AYM, Noterlerin Tatil Günlerinde Çalışma Kurallarını Yönetmelikle Düzenlemeye İmkân Tanıyan Hükmü İptal Etti
Lawantra
17.07.2026
Anayasa Mahkemesi, 26 Mart 2026 tarihli ve E.2025/18 sayılı kararında, 7532 sayılı Noterlik Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 16. maddesiyle getirilen düzenlemeyi Anayasa’ya aykırı bularak iptal etmiştir. İptal edilen hüküm, noterlerin tatil günlerinde çalışma usul ve esaslarının yönetmelikle düzenlenmesine imkân tanımaktaydı.
AYM, iptal gerekçesinde Anayasa’nın 50. maddesinin üçüncü ve dördüncü fıkralarına atıf yapmıştır. Bu hükümler, “Dinlenmek, çalışanların hakkıdır” ve “Ücretli hafta ve bayram tatili ile ücretli yıllık izin hakları ve şartları kanunla düzenlenir” demektedir. Mahkeme, tatil günlerinde çalışma konusunda temel ilke ve esasların kanunda belirlenmediğini, doğrudan Bakanlığa yetki tanındığını tespit etmiştir.
Kararda şu değerlendirmeye yer verilmiştir: “Kuralda ya da herhangi bir yasal düzenlemede noterlerin tatil gün ve saatlerinde çalışmasına yönelik temel ilke ve esaslar ile genel çerçevenin belirlenmediği anlaşılmaktadır. Dolayısıyla kural kapsamında yönetmelikle düzenleme yapılmasına imkân tanınan konularda temel ilke ve esaslar kanunda düzenlenmeksizin bu konudaki yetkinin doğrudan Bakanlığa tanınması dinlenme hakkına getirilen sınırlamayı kanunilik unsurundan yoksun kılmaktadır. Bu itibarla dinlenme hakkına sınırlama getiren kuralın kanunilik şartını sağlamadığı sonucuna ulaşılmıştır.”
Anayasa’nın 13. maddesi uyarınca temel hak ve özgürlüklere getirilecek sınırlamaların ancak kanunla yapılabileceği ve ölçülü olması gerektiği hatırlatılmıştır. Noterlik mesleğinin kamu hizmeti niteliği taşıdığı ancak noterlerin de dinlenme hakkından yararlanmasının Anayasal bir zorunluluk olduğu vurgulanmıştır.
Karar, noterlik mevzuatında tatil günleri konusunda belirsizliğin giderilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Avukatlar, noterlerle sıkı iş ilişkisi içinde olduklarından, bu kararın noterlik hizmetlerinin sürekliliği ile noterlerin dinlenme hakkı arasındaki dengeyi yeniden kuracağını değerlendirmektedir.
İptal hükmünün dokuz ay sonra yürürlüğe girecek olması, kanun koyucuya yeni bir düzenleme için süre tanımaktadır. Bu süreçte Adalet Bakanlığı’nın yönetmelik çalışmalarını Anayasa Mahkemesi’nin ortaya koyduğu ilkelere uygun şekilde yürütmesi beklenmektedir. Yeni düzenlemede, noterlerin tatil günlerinde çalışmasının istisnai halleri, ücretlendirme usulleri, dinlenme sürelerinin güvence altına alınması gibi temel unsurların kanun düzeyinde belirlenmesi gerekmektedir.
Bu karar, çalışma hayatında dinlenme hakkının anayasal güvencesini pekiştirmektedir. Özellikle kamu hizmeti veren serbest meslek sahiplerinin dinlenme hakkının kanunilik ilkesi çerçevesinde korunması gerektiğine işaret etmektedir. Hukuk profesyonelleri açısından, Anayasa Mahkemesi’nin kanunilik ilkesine verdiği önem, benzer sınırlamaların iptali için emsal oluşturacaktır.
Sonuç olarak AYM, dinlenme hakkına getirilen sınırlamanın kanunilik unsurunu taşımadığını tespit ederek iptal yoluna gitmiştir. Bu karar, hem noterlik mesleğinin düzenlenmesinde hem de genel olarak çalışma hayatı mevzuatında kanun koyucunun sorumluluğunu hatırlatmaktadır.
(Word count: 612)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
KDV İade Taleplerinin Vergi İncelemesine Göre Sonuçlandırılacağı Mükellefler Listesine Alınmanın Hukuka Aykırılığı ve Özel Esaslar (Kod) Listesi Davaları
Vergi idaresinin, KDV iade taleplerini vergi incelemesine bağladığı ve mükellefleri “özel esaslar” listesine aldığı uygulamaların yasal dayanağı tartışmalıdır. Anayasa’nın 73. maddesi gereği vergi yükümlülüklerinin kanunla düzenlenmesi zorunluluğu, idari listelerle ticari itibar zedelenmesinin hukuka aykırılığını gündeme getirmektedir.
AYM, 5275 Sayılı Kanun Geçici 5. Madde Kapsamında Mahsup Talebinin Reddi Nedeniyle Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine Hükmetti
Anayasa Mahkemesi, 1982 öncesi suçlarda koşullu salıverilmenin geri alınmamasını öngören geçici 5. madde nedeniyle hukuki dayanağı kalmayan infaz sürelerinin mahsup edilmemesini kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlali olarak değerlendirdi. Yeniden yargılama ve yargılama gideri ödenmesine karar verildi.