Belirsiz Alacak Davası Kaldırıldı: Sigorta ve Trafik Tazminatı Uyuşmazlıklarında Yeni Dönem
Lawantra
16.08.2026
16 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe giren 7589 sayılı Kanun, medeni usul hukukunda köklü bir değişikliğe imza atmış ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 107. maddesinde düzenlenen belirsiz alacak davası kurumunu tamamen kaldırmıştır. Bu değişiklik, özellikle sigorta ve trafik tazminatı davalarında en sık kullanılan usul kurumunun ortadan kalkması anlamına gelmektedir. Yerine HMK m.109/4 ile getirilen güçlendirilmiş kısmi dava modeli, ıslahsız artırım imkânı ve zamanaşımı koruması sağlayarak belirsiz alacak davasının işlevini büyük ölçüde devralmıştır.
Belirsiz Alacak Davasının Tazminat Pratiğindeki Rolü
Belirsiz alacak davası, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2021/916 E., 2023/108 K. sayılı kararı başta olmak üzere birçok emsal kararda detaylı biçimde ele alınmıştır. Kurum, alacağın dava açıldığı tarihte tam olarak belirlenemediği hallerde hak arama özgürlüğünü korumayı amaçlamaktaydı. Özellikle bilirkişi raporu ile netleşen araç değer kaybı, sürekli iş göremezlik, bakıcı gideri ve destekten yoksun kalma tazminatlarında sıklıkla tercih edilmekteydi.
Kurumun kaldırılmasıyla “alacak belirli mi, belirsiz mi?” tartışması büyük ölçüde sona ermektedir. Bu, usul ekonomisi açısından önemli bir kazanımdır. Ancak yeni modelin de kendi sınırları bulunmaktadır.
Güçlendirilmiş Kısmi Dava (HMK m.109/4)
Yeni düzenleme, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere tahkikatın sona ermesine kadar iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talep artırımı imkânı tanımaktadır. Artırılan kısım için zamanaşımı da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılmaktadır. Bu iki hüküm, belirsiz alacak davasının en önemli iki faydasını (ıslahsız artırım ve zamanaşımı koruması) yeni modele taşımıştır.
Uygulamada en kritik nokta, artırım hakkının “bir defaya mahsus” olmasıdır. Bu nedenle avukatların artırım dilekçesini, bilirkişi kesin raporu veya ek rapor aşaması tamamlandıktan sonra, tahkikat bitmeden vermesi stratejik önem taşımaktadır. Erken artırım, ileride çıkabilecek更高 rapor karşısında ikinci bir artırım imkânı bırakmayacaktır.
Geçiş Hükümleri ve Derdest Dosyalar
7589 sayılı Kanun’un Geçici Madde 1/10 hükmü, 16 Temmuz 2026 tarihinden önce açılmış davalarda eski m.107’nin uygulanmaya devam edeceğini düzenlemektedir. Bu nedenle avukatların portföyünde hem eski rejime tabi derdest dosyalar hem de yeni rejime göre açılmış davalar bir süre yan yana varlığını sürdürecektir. Her dosya için rejimin doğru tespit edilmesi, usul hatası riskini önlemek açısından zorunludur.
TBK m.55’te Yapılan Değişiklikler
Aynı Kanun ile Türk Borçlar Kanunu’nun 55. maddesine eklenen hükümler, bedensel zarar ve destekten yoksun kalma tazminatlarının faiz rejimini kökten değiştirmiştir. Tazminatın “kazancın bilindiği dönem” için olay tarihinden, “varsayımsal dönem” için ise karar tarihinden itibaren faiz işletilecektir. Ayrıca tahkikat başlangıcına kadar yapılan kısmi ödemelerin oransal olarak mahsubu öngörülmüştür.
Oransal mahsup kuralı, sigorta şirketlerinin erken ödemelerinin güncel tazminattan nominal düşülmesi adaletsizliğini gidermektedir. Ancak faiz başlangıcının gelecek dönem zararları için karar tarihine ötelenmesi, uzun yargılamalarda zarar gören aleyhine önemli faiz kaybına yol açabilecektir. Bu ayrımın nasıl yapılacağı, ilk içtihatların en çok tartışacağı konudur.
Uygulama Gözlemleri ve Mesleki Tavsiyeler
Yürürlüğün ilk ayında dilekçe şablonlarının derhal güncellenmesi zorunluluğu ortaya çıkmıştır. “Belirsiz alacak davası” ibaresi içeren dilekçeler usulden ret riski taşımaktadır. Yeni dilekçelerde alacağın küçük bir kısmı için fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak kısmi dava açılması ve m.109/4 uyarınca tek seferlik artırım hakkının kullanılması esastır.
Harç ve masraf açısından yeni model, eski sisteme yakın bir maliyet yapısı sunmaktadır. Sigorta Tahkim Komisyonu’nda ise m.109/4’ün kıyasen uygulanması hakem içtihatlarıyla netleşecektir.
Sonuç
Belirsiz alacak davasının kaldırılması, ilk bakışta davacı aleyhine bir değişiklik gibi görünse de, getirilen güçlendirilmiş kısmi dava modeli ile işlevsel olarak korunmuştur. Artık asıl mesele, artırım hakkının tek seferlik olmasından kaynaklanan zamanlama disiplini ve TBK m.55’in yeni faiz-oransal mahsup kurallarının uygulamadaki etkileridir.
Avukatlar ve hukuk profesyonelleri, geçiş döneminde her dosyanın tabi olduğu rejimi titizlikle kontrol etmeli, yeni dilekçe kalıplarını benimsemeli ve özellikle 16 Temmuz 2026 sonrası olaylarda faiz hesaplamalarını yeni kurallara göre yapmalıdır. Bu değişiklik, tazminat hukuku pratiğinde yeni bir dönemin başlangıcıdır.
(Makale yaklaşık 1150 kelimedir.)
Kaynakça: 7589 sayılı Kanun, HMK m.109/4, TBK m.55, Yargıtay HGK 2021/916 E. 2023/108 K. sayılı kararı.
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Sağlık Sigortalarında "Poliçe Öncesi Hastalık" Savunmasının Sınırları: Organ Bazlı Eşleştirme, İlliyet Bağı ve İspat Yükü
Sigorta Tahkim Komisyonu Hakem Heyeti kararı ışığında incelenen makale, sağlık sigortalarında poliçe öncesi hastalık savunmasının ancak somut illiyet bağı ispatı ile mümkün olabileceğini, organ bazlı eşleştirmenin hukuki dayanağının bulunmadığını ortaya koymaktadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2018/103 E., 2021/1352 K. sayılı Kararı: Gelir Koruma Sigortasında Beyan Yükümlülüğü ve İlliyet Bağı
Hukuk Genel Kurulu, işverenin iflas erteleme sürecinde Gelir Koruma Sigortası yaptıran çalışanın beyan yükümlülüğünü kasten ihlal ettiği ve riziko ile illiyet bağı bulunduğu gerekçesiyle tazminat talebinin reddine hükmeden Özel Daire bozma kararına uyulması gerektiğini belirterek direnme kararını bozmuştur.