AYM'nin 2025/230 E., 2026/110 K. sayılı Kararı: Yükseköğretim Kanunu m. 44/c Azami Öğrenim Süresi Düzenlemesi
Lawantra
07.08.2026
Anayasa Mahkemesi, 13 Mayıs 2026 tarihli ve 2025/230 Esas, 2026/110 Karar sayılı kararıyla, 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 44. maddesinin (c) fıkrasının birinci paragrafında yer alan “öğrenim süresi altı yıl olan lisans programlarını azami dokuz yıl içinde tamamlamak zorundadırlar” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına oybirliğiyle karar vermiştir. Bu karar, idare hukuku ve yükseköğretim hukuku alanında çalışan meslektaşlarımız için kritik önemdedir. Zira azami öğrenim süresi aşıldığı gerekçesiyle ilişik kesme işlemleri, idari yargıda sıkça görülen uyuşmazlıklardandır.
İtiraz, Ankara 19. İdare Mahkemesi’nden gelmiştir. Mahkeme, azami sürenin dolması nedeniyle yükseköğretim kurumuyla ilişiği kesilen bir öğrencinin açtığı iptal davasında, kuralın Anayasa’nın 2., 13. ve 42. maddelerine aykırı olduğu kanısına vararak iptal talebinde bulunmuştur. İtiraz gerekçesinde, kuralın öğrencilerin öznel ve nesnel koşullarını, öğrenme düzeylerini ve bölümün niteliğini dikkate almadığı, eşitsizlik yarattığı, zorunlu mazeret hallerini dışladığı ve kamu kaynaklarının israfına yol açtığı ileri sürülmüştür.
İtiraz Konusu Kural ve Yasal Çerçeve
2547 sayılı Kanun’un 44/c maddesi, bir yıl süreli yabancı dil hazırlık sınıfı hariç, öğrencilerin her dönem kayıt yaptırıp yaptırmadığına bakılmaksızın; önlisans programlarını azami 4, dört yıllık lisans programlarını 7, beş yıllık programları 8 ve altı yıllık programları 9 yıl içinde tamamlamak zorunda olduklarını hükme bağlamaktadır. İtiraz, yalnızca altı yıllık lisans programları için öngörülen dokuz yıllık azami süreye yöneliktir. Mahkeme, incelemesini bu ibareyle sınırlı tutmuştur.
Kanun’un aynı maddesinde azami süreler içinde katkı payı ödenmemesi veya kayıt yenilenmemesi nedeniyle ilişik kesilmesinin kural olarak önlendiği, ancak dört yıl üst üste ödenmeme halinde üniversite yetkili kurullarının kararı ve YÖK onayıyla kesilebileceği de düzenlenmiştir. Ayrıca maddenin devamında son sınıf öğrencilerine ek sınav hakları, not ortalaması yükseltme imkânları ve çeşitli durumlarda ek süreler tanınmaktadır.
Anayasa Mahkemesi’nin Anayasal Değerlendirmesi
Mahkeme, eğitim ve öğrenim hakkının (Anayasa m. 42) herkes için temel bir hak olduğunu, kimsenin bu haktan yoksun bırakılamayacağını vurgulamıştır. Bu hakkın, kamu otoritelerine negatif ödev yüklediğini (eğitim almayı engellememe) ve yükseköğrenim düzeyini de kapsadığını belirtmiştir. Kuralın, azami süre sonunda ilişik kesme sonucunu doğurması nedeniyle eğitim ve öğrenim hakkına sınırlama getirdiği açıktır.
Sınırlamanın kanunla yapılması, belirli ve öngörülebilir olması şartları incelenmiş; kuralın bu yönüyle kanunilik şartını taşıdığı sonucuna varılmıştır. Anayasa’nın 42. maddesinde eğitim ve öğrenim hakkının kapsamının kanunla belirleneceği hükmü, devlete geniş bir takdir yetkisi tanımaktadır. Bu takdir yetkisi, kamu kaynaklarının etkin kullanımı, eğitimin kalitesinin korunması ve sistemin sürdürülebilirliği amacıyla kullanılabilir.
