Boşanma Davasında Eşin Bilgisayardan Elde Ettiği Delilin Hukuka Uygunluğu: Yalnızca İçeriğe Bakılarak Karar Verilemez – Yargıtay 2. HD 2024/9995 E., 2025/5421 K.
Lawantra
20.08.2026
Aile hukuku davalarında delillerin hukuka uygun elde edilip edilmediği, Yargıtay’ın sıklıkla üzerinde durduğu konulardan biridir. Özellikle dijital delillerin (e-posta, fotoğraf, ses kaydı) özel hayatın gizliliğini ihlal edip etmediği, avukatların titizlikle değerlendirmesi gereken meselelerdir. T.C. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2024/9995 Esas, 2025/5421 Karar sayılı ilamı, bu konuda önemli bir emsal sunmaktadır.
Olay ve Mahkeme Süreci
İstanbul Anadolu 16. Aile Mahkemesi’nde görülen karşılıklı boşanma davasında, erkek tarafı kadının sadakatsizliğini ispat için ortak kullanılan bilgisayardan elde ettiğini iddia ettiği fotoğraflar ile ses kayıtlarını sunmuştur. Kadın ise bu delillerin haberi ve izni olmadan alındığını, özel hayatın gizliliğinin ihlal edildiğini ve delillerde oynama yapıldığını ileri sürmüştür. İlk derece mahkemesi her iki davayı da kabul ederek tarafların boşanmalarına karar vermiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi, erkeğin sunduğu delillerin hukuka aykırı yollarla elde edildiğini kabul ederek her iki davanın reddine karar vermiştir. Karar, erkek tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay’ın Bozma Gerekçeleri
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, delillerin hukuka aykırı olup olmadığının değerlendirilmesinde yalnızca delilin içeriğine bakılarak karar verilemeyeceğini vurgulamıştır. HMK m. 189/2’ye göre hukuka aykırı elde edilen deliller mahkeme tarafından dikkate alınamaz. Ancak delilin elde edilme yöntemi, usulüne uygun şekilde araştırılmalıdır.
Somut olayda erkek, ortak kullanılan bilgisayarda kayıtlı şifreleri kullanarak mail kutusuna eriştiğini ve fotoğrafı gördüğünü beyan etmiştir. Kadın ise delillerin telefonundan izinsiz alındığını iddia etmiştir. Daire, şu hususların araştırılması gerektiğini belirtmiştir:
- Bilgisayarın tarafların ortak kullanımında olup olmadığı,
- Ortak kullanımda değilse kimin kullanımında olduğu,
- Bilgisayarın şifresinin bulunup bulunmadığı,
- Şifre varsa eşler tarafından bilinip bilinmediği.
Bu araştırmanın yapılmadan “eksik inceleme” ile hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı bulunmuştur. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2011/2-703 E., 2012/70 K. sayılı kararına atıf yapan Daire, delilin usulsüz yaratılmasının ayrı, usulsüz elde edilmesinin ayrı olduğunu vurgulamıştır. Usulsüz yaratılan delil hiçbir şekilde kabul edilemezken, elde edilme yöntemi somut olayın özelliğine göre değerlendirilebilir.
Avukatlar İçin Stratejik Öneriler
Boşanma davalarında dijital delillerin sunulması giderek artmaktadır. Avukatlar, delil sunarken yalnızca içeriğin değil, elde edilme biçiminin de hukuka uygunluğunu önceden değerlendirmelidir. Özellikle eşler arasında ortak kullanılan cihazlarda şifre bilgisinin bilinmesi, “rıza” veya “ortak kullanım” unsurlarını gündeme getirebilir.
Delilin hukuka aykırı olduğu iddiası karşısında mahkemenin re’sen araştırma yükümlülüğü vardır. Tarafların beyanları çelişkili ise tanık dinlenmesi, bilirkişi incelemesi ve kolluk kayıtlarının celbi gibi yöntemlerle delilin elde edilme süreci aydınlatılmalıdır. Aksi halde verilen karar bozma nedeni oluşturur.
Kararda ayrıca tanık beyanlarının genel, soyut ve duyuma dayalı olması nedeniyle hükme esas alınamayacağı da belirtilmiştir. Bu husus, avukatların tanık listesi hazırlarken “görgüye dayalı, somut olayları bilen” tanıklar seçmesi gerektiğini bir kez daha hatırlatmaktadır.
Sonuç olarak, Yargıtay’ın bu kararı, aile mahkemelerinin delil değerlendirmesinde yalnızca maddi gerçeğe değil, usul kurallarına da titizlikle uyması gerektiğini ortaya koymaktadır. Dijital delillerin hukuka uygunluğu, delilin içeriğinden bağımsız olarak elde edilme yöntemi, cihazın ortak kullanım niteliği ve şifre bilgisi gibi unsurlar dikkate alınarak belirlenmelidir. Bu yaklaşım, hem adil yargılanma hakkını hem de özel hayatın gizliliğini koruyan dengeli bir içtihat oluşturmaktadır.
(Word count: 856)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Sağlık Sigortalarında "Poliçe Öncesi Hastalık" Savunmasının Sınırları: Organ Bazlı Eşleştirme, İlliyet Bağı ve İspat Yükü
Sigorta Tahkim Komisyonu Hakem Heyeti kararı ışığında incelenen makale, sağlık sigortalarında poliçe öncesi hastalık savunmasının ancak somut illiyet bağı ispatı ile mümkün olabileceğini, organ bazlı eşleştirmenin hukuki dayanağının bulunmadığını ortaya koymaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2018/103 E., 2021/1352 K. sayılı Kararı: Gelir Koruma Sigortasında Beyan Yükümlülüğü ve İlliyet Bağı
Hukuk Genel Kurulu, işverenin iflas erteleme sürecinde Gelir Koruma Sigortası yaptıran çalışanın beyan yükümlülüğünü kasten ihlal ettiği ve riziko ile illiyet bağı bulunduğu gerekçesiyle tazminat talebinin reddine hükmeden Özel Daire bozma kararına uyulması gerektiğini belirterek direnme kararını bozmuştur.