Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Yapılan Değişiklikler: Avukatlar İçin Pratik Değerlendirme
Lawantra
18.08.2026
Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilen 7593 sayılı Çocuk Koruma Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, çocuk adalet sisteminde köklü değişiklikler getirmektedir. Kanun, özellikle çocuk suçluluğunun önlenmesi, infaz rejiminin iyileştirilmesi, koruyucu ve destekleyici tedbirlerin çeşitlendirilmesi ile cezai sorumluluk yaşına ilişkin düzenlemeleri içermektedir. Bu değişiklikler, avukatlar ve hukuk profesyonelleri için hem savunma stratejilerini hem de müvekkil danışmanlığını doğrudan etkileyecek niteliktedir.
Kanunun en dikkat çekici hükümlerinden biri, 6136 sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun’a eklenen Madde 13/A’dır. Buna göre, ateşli silahın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı şekilde muhafaza edilmesi nedeniyle çocuğun silahı ele geçirmesi halinde, fiil daha ağır bir suç oluşturmadığı takdirde fail bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacaktır. Bu düzenleme, avukatlara velayet, velayetten kaynaklanan sorumluluk ve tazminat davalarında yeni delil ve savunma hatları sunmaktadır. Özellikle aile içi silah bulundurma vakalarında, ebeveynlerin özen yükümlülüğünün kapsamı genişletilmiştir.
Türk Ceza Kanunu’nun 31. maddesinde yapılan değişiklikler ise çocuk faillerin cezai sorumluluğunu yeniden yapılandırmıştır. On iki-on beş yaş grubu için temel indirim oranları revize edilmiş, on beş-on sekiz yaş grubunda ise kasten öldürme ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçlarında belirli şartlar altında üçüncü fıkra hükümlerinin uygulanmayabileceği hükme bağlanmıştır. Somut olayda kasta dayalı kusurun ağırlığı, güdülen amaç, suçun işleniş şekli ve önceden kasıtlı suçtan mahkumiyet gibi kriterler göz önünde bulundurulacaktır. Bu değişiklik, avukatların çocuk müvekkilleri için sosyal inceleme raporlarının önemini artırmakta ve mahkemeye sunulan gerekçeli savunmaların daha detaylı hazırlanmasını zorunlu kılmaktadır.
5237 sayılı TCK’nın 233. maddesinde yer alan aileye karşı işlenen suçların cezaları da artırılmıştır. Birinci fıkra için üç aydan iki yıla, ikinci fıkra için altı aydan iki yıla ve üçüncü fıkra için bir yıldan üç yıla şeklinde revizyon yapılmıştır. Ayrıca çocuğun kasten öldürme veya neticesi sebebiyle ağırlaşmış yaralama suçunu işlemesi halinde, şikayet aranmaksızın faile bu madde uyarınca verilecek ceza yarısından iki katına kadar artırılacaktır. Bu hüküm, aile içi şiddet ve ihmal vakalarında savunma avukatlarının dikkat etmesi gereken kritik bir yeniliktir.
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 174. maddesine eklenen bent ile on beş yaşını doldurmamış çocuklar hakkında sosyal inceleme yaptırılmaksızın düzenlenen iddianameler, iade nedeni olarak kabul edilmiştir. Bu düzenleme, savcıların ve savunma avukatlarının sosyal inceleme raporlarının zorunluluğunu titizlikle takip etmesini gerektirmektedir. Sosyal inceleme raporlarının niteliği, çocuğun üstün yararı ilkesi doğrultusunda kararların şekillenmesinde belirleyici rol oynamaktadır.
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’da yapılan değişiklikler, çocuk hükümlü ve tutukluların infaz rejimini kökten etkilemektedir. Çocuk kapalı ceza infaz kurumundan çocuk eğitimevine ayrılma kararları, en az bir uzman (psikolog, pedagog, sosyal çalışmacı, avukat vb.) katılımıyla idare ve gözlem kurulu tarafından en geç üç ayda bir değerlendirilecektir. Doğrudan çocuk eğitimevine alınma kriterleri de netleştirilmiştir: kasıtlı suçlardan toplam üç yıl veya daha az hapis cezası, taksirli suçlardan beş yıl veya daha az hapis cezası halinde doğrudan eğitimevine ayrılma mümkündür. Firar, disiplin suçu veya kurum güvenliğini tehlikeye düşürme hallerinde ise kapalı kuruma iade mekanizması getirilmiştir.
Koşullu salıverilme süresinin hesaplanmasında önemli bir yenilik getirilmiştir. Türk Ceza Kanunu’ndaki belirli ağır suçlar (kasten öldürme, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar, uyuşturucu imal ve ticareti, örgüt kurma) hariç olmak üzere, hükümlünün on beş yaşını dolduruncaya kadar infaz kurumunda geçirdiği her gün iki gün olarak sayılacaktır. Bu düzenleme, çocuk hükümlülerin erken tahliye imkanlarını artırırken, avukatların infaz hesaplamalarını yeniden gözden geçirmesini zorunlu kılmaktadır.
