Danıştay 2. Daire: Üniversite Daire Başkanı Kadrosundan Fakülte Sekreterliğine Atamada İdarenin Takdir Yetkisi ve Üst Düzey Yönetici Kavramı
Lawantra
30.07.2026
Danıştay İkinci Dairesi’nin 30.12.2025 tarihli, Esas No: 2025/4819, Karar No: 2025/6355 sayılı kararı, idari yargı pratiğinde üniversite yöneticilerinin atanması ve idarenin takdir yetkisinin sınırları bakımından önemli bir emsal teşkil etmektedir.
Olayın Özeti
Davacı, bir devlet üniversitesinin Kütüphane ve Dokümantasyon Daire Başkanı iken, başka bir üniversitenin Meslek Yüksekokulu’na Yüksekokul Sekreteri olarak atanmıştır. Davacı, bu atama işleminin iptali talebiyle idari yargıya başvurmuştur. İlk Derece Mahkemesi, daire başkanlığı kadrosunun üst düzey yönetici niteliği taşıdığını, idarenin bu tür kadrolarda geniş takdir yetkisine sahip olduğunu ve kamu yararı ile hizmet gereklerine aykırılık bulunmadığını gerekçe göstererek davanın reddine karar vermiştir. Bölge İdare Mahkemesi de istinaf başvurusunu reddederek ilk derece kararını onamıştır.
Davacı temyiz aşamasında; atamanın keyfi olduğunu, disiplinsizlik veya hizmet zafiyeti gibi herhangi bir somut gerekçenin bulunmadığını, yemek hizmeti alımındaki hatadan kendisinin sorumlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
Danıştay’ın Hukuki Değerlendirmesi
Danıştay 2. Dairesi, temyiz incelemesinde 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesi çerçevesinde kararın usul ve hukuka uygunluğunu incelemiştir. Daire, ilk olarak Bölge İdare Mahkemesi’nin “üst düzey yönetici” değerlendirmesinin hukuki isabetini sorgulamıştır.
10.07.2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 3 Nolu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin ekindeki cetveller incelendiğinde, üniversite daire başkanlıklarının üst kademe yönetici kadroları arasında yer almadığı açıkça görülmektedir. Bu nedenle, idarenin “üst düzey yönetici atama ve görevden almada geniş takdir yetkisine sahip olduğu” yönündeki gerekçe hukuken isabetli bulunmamıştır.
Ancak Danıştay, kararın diğer gerekçelerinin (kamu yararı, hizmet gerekleri ve somut olayda idarenin takdir yetkisinin kötüye kullanılmadığı hususu) hukuka uygun olduğuna kanaat getirmiştir. Bu sebeple, tek bir gerekçedeki hukuki hata, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. Sonuç olarak davacının temyiz istemi reddedilmiş ve Bölge İdare Mahkemesi kararı onanmıştır.
Karşı Oy ve Önemli Hukuki Tartışma
Kararda ilginç bir karşı oy yazısı da yer almaktadır. Karşı oy, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 52. maddesinin (a) bendine dikkat çekmektedir. Bu hükme göre daire başkanları, yönetim kurulunun görüşü alınarak rektör tarafından atanmaktadır. Aynı şekilde 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 76. maddesi, kurumlara görev ve unvan eşitliği gözetmeden kazanılmış hak dereceleriyle memurları başka kadrolara naklen atama yetkisi tanımaktadır.
Karşı oyda, davacının daire başkanlığı döneminde harcama yetkilisi sıfatıyla sorumlu olduğu yemek hizmeti alım ihalesinde fazla ödeme yapıldığı, ancak bu fazla ödemeden davacının kişisel sorumluluğunun somut delillerle ortaya konulamadığı vurgulanmıştır. Ayrıca teminat mektubunun nakde çevrilerek zararın karşılandığı, davacının görevinde başarısız olduğuna veya hizmetin aksamasına ilişkin herhangi bir somut bilgi ve belge bulunmadığı belirtilmiştir.
