradi taraf değişikliğinden önce yeni tarafa karşı arabuluculuğun tamamlanması halinde dava şartının gerçekleştiği kabul edilmektedir.
Kararın dar yorumlanması gerektiği vurgulanmalıdır. Organik bağ tek başına yeterli değildir. Yanılgının dürüstlük kuralına aykırı olmaması, HMK m. 124 koşullarının gerekçeli kabulü, gerçek tarafla arabuluculuğun tamamlanması, savunma hakkının korunması ve ret halinde doğacak külfetin somutlaştırılması birlikte aranmalıdır. Kötü niyetli yanılgı, stratejik taraf seçimi veya savunma hakkının zedelenmesi hallerinde farklı sonuca ulaşılabilir.
İş Kanunu m. 20’deki iki haftalık yeniden başvuru olanağı, eleştirel görüşün önemli argümanıdır. Ancak AYM, bu imkanın varlığının mevcut yargılamanın reddini otomatik olarak ölçülü kılmadığını, süre, masraf ve belirsizlik unsurlarının da dikkate alınması gerektiğini ima etmiştir.
Sonuç olarak, AYM’nin bu kararı, dava şartı arabuluculuğun amacını korurken, katı şekilciliğin mahkemeye erişim hakkını ölçüsüz biçimde sınırlamasını önleyen dar bir anayasal güvencedir. Avukatlar, benzer uyuşmazlıklarda yanılgının kabul edilebilirliğini somut olgularla gerekçelendirmeli, arabuluculuğun gerçek tarafla tamamlanmasını sağlamalı ve ölçülülük argümanlarını kararlara yansıtmalıdır.
Bu içtihat, zorunlu arabuluculuk uygulamasında usul kurumlarının işlevsel yorumunu teşvik etmekte, adil yargılanma standartlarını yükseltmektedir.
(Toplam kelime sayısı: 1024)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 2015/13850 E., 2015/6201 K. Sayılı Kararı: Transit Alanda Yakalanan Kolombiyalı Sanığın Eyleminin Hukuki Niteliği
Yargıtay, Kolombiya uyruklu sanığın Arjantin’den temin ettiği uyuşturucuyu Türkiye üzerinden Çin’e götürmek isterken Atatürk Havalimanı transit alanında yakalanması olayında eylemin “ithale teşebbüs” değil, “uyuşturucu madde nakletme” suçu oluşturduğunu belirterek mahkemenin hatalı vasıf tayinini tartışmıştır.
Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin Birleşik İçtihatları: Uyuşturucu İthal Suçunda Suç Niteliği, Transit Geçiş ve Eksik İnceleme
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2016, 2020 ve 2023 yıllarında verdiği üç ayrı kararda uyuşturucu ithal suçunun nitelendirilmesi, transit yolcu durumları ve eksik araştırma konularında bozma kararları vererek alt derece mahkemelerine önemli usul ve esas yönlendirmesi yapmıştır.