Boşanma Öncesi Taşınmazın Muvazaalı Devri: Üçüncü Kişiye Dava Açma Hakkı ve Bekletici Meselenin Kapsamı
Lawantra
08.08.2026
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2023/618 Esas, 2025/231 Karar sayılı ilamı, aile hukuku ile borçlar hukuku arasındaki kesişim noktasında önemli bir içtihat oluşturmaktadır. Karar, boşanma davası açılmadan kısa süre önce taşınmazın üçüncü kişiye muvazaalı devredilmesi halinde, diğer eşin tapu iptal ve tescil davası açma hakkını, hukuki yarar şartını ve bekletici mesele uygulamasını ayrıntılı biçimde incelemiştir. Bu karar, avukatlar açısından mal rejimi tasfiyesi, muvazaa ve üçüncü kişilerin dava ehliyeti konularında kritik mesleki rehberlik sunmaktadır.
Olayda, davacı ile davalı … 1991 yılında evlenmiş, davalı eş 31 Ocak 2013 tarihinde boşanma davası açmıştır. Dava konusu taşınmaz, evlilik birliği içinde davacının maddi katkılarıyla 2006 yılında satın alınmış, satış işlemleri davalı eş tarafından yürütülerek onun adına tescil edilmiştir. Boşanma davasından kısa süre önce, 12 Aralık 2012 tarihinde taşınmaz davalı …’e satılmıştır. Davacı, bu satışın mal kaçırma amacıyla muvazaalı olduğunu ileri sürerek tapu iptali ve davalı … adına tescil talebinde bulunmuştur.
Davalı … vekili, taşınmazın şahsi birikim ve krediyle alındığını, davacının katkısının olmadığını, satışın gerçek olduğunu savunmuştur. Diğer davalı … ise satışın gerçek olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
İstanbul 24. Asliye Hukuk Mahkemesi, davanın kabulüne karar vermiş, taşınmazın tapusunun iptaliyle davalı … adına tesciline hükmetmiştir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi kararı onamış, karar düzeltme üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesi iki yönden bozma yapmıştır: (1) Harç yönünden, (2) Dava niteliği itibarıyla muvazaa davası olduğu, davacının alacağının varlığının mal rejimi tasfiyesi davasının sonucuna bağlı olduğu, bu nedenle İstanbul 11. Aile Mahkemesi’nin 2013/72 Esas sayılı katılma alacağı davasının bekletici mesele yapılması gerektiği.
Yerel mahkeme direnmiş, direnme kararı üzerine dosya Hukuk Genel Kurulu’na gelmiştir. Genel Kurul, uyuşmazlığı “mal rejiminden kaynaklanan katılma alacağı davasının eldeki davada HMK m. 165 uyarınca bekletici mesele yapılıp yapılmayacağı” noktasında toplamıştır.
Genel Kurul, muvazaanın tanımı, mutlak ve nispi muvazaa ayrımı, TBK m. 19’un nispi muvazaa düzenlemesi ve üçüncü kişilerin muvazaalı işlemlere karşı dava açma şartlarını ayrıntılı biçimde irdelemiştir. Üçüncü kişinin muvazaalı işlemden zarar görmüş olması ve alacağının varlığı, dava şartı olarak kabul edilmiştir. Somut olayda, davacının mal rejimi tasfiyesi davasında alacağının olup olmadığının tespiti için bekletici mesele yapılmasının zorunlu olduğu sonucuna varılmıştır.
Kararda, TMK m. 241’in de dikkate alınması gerektiği yönündeki görüşler kurul çoğunluğunca kabul edilmemiştir. Direnme kararı, Özel Daire bozma kararına uyulması gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur (16 Nisan 2025, oyçokluğu).
Karşı oy yazısında, TMK m. 241/1’in “borçlu eşin malvarlığı veya terekesi katılma alacağını karşılamadığı takdirde, alacaklı eşin üçüncü kişilerden eksik kalan miktarla sınırlı olarak isteyebileceği” hükmü vurgulanmış, kararın bu maddeye göre şekillendirilmesi gerektiği, müteselsil sorumluluk yaratılmaması gerektiği belirtilmiştir.
Bu karar, aile hukuku avukatları için muvazaa davalarında hukuki yarar, bekletici mesele ve TMK m. 241’in uygulama alanını netleştirmektedir. Avukatlar, benzer davalarda mal rejimi tasfiyesi davasının sonucunu bekletici mesele yaparak, muvazaa iddiasını somut delillerle desteklemeli ve İİK m. 283’ün kıyasen uygulanmasını talep etmelidir.
Sonuç olarak, Hukuk Genel Kurulu’nun bu içtihadı, muvazaalı devirlerde üçüncü kişilerin dava açma hakkını alacağın varlığına bağlamakta ve usul ekonomisini ön plana çıkarmaktadır. Karar, aile ve borçlar hukuku uygulamalarında gerekçe kalitesini artırma ve hak arama özgürlüğünü koruma açısından önemli bir referanstır.
(Toplam kelime sayısı: 856)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 2015/13850 E., 2015/6201 K. Sayılı Kararı: Transit Alanda Yakalanan Kolombiyalı Sanığın Eyleminin Hukuki Niteliği
Yargıtay, Kolombiya uyruklu sanığın Arjantin’den temin ettiği uyuşturucuyu Türkiye üzerinden Çin’e götürmek isterken Atatürk Havalimanı transit alanında yakalanması olayında eylemin “ithale teşebbüs” değil, “uyuşturucu madde nakletme” suçu oluşturduğunu belirterek mahkemenin hatalı vasıf tayinini tartışmıştır.
Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin Birleşik İçtihatları: Uyuşturucu İthal Suçunda Suç Niteliği, Transit Geçiş ve Eksik İnceleme
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2016, 2020 ve 2023 yıllarında verdiği üç ayrı kararda uyuşturucu ithal suçunun nitelendirilmesi, transit yolcu durumları ve eksik araştırma konularında bozma kararları vererek alt derece mahkemelerine önemli usul ve esas yönlendirmesi yapmıştır.