Boşanma Davalarında Geçici Hukuki Koruma Önlemleri: TMK m. 169 ve Uygulamadaki Sorunlar
Lawantra
04.08.2026
Türk Medeni Kanunu’nun 169. maddesi, boşanma veya ayrılık davası açıldığında hâkimin, davanın devamı süresince eşlerin barınması, geçimi, mallarının yönetimi ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin gerekli geçici önlemleri re’sen almasını emretmektedir. Bu hüküm, yargılama sürecinde eşlerin ve çocukların mağduriyetini önlemeyi, evlilik birliğinin devam eden yükümlülüklerini korumayı ve adil bir geçici düzen kurmayı amaçlar.
Genel Çerçeve ve Hâkimin Takdir Yetkisi
Madde, önlemlerin sayısını sınırlamamış, örnek kabilinden barınma, geçim, mal yönetimi ve çocuklara ilişkin tedbirleri saymıştır. Hâkim, somut olayın özelliklerine, tarafların sosyal ve ekonomik durumuna, uzman raporlarına ve hayatın olağan akışına göre tedbirleri belirler. Tedbirler geçici niteliktedir; talep üzerine veya re’sen değiştirilebilir, kaldırılabilir ve itiraza tabidir.
Görevli mahkeme Aile Mahkemesi, yetkili mahkeme ise eşlerden birinin yerleşim yeri veya son altı aydır birlikte oturdukları yer mahkemesidir (TMK m. 168, 4787 sayılı Kanun m. 4).
Eşlerin Barınmasına İlişkin Tedbirler
Boşanma davası ile eşlerin ayrı yaşama hakkı doğar. Hâkim, ortak konutun (aile konutu) hangi eşe tahsis edileceğini re’sen belirlemek zorundadır. Mülkiyet veya kiralama durumu dikkate alınmaksızın barınma ihtiyacı önceliklidir. Konutun bir bölümünün tahsisi de mümkündür. Hâkim, yazlık, dağ evi gibi diğer taşınmazları da tahsis edebilir.
Uygulamada sık karşılaşılan sorun, aile konutunun eşlerin anne-baba veya kardeşlerine ait olması halinde geçici aile konutu şerhi konulamamasıdır. Bu durum özellikle kadın ve çocuklar açısından ciddi mağduriyet yaratmaktadır. Yasa koyucunun bu boşluğu doldurması gerektiği açıktır.
Ayrıca ortak eşyaların (dikiş makinesi, bilgisayar sunucusu vb.) tahsisi de hâkimin takdirindedir. Eşyalar, ihtiyacı olan eşe verilmeli ve mülkiyet tartışmasına girilmemelidir.
Tedbir Nafakası (Eşlerin Geçimi)
Evlilik birliği devam ettiği sürece eşlerin yardımlaşma ve evlilik giderlerine katılma yükümlülüğü sürer (TMK m. 185, 186). Hâkim, eşlerden birinin bakım ve geçimine diğerinin katkısını belirler. Tedbir nafakası, ihtiyaç ve ödeme gücü dengesi gözetilerek hesaplanır.
Kadınların ekonomik bağımsızlık oranının düşük olması nedeniyle tedbir nafakası genellikle kadın lehine hükmedilmektedir. Ancak cinsiyet ayrımı yapılmaksızın somut ekonomik durum incelenmelidir. Çalışıyor olmak, kusurlu olmak veya kira-faiz geliri bulunması nafaka yükümlülüğünü otomatik olarak ortadan kaldırmaz.
Tedbir nafakası, dava tarihinden itibaren işlemeye başlar ve boşanma kararının kesinleşmesine kadar devam eder. Tahsilatın devlet eliyle ve ivedi biçimde yapılması yönünde yasal düzenleme ihtiyacı vardır.
Çocuklara İlişkin Geçici Önlemler
-
Velayet ve Çocuğun Kiminle Kalacağı: Hâkim, çocuğun üstün yararını gözeterek re’sen karar verir. Anlaşma varsa ve çocuğun menfaatine uygunsa dikkate alınır. Velayet geçici olarak bir tarafa verilebilir.
-
İştirak Nafakası: Çocuğu yanında bulundurmayan eşin bakım katkısıdır. Çocuğun ihtiyaçları, eşlerin ödeme gücü ve yaşam standartları dikkate alınır (TMK m. 330). Ergin olmayan çocuk çalışıyorsa nafaka verilmez.
-
Kişisel İlişki: Velayet sahibi olmayan eşin çocukla düzenli görüşme hakkı, çocuğun yararı öncelikli olmak üzere düzenlenir. Ayırt etme gücüne sahip çocuğun görüşü alınmalıdır. Kişisel ilişki, ziyaret, telefon, görüntülü görüşme gibi geniş biçimde yorumlanmalıdır.
Çocukların mallarının yönetimi konusunda da TMK m. 352-362 hükümleri uygulanabilir. Hâkim, malvarlığını kayyıma devretme, güvence isteme gibi tedbirler alabilir.
Eşlerin Mallarına İlişkin Tedbirler
Hâkim, mal rejiminin mal ayrılığına dönüştürülmesine (TMK m. 206), malların yönetimine ilişkin talimat vermeye ve tasarruf yetkisini sınırlamaya karar verebilir. Edinilmiş mallara katılma rejiminde mal kaçırma riski yüksek olduğundan bu tedbirler kritik önem taşır.
Uygulamadaki Kronik Sorunlar ve Öneriler
- Aile konutu şerhi konusunda yasal boşlukların giderilmesi
- Nafaka tahsilatının icra müdürlüklerince resen ve masrafsız yapılması
- Sosyal inceleme raporlarının uzmanlarca ve bilimsel yöntemlerle hazırlanması
- Çocuğun görüşünün alınmasında yaş ve olgunluk düzeyinin dikkate alınması
- Tedbir kararlarının değişen şartlara göre hızlı güncellenmesi
Mesleki Değerlendirme
Boşanma avukatları, dava dilekçesinde somut delillerle geçici tedbir taleplerini detaylı biçimde dile getirmeli, uzman raporu ve sosyal inceleme talebinde bulunmalıdır. Hâkimin re’sen yetkisini harekete geçirecek nitelikli dosyalar hazırlanmalıdır. Özellikle kadın ve çocuk odaklı koruma tedbirleri, İstanbul Sözleşmesi ve Çocuk Hakları Sözleşmesi ışığında yorumlanmalıdır.
Tedbir kararlarının itiraz ve istinaf süreçleri de yakından takip edilmeli, sosyo-ekonomik durum araştırmasının derinliği kararların hukuka uygunluğunu doğrudan etkilemektedir.
Sonuç olarak, TMK m. 169, hâkime geniş takdir yetkisi vermekle birlikte, bu yetkinin somut olayla uyumlu, ölçülü ve çocuğun üstün yararı ekseninde kullanılması esastır. Yasal düzenleme ihtiyaçları bir an önce giderilmeli, uygulamada birlik sağlanmalıdır. (Toplam kelime: 1042)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Hak Düşürücü Süreler Takvimle Değil, Kanunla Uzatılır
Danıştay kararı ışığında hak düşürücü sürelerin niteliği, uzatılması ve disiplin hukukunda hafta sonu-resmi tatil etkisinin kapsamlı hukuki analizi.
Temmuz 2026 Kira Artış Oranı Yüzde 31,90 Olarak Belirlendi
TÜFE verilerine göre Temmuz 2026 kira artış oranı %31,90 olarak açıklandı. Türk Borçlar Kanunu 344. madde ve geçici maddeler kapsamında güncel oranlar ve sınırlamalar.