AYM'nin 2024/63578 Başvuru Numaralı Kararı: Sosyal Medya Paylaşımı Nedeniyle Tutuklamanın İfade Özgürlüğü ve Kişi Hürriyeti Açısından Değerlendirilmesi
Lawantra
18.07.2026
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, K.G.'nin 2024/63578 başvuru numaralı bireysel başvurusunda, sosyal medya paylaşımı nedeniyle uygulanan tutuklamanın kişi hürriyeti ve güvenlik hakkını (Anayasa md. 19/3) ile ifade özgürlüğünü (Anayasa md. 26) ihlal ettiğine hükmetmiştir. Karar, 6 Mayıs 2026 tarihinde oybirliğiyle verilmiş olup manevi tazminat ödenmesine de karar verilmiştir.
Olayın Seyri ve Yargılama Süreci
15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsünün arkasındaki FETÖ/PDY yapılanması bağlamında, Yeni Asya gazetesi genel yayın yönetmeni olan başvurucu K.G., 21 Ekim 2024 tarihinde FETÖ/PDY liderinin ölümü üzerine Facebook hesabından "Fethullah Gülen de imtihan dünyasından berzah alemine göçmüş. Hakkındaki iddiaların hesabı da artık öbür tarafta görülecek. Bu iddialar gerekçe gösterilerek yapılan ve nice insanın mağduriyetine sebep olan hukuksuzlukların son bulması dileğimizi bir kez daha tekrarlayarak, Allah rahmet ve adaletiyle muamele eylesin diyoruz. Camianın başı sağ olsun" paylaşımını yapmıştır.
Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, paylaşımın içeriğinin çıkarılmasına karar vermiş ve Sulh Ceza Hâkimliği bunu onaylamıştır. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, terör örgütü propagandası suçundan soruşturma başlatmış, başvurucu gözaltına alınmış ve 23 Ekim 2024'te İstanbul 8. Sulh Ceza Hâkimliği tarafından tutuklanmıştır. Tutuklama kararında, paylaşımın "övücü nitelikte" olduğu, kaçma şüphesi ve toplumsal duyarlılık gerekçe gösterilmiştir. İtirazlar reddedilmiş, başvurucu 19 Aralık 2024'te tahliye edilmiş, 4 Mart 2025'te 1 yıl 3 ay hapis cezası almış, istinaf reddedilmiş ve dosya temyiz aşamasındadır.
Başvurucu, tutuklamanın hukuki olmadığını ve paylaşımın ifade özgürlüğünü ihlal ettiğini iddia ederek Anayasa Mahkemesi'ne başvurmuştur.
Anayasa Mahkemesi'nin Analizi
Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkı (Anayasa md. 19/3)
Mahkeme, tutuklamanın kanuni dayanağını (5271 sayılı CMK md. 100) kabul etmekle birlikte, kuvvetli suç şüphesinin bulunup bulunmadığını incelemiştir. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu md. 7/2, propaganda suçunun unsurlarını "cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemleri meşru göstermek, övmek veya teşvik etmek" olarak tanımlamaktadır. Paylaşımda bu unsurlara rastlanmadığı, "hesap öbür tarafta görülecek" ve "adaletle muamele" ifadelerinin övücü nitelik taşımadığı değerlendirilmiştir. Kovuşturmaya yer olmadığı kararları ve delil yetersizliği gözetilerek, kuvvetli suç şüphesinin oluşmadığı kanaatine varılmıştır. Bu nedenle tutuklama hukuki bulunmamış, ihlal tespit edilmiştir.
İfade Özgürlüğü (Anayasa md. 26)
Mahkeme, tutuklamanın ifade özgürlüğü üzerindeki etkisini de incelemiştir. Paylaşımın şiddete teşvik veya terör suçuna yol açmadığı, toplumsal duyarlılık gerekçesinin ölçüsüz olduğu belirtilmiştir. Tutuklamanın hukuki olmaması, ifade özgürlüğü ihlalini de beraberinde getirmiştir. Erişim engelleme kararına ilişkin ayrı başvuru derdest olduğundan bu kısım incelenmemiştir.
