Danıştay 5. Dairesi’nden 672 Sayılı KHK ile Kamu Görevinden Çıkarma Kararına İlişkin Önemli Karar
Lawantra
07.07.2026
Danıştay Beşinci Dairesi’nin 18 Aralık 2024 tarihli ve 2022/11241 Esas, 2024/21646 Karar sayılı ilamı, Olağanüstü Hal (OHAL) döneminde yayımlanan Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) yapılan kamu görevinden çıkarma işlemlerinin hukuki sınırlarını belirlemesi bakımından önemli bir emsal karar niteliğindedir. Karar, özellikle idari yargı ve idare hukuku alanında çalışan avukatlar ile hukuk profesyonellerinin yakından incelemesi gereken detaylı bir hukuki tahlil içermektedir.
Olayın Özeti ve Yargılama Süreci
Dava konusu olayda, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nda ayniyat saymanı olarak görev yapan davacı, 7 Ocak 2016 tarihinde istifa ederek kamu görevinden ayrılmıştır. Daha sonra 1 Eylül 2016 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlanan 672 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Kamu Personeline İlişkin Alınan Tedbirlere Dair Kanun Hükmünde Kararname’nin ekindeki listede ismi yer aldığı gerekçesiyle kamu görevinden çıkarılmıştır. Davacı, Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu’na yaptığı iade başvurusunun reddi üzerine iptal davası açmıştır.
İlk derece idare mahkemesi, davacının Bankasya hesabındaki artış, FETÖ/PDY’ye müzahir dernek üyeliği, okul veli kaydı ve kurum ödeme bilgileri nedeniyle örgütle irtibatının makul kabul edildiğini belirterek davanın reddine karar vermiştir. Mahkeme ayrıca, istifa etmenin KHK ile işlem tesis edilmesine engel teşkil etmeyeceğini, zira memuriyetten istifa edenlerin belirli koşullarda tekrar göreve dönebileceğini ifade etmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi de ilk derece kararını usul ve hukuka uygun bularak istinaf başvurusunu reddetmiştir. Temyiz aşamasında ise Danıştay 5. Dairesi, olayı yeniden değerlendirmiş ve önemli bir hukuki tespit yapmıştır.
Danıştay’ın Hukuki Değerlendirmesi
Danıştay, 672 sayılı KHK’nın 2. maddesinin “kamu görevinden çıkarma” tedbirini incelemiştir. Madde, terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulu’nca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplara üyeliği, mensubiyeti, iltisakı veya irtibatı olanların “başka hiçbir işleme gerek kalmaksızın” kamu görevinden çıkarıldığını hükme bağlamaktadır.
Daire, davacının istifa talebinin 7 Ocak 2016’da kabul edildiğini ve 672 sayılı KHK’nın yürürlüğe girdiği 1 Eylül 2016 tarihinde artık kamu görevinin bulunmadığını tespit etmiştir. Bu nedenle, kamu görevi bulunmayan bir kişinin “kamu görevinden çıkarılması” işleminin hukuken mümkün olmadığı sonucuna varmıştır.
İdare Mahkemesi’nin “istifa edenlerin tekrar göreve dönme ihtimali bulunduğu” gerekçesini ise yerinde bulmamıştır. Daire, benzer nitelikteki 675 sayılı KHK’da kendi isteğiyle emekli olanlar veya meslekten çıkarılanlar hakkında özel düzenleme yapıldığını, ancak 672 sayılı KHK’da istifa ederek görevi sona erenler için herhangi bir tedbir öngörülmediğini vurgulamıştır. Bu ayrım, kanun koyucunun iradesinin bir yansıması olarak kabul edilmiş ve mahkeme gerekçesinin hukuki isabet taşımadığı sonucuna ulaşılmıştır.
Ayrıca, 2547 sayılı Kanun’un 54. maddesine yapılan atıflar ve Anayasa Mahkemesi’nin ilgili kararları da karar gerekçesinde yer almıştır. Daire, savunma hakkı tanınmadan KHK listesine alınmanın ve istifa sonrası yeniden çıkarma işleminin hukuka aykırı olduğuna hükmetmiştir.
Karar Sonucu ve Hukuki Sonuçları
Danıştay 5. Dairesi, temyiz istemini kabul ederek Bölge İdare Mahkemesi kararını bozmuş ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere ilgili daireye gönderilmesine oybirliğiyle karar vermiştir. Bu karar, OHAL döneminde KHK’larla tesis edilen işlemlerin hukuki denetiminde önemli bir ölçüt ortaya koymaktadır.
Avukatlar İçin Mesleki Değerlendirme
Bu içtihat, özellikle OHAL KHK’larına ilişkin binlerce iptal davası devam eden avukatlar için kritik bir referanstır. Karar şu hususları öne çıkarmaktadır:
- Kamu görevinden istifa eden kişilerin, KHK ile “yeniden” kamu görevinden çıkarılmasının hukuken mümkün olmadığı,
- 672 sayılı KHK’nın amacının halen görevde olan kişileri kapsaması,
- İstifa sonrası KHK ile işlem tesis edilmesinin yetki aşımı niteliğinde olabileceği,
- İdare mahkemelerinin “makul şüphe” ve “irtibat” değerlendirmelerinde somut delil zorunluluğu.
Karar, idari yargıda savunma stratejisi oluştururken KHK listelerine alınma tarihleri ile istifa tarihlerinin karşılaştırılmasının önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Ayrıca, Anayasa Mahkemesi’nin 24 Haziran 2021 tarihli E:2018/81, K:2021/45 sayılı kararıyla “üyeliği, mensubiyeti” ibarelerinin iptaline de atıf yapılmış olması, benzer davalarda kullanılabilecek argümanları zenginleştirmektedir.
Hukuk profesyonelleri, bu kararın benzer nitelikteki dosyalar açısından emsal oluşturabileceğini ve idari yargı mercilerinin bundan sonraki kararlarında dikkate alacağını öngörmelidir. Kararın tam metninin titizlikle incelenmesi, müvekkil haklarının korunması açısından büyük önem taşımaktadır.
İlgili Mevzuat: 672 sayılı KHK md. 2, 675 sayılı KHK md. 2, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu md. 54, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu md. 49, Anayasa Mahkemesi E:2018/81, K:2021/45 sayılı kararı.
Anahtar Kavramlar: OHAL KHK, Kamu Görevinden Çıkarma, İstifa, FETÖ/PDY İrtibatı, İdari Yargı, Danıştay İçtihadı, Savunma Hakkı, Yetki Aşımı
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Kayısı Hasat Dönemi Öncesi Hukuki ve Ticari Riskler: Üretici, İhracatçı ve Yatırımcı Perspektifinden Değerlendirme
Rekolte artışı beklentisiyle birlikte tarımsal maliyetler, taban fiyat oluşumu, işçi istihdamı ve altın yatırımı gibi konuların hukuki boyutlarını inceleyen kapsamlı analiz.
Göç Alanında İnsan Haklarının Korunması ve Adalete Erişimin Sağlanması Konferansı Gerçekleştirildi
Türkiye Barolar Birliği, Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği iş birliğiyle düzenlenen iki günlük konferansta, göçmenlerin insan haklarının korunması ve adalete erişim mekanizmaları ele alındı. Avukatların rolü, nitelikli hukuki yardım ve kurumlar arası işbirliği konuları meslektaşlarımız için önemli mesleki çıkarımlar sunuyor.