Meşru amaç olarak, yükseköğrenim için ayrılan kamu kaynağının israfının önlenmesi ve eğitimin kalitesinin muhafaza edilmesi gösterilmiştir. Bu amacın anayasal anlamda meşru olduğu kabul edilmiştir.
Ölçülülük ilkesi bağlamında elverişlilik ve gereklilik alt ilkeleri olumlu değerlendirilmiştir. Azami süre sınırı, başarısız öğrencilerin sistemden çıkarılması ve kamu harcamalarının sonlandırılması bakımından elverişli ve gerekli görülmüştür. Orantılılık açısından ise normal altı yıllık sürenin üç yıl daha uzatılarak dokuz yıla çıkarılması, son sınıf öğrencilerine iki ek sınav hakkı, beş derse kadar üç yarıyıl ek süre, bir derse sınırsız sınav hakkı gibi mekanizmaların varlığı önemle vurgulanmıştır.
Hazırlık ve ara sınıflarda belirli sayıda dersten başarısız olanlara üç yıl içinde üç sınav hakkı, not ortalaması tutturamayanlara ek imkânlar tanınması, kuralın kişilere aşırı külfet yüklemediğini göstermektedir. Bu hafifletici mekanizmaların varlığı, sınırlamanın orantılı olduğunu desteklemektedir. Mahkeme, benzer yöndeki önceki kararlarına (E.2018/94, K.2023/10; E.2024/149, K.2025/194) atıfta bulunarak itirazın reddine karar vermiştir. Anayasa’nın 2. maddesi yönünden ayrıca inceleme yapılmamıştır.
Kararın Hukuk Profesyonelleri Açısından Değerlendirilmesi
Bu karar, idari yargıda azami öğrenim süresi nedeniyle ilişik kesme işlemlerine karşı açılan davalarda önemli bir emsal oluşturmaktadır. Avukatlar, müvekkillerine azami sürelerin mutlak olmadığını, ancak ek sınav ve ek süre mekanizmalarının da sınırlı olduğunu açıklamalıdır. Özellikle tıp, diş hekimliği gibi altı yıllık programlarda dokuz yıllık sürenin aşılması durumunda ilişik kesmenin kural olarak kaçınılmaz olduğu unutulmamalıdır.
Karar, kanun koyucunun eğitim politikaları konusundaki geniş takdir yetkisini teyit etmekle birlikte, bu yetkinin ölçülülük ilkesiyle sınırlandırıldığını da ortaya koymaktadır. Kamu kaynaklarının korunması ile bireysel eğitim hakkı arasındaki denge, hafifletici mekanizmaların varlığına bağlanmıştır. Bu yaklaşım, gelecekteki benzer düzenlemeler ve itirazlar için referans niteliğindedir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, azami öğrenim süresi düzenlemesinin eğitim ve öğrenim hakkına getirilen sınırlamanın Anayasa’nın 13. ve 42. maddelerine aykırı olmadığına hükmetmiştir. Karar, 6 Ağustos 2026 tarihli ve 33332 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Yükseköğretim hukukuyla uğraşan meslektaşlarımızın bu içtihadı yakından izlemesi, idari dava stratejilerinde dikkate alması önem taşımaktadır. (Toplam kelime sayısı: 856)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
2027 Yılı Emlak Vergisi İçin Bina Metrekare Normal İnşaat Maliyet Bedelleri Belirlendi
Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hazırlanan Emlak Vergisi Kanunu Genel Tebliği (Seri No: 90) ile 2027 yılında uygulanacak metrekare normal inşaat maliyet bedelleri Resmî Gazete’de yayımlandı. Tebliğ, vergi değeri tespitinde kullanılacak cetvelleri detaylı biçimde içermektedir.
7589 Sayılı Kanun ile TCK m. 158’e Eklenen Dördüncü Fıkra: Dolandırıcılığa Sınırlı İştirak ve Ceza İndirimi
Yeni düzenleme, banka hesabı veya kartı veren kişilerin dolandırıcılığa sınırlı katkısını yarı oranda indirim nedeni saymaktadır. Makale, hükmün uygulama koşullarını, hukuki niteliğini, içtima sorunlarını ve pratik etkilerini detaylı biçimde incelemektedir.