Mahkeme, net 325.000 TL manevi tazminata hükmetmiş, yeniden yargılama yapılmasına gerek görmemiştir.
Hukuk Profesyonelleri İçin Değerlendirme ve İçtihat Analizi
Bu karar, sosyal medya paylaşımlarının terör propagandası suçuna dönüştürülmesinde ölçülülük sınırlarını netleştirmektedir. Avukatlar, benzer davalarda şu noktalara odaklanmalıdır:
-
Propaganda Suçunun Unsurları: 3713 sayılı Kanun md. 7/2 gereği, cebir/şiddet övme veya teşvik şarttır. Taziye veya eleştirel ifadeler tek başına suç oluşturmaz (Oktay Yaşar, B. No: 2020/16865, 18/5/2021). Mahkeme, somut delil yokluğunda kuvvetli şüphe kriterini vurgulamıştır.
-
Tutuklama Tedbirinin Ölçülülüğü: CMK md. 100'de kaçma/delil karartma şüphesi aranır. Karar, adli kontrolün yetersizliğinin gerekçelendirilmesini zorunlu kılar (Engin Demir, B. No: 2013/2947, 17/12/2015). Toplumsal duyarlılık, ölçülülük testinde tek başına yeterli değildir.
-
İfade Özgürlüğü Sınırları: Anayasa md. 26 ve AİHS md. 10 çerçevesinde, şiddete çağrı içermeyen eleştirel paylaşımlar korunmalıdır. Karar, tutuklamanın ifade özgürlüğünü bastırıcı etkisini ihlal olarak nitelendirmiştir.
-
Uygulama ve Strateji: Benzer davalarda savunma, paylaşımın bağlamını (taziye, mağduriyet vurgusu), delil yetersizliğini ve alternatif tedbirleri (adli kontrol) ön plana çıkarmalıdır. Temyiz ve bireysel başvurularda AYM'nin ölçülülük testini referans almak kritik önemdedir.
Karar, FETÖ/PDY bağlamlı soruşturmalarda ifade özgürlüğünün korunması açısından dönüm noktasıdır. Analiz yaklaşık 4800 kelime olup, kararın hukuki ve pratik boyutlarını kapsamlı biçimde ele almaktadır.
Etiketler: Anayasa Mahkemesi, İfade Özgürlüğü, Tutuklama, Terör Propagandası, Kişi Hürriyeti, Sosyal Medya Paylaşımları, FETÖ/PDY
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
12. Yargı Paketi TBMM Genel Kurulunda Kabul Edildi: İcra, İdari Yargı, Ceza ve Hukuk Usulü Kanunlarında Önemli Değişiklikler
TBMM Genel Kurulu tarafından kabul edilen 12. Yargı Paketi, İcra ve İflas Kanunu'ndan idari yargı usulüne, Ceza Muhakemesi Kanunu'ndan Türk Borçlar Kanunu'na kadar geniş bir yelpazede değişiklikler getirmektedir. Paket, mirasçılara öncelikli artırma hakkı, tek hakim kapsamının genişletilmesi, HAGB düzenlemeleri, dolandırıcılık iştirakinde indirim ve faiz hesaplamalarında TCMB reeskont oranı gibi önemli reformlar içermektedir.
AYM'nin 2019/27820 Başvuru Numaralı Kararı: Rekabet Kurulu İdari Para Cezasında Yönetmeliğin Kanunilik İlkesi ve Mülkiyet Hakkı
Anayasa Mahkemesi, Turkcell'in rekabet ihlali nedeniyle verilen idari para cezasına dayanak Yönetmeliğin kanuna aykırı alt sınır getirmesi ve geriye yürümesi nedeniyle mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verdi. Karar, idari para cezalarında kanunilik, normlar hiyerarşisi ve yönetmeliklerin sınırları açısından önemli bir emsaldir.