AYM’nin 2025/248 E., 2026/109 K. sayılı Kararı: Belediye Başkanlarına Hususi Damgalı Pasaport Verilmesinde ‘Birinci Derece Kadro ile Emekliliğe Hak Kazanma’ Şartının Anayasal Değerlendirmesi
Lawantra
06.08.2026
Anayasa Mahkemesi (AYM), 13 Mayıs 2026 tarihli ve 2025/248 E., 2026/109 K. sayılı kararıyla, 5682 sayılı Pasaport Kanunu’nun 14. maddesinde yer alan “birinci derece kadro ile emekliliğe hak kazanmış olan” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına hükmetmiştir. Karar, özellikle ilk defa 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 4/c bendi kapsamında sigortalı olan belediye başkanları yönünden incelenmiştir.
İTİRAZ KONUSU KURAL
İtiraz konusu kural, hususi damgalı pasaport verilmesini, belediye başkanlarının birinci derece kadro ile emekliliğe hak kazanmış olmalarına bağlamaktadır. İtiraz yoluyla başvuran İzmir Bölge İdare Mahkemesi 6. İdari Dava Dairesi, kuralın Anayasa’nın 2., 10., 13. ve 23. maddelerine aykırı olduğunu ileri sürmüştür.
AYM’nin SINIRLAMA SORUNU DEĞERLENDİRMESİ
Mahkeme, itirazın yalnızca ilk defa 5510 sayılı Kanun’un 4/c bendi kapsamında sigortalı olan belediye başkanları yönünden incelenmesine karar vermiştir. Zira bakılmakta olan davanın konusu bu statüdeki kişilere ilişkindir. 5434 sayılı Kanun’a tabi olan eski iştirakçiler ile 5510 sayılı Kanun’a tabi olanlar arasında sosyal güvenlik rejimi farklılıkları bulunduğu için karşılaştırma yapılmasının mümkün olmadığı vurgulanmıştır.
HUKUK DEVLETİ VE BELİRLİLİK İLKESİ
AYM, kuralın açık, net ve anlaşılır olduğunu, belediye başkanlarının hangi şartlarda hususi damgalı pasaport alabileceklerinin herhangi bir duraksamaya yer vermeyecek şekilde düzenlendiğini belirtmiştir. Dolayısıyla hukuki belirlilik ilkesine aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.
KAMU YARARI DEĞERLENDİRMESİ
Kanun koyucunun, hususi damgalı pasaport gibi istisnai bir hakkın belirli ölçütlere bağlanmasını kamu yararı kapsamında değerlendirdiği, özel çıkarlar gözetilerek düzenleme yapılmadığı ifade edilmiştir. Belediye başkanlarının belirli bir süre görev yapmasını ve sosyal güvenlik sisteminde belirli şartları taşımasını aramanın meşru bir amaç taşıdığı kabul edilmiştir.
SEYAHAT ÖZGÜRLÜĞÜ (Anayasa m. 23)
Mahkeme, kuralın umuma mahsus pasaport alma hakkını etkilemediğini, hususi damgalı pasaportun bir kolaylık olduğunu vurgulamıştır. Anayasa’nın 23. maddesinde yurt dışına çıkma özgürlüğünün ancak suç soruşturması veya kovuşturması nedeniyle hâkim kararıyla sınırlanabileceği belirtilmekle birlikte, hususi pasaport verilmesine ilişkin şartların bu özgürlüğü sınırlamadığı sonucuna varılmıştır.
EŞİTLİK İLKESİ (Anayasa m. 10)
AYM, 5434 sayılı Kanun’a tabi olanlarla 5510 sayılı Kanun’a tabi olan belediye başkanlarının farklı sosyal güvenlik rejimlerine tabi olduklarını, bu nedenle karşılaştırılabilir durumda olmadıklarını belirtmiştir. Dolayısıyla farklı muamelenin eşitlik ilkesini zedelemediği kanaatine ulaşılmıştır.
SONUÇ
Anayasa Mahkemesi, itiraz konusu kuralın Anayasa’nın 2., 10. ve 23. maddelerine aykırı olmadığına, 13. maddeyle ilgisinin bulunmadığına oybirliğiyle karar vermiştir. Karar, sosyal güvenlik sistemindeki geçiş sürecinin yarattığı farklılıkların pasaport hakkına yansıtılmasının anayasal olduğunu teyit etmiştir.
Uygulama açısından karar, belediye başkanlarının pasaport hakkının sosyal güvenlik mevzuatındaki statülerine göre belirleneceğini netleştirmektedir. Avukatlar, müvekkilleri olan belediye başkanlarına danışmanlık verirken 5510 sayılı Kanun’un 4/c bendi kapsamındaki sigortalılık statüsünün pasaport hakkına etkisini dikkate almalıdır.
Karar aynı zamanda Anayasa Mahkemesi’nin kamu yararı, belirlilik ve eşitlik ilkelerini somut olayda nasıl yorumladığını göstermesi bakımından önemli bir emsal teşkil etmektedir.
(Word count: 712)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 2015/13850 E., 2015/6201 K. Sayılı Kararı: Transit Alanda Yakalanan Kolombiyalı Sanığın Eyleminin Hukuki Niteliği
Yargıtay, Kolombiya uyruklu sanığın Arjantin’den temin ettiği uyuşturucuyu Türkiye üzerinden Çin’e götürmek isterken Atatürk Havalimanı transit alanında yakalanması olayında eylemin “ithale teşebbüs” değil, “uyuşturucu madde nakletme” suçu oluşturduğunu belirterek mahkemenin hatalı vasıf tayinini tartışmıştır.
Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin Birleşik İçtihatları: Uyuşturucu İthal Suçunda Suç Niteliği, Transit Geçiş ve Eksik İnceleme
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2016, 2020 ve 2023 yıllarında verdiği üç ayrı kararda uyuşturucu ithal suçunun nitelendirilmesi, transit yolcu durumları ve eksik araştırma konularında bozma kararları vererek alt derece mahkemelerine önemli usul ve esas yönlendirmesi yapmıştır.