Bu çerçevede, atama işleminin kamu yararı ve hizmet gerekleri ile bağdaşmadığı, idari takdir yetkisinin hukuka aykırı kullanıldığı sonucuna varılmıştır. Karşı oy, bu nedenle ilk derece ve bölge kararlarının bozulması gerektiğini ifade etmiştir.
Avukatlar ve Hukuk Profesyonelleri İçin Değerlendirme
Bu karar, özellikle yükseköğretim kurumlarında yönetici atamalarıyla uğraşan avukatlar açısından kritik öneme sahiptir. Danıştay’ın yaklaşımı, idarenin takdir yetkisinin mutlak olmadığını, ancak somut olayda tek bir hukuki gerekçedeki isabetsizliğin kararın bütününü bozmayabileceğini göstermektedir.
Karar aynı zamanda 3 Nolu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin ek cetvellerinin titizlikle incelenmesi gerektiğini ortaya koymaktadır. Üniversite daire başkanlarının “üst kademe yönetici” statüsünde değerlendirilemeyeceği tespiti, benzer davalarda idare lehine geniş takdir yetkisi argümanını sınırlamaktadır.
Avukatların dikkat etmesi gereken bir diğer husus da karşı oyda dile getirilen “somut gerekçe” zorunluluğudur. İdarenin bir yöneticisini alt kadroya alırken, disiplin soruşturması, performans değerlendirmesi veya hizmet gereklerine dayalı somut olgulara dayanması, işlemin hukuka uygunluğu açısından belirleyici olmaktadır.
Karar, idari yargıda “gerekçe” tekniğinin önemini de bir kez daha vurgulamaktadır. Bir gerekçenin hatalı olması, kararın diğer hukuka uygun gerekçeleriyle desteklenmesi halinde onama sonucunu değiştirmeyebilir. Bu durum, temyiz dilekçelerinde gerekçelerin tek tek ve güçlü biçimde eleştirilmesinin gerekliliğini ortaya koymaktadır.
Sonuç olarak Danıştay 2. Dairesi’nin bu kararı, üniversite idari personeli atamalarında idarenin takdir yetkisinin sınırlarını, 2547 sayılı Kanun’un 52. maddesinin etkisini ve elektronik tebligat ile yargılama usulü kurallarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini gösteren kapsamlı bir içtihat niteliğindedir.
İlgili Mevzuat
- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu md. 49
- 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu md. 52/a
- 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu md. 76
- 3 Nolu Üst Kademe Kamu Yöneticileri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Atama Usullerine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi
Sonuç Danıştay, temyiz istemini oy çokluğuyla reddetmiş ve Bölge İdare Mahkemesi kararını onamıştır. Karşı oy ise atama işleminin kamu yararı ve hizmet gereklerine aykırı olduğu görüşünü savunmuştur. Bu karar, idari atamalarda somut gerekçe zorunluluğu ve üst kademe yönetici kavramının dar yorumlanması gerektiğini bir kez daha teyit etmektedir.
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu: Kamulaştırma Bedeli Depo İhtarının UETS Üzerinden İdareye Tebliği Zorunludur
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, kamulaştırma bedelinin depo edilmesine ilişkin ihtarlı davetiyenin, davacı idarenin Ulusal Elektronik Tebligat Sistemi’ndeki (UETS) kayıtlı adresine tebliğ edilmesi gerektiğini, avukatın kişisel UETS adresine yapılan tebligatın usulsüz olduğunu net biçimde ortaya koymuştur.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2020/687 E., 2022/1259 K. Sayılı Kararı: Kira Bedelinin Tespiti ile Sözleşmenin Uyarlanması Arasındaki Sınırlar ve Dava Nitelendirmesinin Hukuki Sonuçları
Hukuk Genel Kurulu, kira bedeli uyarlama talebinin tespit davası gibi görülerek karara bağlanmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna hükmederek, iki dava türü arasındaki farkları sistematik biçimde ortaya koymuştur.