Danıştay 2. Daire: Daha Önce Pilotaj Kursundan Başarısız Olanların Yeniden Başvurusunu Engelleyen Şartın İptali
Lawantra
29.07.2026
Danıştay İkinci Dairesi, 31 Aralık 2025 tarihli ve 2020/1262 E., 2025/6408 K. sayılı kararıyla Milli Savunma Bakanlığı Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın “Kıta Kaynağından Kara Havacılık Sınıfına Pilot Adayı Seçimi” konulu 13/03/2020 tarihli ve 667310 sayılı emrinin ekinde yer alan “Başvuru tarihinden önce Uçak/Helikopter Pilot Subay Kursuna tefrik edilip kurstan başarısız olmamak (olumsuz)” şartını iptal etmiştir. Bu karar, idare hukuku, askeri personel hukuku ve normlar hiyerarşisi açısından önemli bir emsal oluşturmaktadır.
Dava, 2010 yılında Helikopter Pilot Subay Temel Kursu’ndan uçuş safhasında elenerek piyade sınıfına geçen bir subayın, 671 sayılı KHK ile kendisine tanınan yeniden pilotaj eğitimi hakkını kullanmak üzere yaptığı başvurunun, dava konusu şart nedeniyle reddedilmesi üzerine açılmıştır. Davacı, 671 sayılı Kanun Hükmünde Kararname’nin 6. maddesiyle 926 sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’na eklenen Ek Geçici Madde 93 uyarınca yeniden başvuru hakkı kazandığını, ancak 2020 yılındaki alım sürecinde bu yeni şart nedeniyle başvuruda bulunamadığını ileri sürmüştür.
Davacı ayrıca, daha önceki alım dönemlerinde böyle bir şartın bulunmadığını, bu nedenle haklı beklenti oluştuğunu ve şartın Anayasa’nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesine aykırı olduğunu iddia etmiştir. Davalı idare ise, Kara Kuvvetleri Komutanlığı Sınıflandırma ve Sınıflandırma Kurulları Yönergesi’nin (KKY 202-6 (A)) 11. maddesine dayanarak uygulama emrinde ilave şartlar getirebileceğini savunmuştur.
Danıştay, kararında öncelikle 926 sayılı Kanun’un 25. maddesi ve Türk Silahlı Kuvvetleri Subay Sınıflandırma Yönetmeliği’ni incelemiştir. Yönetmelik, sınıflandırma usul ve esaslarının yönergelerle düzenlenebileceğini hükme bağlamaktadır. Ancak Danıştay, dava konusu şartın ne ilgili Yönetmelik’te ne de dayanak Yönerge’de yer aldığını tespit etmiştir. Bu nedenle, üst hukuk normlarında bulunmayan bir sınırlamanın alt düzenleyici işlem olan “Uygulama Emri” ile getirilmesinin normlar hiyerarşisine aykırı olduğuna hükmetmiştir.
Kararda hukuki güvenlik ilkesi ve hukuki istikrar kavramlarına da yer verilmiştir. İdarenin daha önceki yıllarda böyle bir şart koymamışken, herhangi bir gerekçe göstermeden yeni bir olumsuz şart getirmesinin hukuki güvenlik ilkesini zedelediği vurgulanmıştır. Ayrıca, 671 sayılı KHK ile pilotaj eğitimi için yeniden başvuru hakkı tanınmışken, bu hakkın idari bir düzenlemeyle fiilen ortadan kaldırılmasının eşitlik ilkesine de aykırı olduğu belirtilmiştir.
Danıştay, askeri hizmetin niteliği ve idarenin takdir yetkisi argümanlarını da değerlendirmiş, ancak bu yetkinin üst normlarla çelişmeyecek şekilde kullanılması gerektiğini hatırlatmıştır. Sonuç olarak, dava konusu düzenlemenin iptaline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı idareden tahsiline karar vermiştir. Karar oyçokluğuyla alınmış olup, bir üye “karşı oy” yazmıştır.
Karşı oy yazısında, askeri hizmetin yüksek risk ve uzmanlık gerektirdiği, idarenin personel seçiminde takdir yetkisine sahip olduğu ve dava konusu şartın yeni bir hak ihdası niteliğinde olmadığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.
Bu karar, idari işlemlerde normlar hiyerarşisine uyulmasının ne kadar kritik olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır. Özellikle askeri personel hukuku ve kamu personeli alım süreçlerinde görev alan avukatlar için önemli bir emsal niteliğindedir. Karar, idarenin alt düzenleyici işlemlerle kanun ve yönetmeliklerde yer almayan kısıtlamalar getiremeyeceğini, getirdiği takdirde bu kısıtlamaların gerekçelendirilmesi ve eşitlik ilkesiyle uyumlu olması gerektiğini net bir şekilde ortaya koymuştur.
Ayrıca karar, 671 sayılı KHK ile tanınan hakların idari işlemlerle fiilen kısıtlanamayacağını göstermesi açısından da değer taşımaktadır. Benzer uyuşmazlıkların çözümünde, hukuki güvenlik ilkesi, düzenli idare ilkesi ve eşitlik ilkesi üçlüsünün birlikte değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmaktadır.
Avukatlar, müvekkilleri olan subay ve askeri personel adına açılacak benzer davalarda bu kararı referans göstererek, idari işlemlerin hukuka uygunluk denetiminde normlar hiyerarşisinin öncelikli olarak incelenmesi gerektiğini savunabilirler. Karar aynı zamanda, idarenin takdir yetkisinin sınırsız olmadığını ve her zaman üst hukuk normları ile Anayasa ilkelerine tabi olduğunu bir kez daha teyit etmektedir.
(Toplam kelime sayısı: 918)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
KVKK Kamu Tüzel Kişiliği Bulunan Veri Sorumlularının İnternet Üzerinden Kişisel Veri Paylaşımına İlişkin İlke Kararı
Kişisel Verileri Koruma Kurulu, kamu kurum ve kuruluşları ile kamu tüzel kişiliğini haiz diğer veri sorumlularının internet ortamında kişisel veri paylaşımına ilişkin önemli bir İlke Kararı yayınladı. Karar, 6698 sayılı Kanun’un temel ilkelerine uyumun sağlanması ve idari para cezası riskinin azaltılması açısından avukatlar ve veri koruma uzmanları için kritik öneme sahiptir.
Rekabet İhlallerinin Tespitinde Yapay Zekâ Çıktılarının Delil Değeri: Rekabet Hukuku Açısından Değerlendirme
Rekabet Kurulu’nun yapay zekâ algoritmalarını kullanarak tespit ettiği paralel davranış örüntüleri, tek başına ihlal delili sayılabilir mi? İdari hukuk, delil değerlendirmesi, silahların eşitliği ve hukuki güvenlik ilkeleri çerçevesinde detaylı analiz.