Kabahatler Kanunu’na eklenen 43/C maddesi ile amaç dışı bıçak taşıma ve satışı yasaklanmıştır. On sekiz yaşından küçük çocuklara bıçak satılması, satın alınması veya taşınması idari para cezası ile müeyyidelendirilmiştir. Cezalar beş bin ila on bin Türk Lirası arasında değişmekte, ayrıca mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararı verilebilmektedir. On beş yaşını doldurmamış çocuklar için ise Çocuk Koruma Kanunu hükümleri uyarınca koruyucu tedbir talebinde bulunulması zorunludur. Bu düzenleme, özellikle çocuk suçluluğu ile mücadelede kolluk ve idari makamların rolünü artırmaktadır.
5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu’na eklenen “Yönlendirme Tedbirleri” (Madde 5/A), ceza sorumluluğu olmayan çocuklar için yeni bir güvenlik tedbiri kategorisi oluşturmuştur. Spor, dijital risklerden korunma, kitap ve kütüphane, çevre temizliği ile bağımlılıkla mücadele tedbirleri detaylı biçimde düzenlenmiştir. Bu tedbirlerin süresi yirmi saatten üç yüz saate kadar değişebilmekte ve ilgili bakanlıklar ile yerel yönetimler tarafından uygulanacaktır. Avukatlar, bu tedbirlerin çocuğun üstün yararı gözetilerek uygulanmasını denetleme ve itiraz mekanizmalarını yakından takip etmelidir.
Acil korunma kararları için de yeni usul getirilmiştir. Akıl hastalığı, bağımlılık veya bulaşıcı hastalık nedeniyle tehlike oluşturan çocuklar için yirmi dört saat içinde uzman hekim raporu düzenlenecek, en geç kırk sekiz saat içinde üç uzman hekimden oluşan kurul raporu mahkemeye sunulacaktır. Hâkimin karar süresi de kırk sekiz saattir. Bu süreçte tıbbi müdahale ve kolluktan yardım imkanı tanınmıştır. Bu hükümler, çocuk hakları avukatlarının acil korunma kararlarına müdahalesini hızlandırmaktadır.
Kanun genel olarak “suça sürüklenen çocuk” kavramını “adli süreçteki çocuk” olarak değiştirmiş, bu terminolojik dönüşümün Çocuk Koruma Kanunu’nun birçok maddesine yansıtılması sağlanmıştır. Sosyal inceleme on beş yaş altı çocuklar için zorunlu hale getirilmiş, on beş yaş üstü için gerekçeli karar zorunluluğu getirilmiştir. Koruyucu tedbirlerin yerine getirilmesinde kolluktan yardım istenebilmesi, kurumlar arası koordinasyonun vali ve kaymakamlar tarafından sağlanması ve tedbirlere aykırı davranan veli veya vasiye üç günden on güne kadar tazyik hapsi uygulanması da önemli yenilikler arasındadır.
Bu değişiklikler, çocuk adalet sistemini daha rehabilitasyon odaklı, hakkaniyetli ve kurumlar arası koordinasyonu güçlendirilmiş bir yapıya kavuşturmayı hedeflemektedir. Avukatlar açısından ise sosyal inceleme raporlarının kalitesi, yönlendirme tedbirlerinin uygulanabilirliği, infaz rejimi hesaplamaları ve veli sorumluluğu gibi alanlarda mesleki bilgi ve savunma stratejilerinin güncellenmesi zorunluluğu doğmuştur. Kanunun 8. maddesi ile getirilen bıçak taşıma yasağı 1 Aralık 2026 tarihinde, diğer hükümler ise yayımı tarihinde yürürlüğe girecektir.
Sonuç olarak 7593 sayılı Kanun, çocuk koruma hukukunda önemli bir milat oluşturmaktadır. Avukatların bu düzenlemeleri yakından takip etmesi, müvekkil danışmanlığında ve mahkeme savunmalarında çocuğun üstün yararı ilkesini merkeze alan yaklaşımlar geliştirmesi büyük önem taşımaktadır. (Toplam kelime sayısı: 928)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Sağlık Sigortalarında "Poliçe Öncesi Hastalık" Savunmasının Sınırları: Organ Bazlı Eşleştirme, İlliyet Bağı ve İspat Yükü
Sigorta Tahkim Komisyonu Hakem Heyeti kararı ışığında incelenen makale, sağlık sigortalarında poliçe öncesi hastalık savunmasının ancak somut illiyet bağı ispatı ile mümkün olabileceğini, organ bazlı eşleştirmenin hukuki dayanağının bulunmadığını ortaya koymaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2018/103 E., 2021/1352 K. sayılı Kararı: Gelir Koruma Sigortasında Beyan Yükümlülüğü ve İlliyet Bağı
Hukuk Genel Kurulu, işverenin iflas erteleme sürecinde Gelir Koruma Sigortası yaptıran çalışanın beyan yükümlülüğünü kasten ihlal ettiği ve riziko ile illiyet bağı bulunduğu gerekçesiyle tazminat talebinin reddine hükmeden Özel Daire bozma kararına uyulması gerektiğini belirterek direnme kararını bozmuştur.