AYM'nin 2023/50524 Başvuru Numaralı Kararı: ByLock Deliline Dayalı Mahkûmiyetlerde Gerekçeli Karar Hakkının İhlali
Lawantra
05.08.2026
Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, 3 Mart 2026 tarihinde verdiği 2023/50524 başvuru numaralı kararında, terör örgütü üyeliği suçundan mahkûmiyet verilen birden fazla başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle hükmetmiştir. Karar, özellikle ByLock adlı mobil uygulamanın kullanımına ilişkin delillerin mahkûmiyet kararlarında belirleyici rol oynaması ancak bu delillerin örgüt talimatıyla kullanıldığı ve gizli haberleşme amacıyla değerlendirildiği hususlarının yeterince araştırılmaması ve başvurucuların bu yöndeki esaslı itirazlarının karşılanmaması üzerine kurulmuştur.
Başvurucular, mahkûmiyet kararlarının dayanağı olan ByLock tespit ve değerlendirme tutanaklarına, CGNAT kayıtlarına ve ilgili diğer dijital delillere karşı somut itirazlar ileri sürmüştür. Bu itirazlar arasında programın örgüt tarafından zorunlu olarak yükletildiği, örgütsel iletişim dışında kişisel amaçlarla kullanıldığı ve delillerin yeterince incelenmediği iddiaları öne çıkmaktadır. Yargılama makamları ise bu itirazları genel ve soyut gerekçelerle reddetmiş, kararlarında ByLock’un örgüt talimatıyla kullanıldığını ve gizlilik amacıyla haberleşme sağladığını somut olarak ortaya koyamamıştır.
Anayasa Mahkemesi, daha önce verdiği Ali Bayram İskender (GK, B. No: 2020/31370, 25/9/2025) kararına atıfta bulunarak önemli ilkeler belirlemiştir. Bu kararda, ByLock’un terör örgütü üyeliği suçunda belirleyici delil olarak kabul edildiği durumlarda, Yargıtay’ın içtihatlarında öngörülen araştırmaların yapılmasının zorunlu olduğu vurgulanmıştır. Söz konusu araştırmalar; programın örgüt talimatıyla yüklendiğinin, gizli haberleşme amacıyla kullanıldığının ve kullanıcının iradesi dışında yüklenip yüklenmediğinin somut delillerle ortaya konulmasını gerektirmektedir. AYM, mevcut başvuruda da Ali Bayram İskender kararından ayrılmayı gerektiren bir durum tespit etmemiştir.
Kararda Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Mahkeme, mahkûmiyet kararlarının “yeterli gerekçe” içermediğini, bu durumun başvurucuların savunma hakkını ve adil yargılanma güvencelerini zedelediğini belirtmiştir. Bu tespit, ceza yargılamalarında delillerin değerlendirilmesinde gerekçelendirme yükümlülüğünün önemini bir kez daha ortaya koymaktadır.
AYM ayrıca başvurucuların bir kısmının makul sürede yargılanma hakkına ilişkin iddialarını, Veysi Ado (GK, B. No: 2022/100837, 27/4/2023) ve Ahmet Kartalkuş (2. B., B. No: 2019/39635, 19/3/2024) kararları doğrultusunda başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulmuştur. Benzer şekilde, silahların eşitliği, çelişmeli yargılama ilkesi ve suçta kanunilik ilkesine ilişkin diğer ihlal iddiaları da, varılan esas sonuç ve uygun görülen giderim dikkate alınarak ayrıca incelenmesine gerek olmadığına karar verilmiştir.
Giderim açısından AYM, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasının hukuki yarar ve zorunluluk taşıdığını vurgulamıştır. Anayasa’nın 148. ve 153. maddeleri ile 6216 sayılı Kanun’un 50. ve 66. maddelerine atıfla, ihlal kararının gönderildiği mahkemelerin, AYM’nin belirlediği ilke ve gerekçelere uygun yeni bir yargılama yaparak hak ihlalini gidermesi gerektiği belirtilmiştir. Yeniden yargılamada delillerin değerlendirilmesi yetkisi yerel mahkemelere ait olmakla birlikte, kararın beraat veya mahkûmiyet yönünde bir ön kabul içermediği özellikle vurgulanmıştır.
Maddi ve manevi tazminat talepleri ise, başvurucuların maddi zarara ilişkin somut bilgi ve belge sunmaması nedeniyle reddedilmiştir. AYM, yeniden yargılamanın ihlalin ve sonuçlarının giderilmesi için yeterli bir giderim aracı olduğuna kanaat getirmiştir. Kararda ayrıca adli yardım talepleri kabul edilmiş, kamuya açık belgelerde başvurucuların kimliklerinin gizli tutulmasına hükmedilmiş ve vekâlet ücretleri ile harçların ödenmesine karar verilmiştir.
Bu karar, terör örgütü üyeliği davalarında ByLock delilinin kullanımına ilişkin önemli bir emsal teşkil etmektedir. Avukatlar açısından kritik öneme sahip olan karar, yerel mahkemelerin ve Yargıtay’ın ByLock delillerini değerlendirirken Yargıtay içtihatlarında belirtilen araştırmaları yapmak ve başvurucuların esaslı itirazlarını somut gerekçelerle karşılamak zorunda olduğunu bir kez daha teyit etmiştir. Özellikle kararın gerekçeli olması yükümlülüğü, savunma hakkının etkin kullanımı ve adil yargılanmanın temel unsurlarından biri olarak öne çıkmaktadır.
Karar aynı zamanda ceza yargılamalarında dijital delillerin niteliği, değerlendirilmesi ve çelişmeli yargılama ilkesiyle ilişkisi bakımından da önemli hukuki tartışmalara zemin hazırlamaktadır. Avukatların müvekkillerini temsil ederken ByLock tespit tutanaklarına, CGNAT kayıtlarına ve ilgili bilirkişi raporlarına karşı somut ve etkili itiraz stratejileri geliştirmeleri gerektiğini gösteren bu karar, ceza hukuku pratiğinde dikkate alınması gereken temel bir referans niteliğindedir.
Sonuç olarak, AYM’nin 2023/50524 sayılı kararı, gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğinin tespitiyle birlikte yeniden yargılama yolunu açmış ve terörle mücadele kapsamında yürütülen davalarda adil yargılanma standartlarının korunması açısından önemli bir adım atmıştır. Karar, benzer durumda bulunan çok sayıda başvurucunun hukuki durumunu doğrudan etkileyecek niteliktedir ve ceza avukatlarının bu alandaki savunma stratejilerini gözden geçirmelerini zorunlu kılmaktadır.
(Toplam kelime sayısı: 728)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Dijital Reklam Hukukunda Köklü Değişim: Yapay Zekâ, Influencer ve Hedefli Reklamcılıkta Yeni Kurallar Yürürlükte
1 Ağustos 2026 tarihinde yürürlüğe giren Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği değişikliği, yapay zekâ destekli reklamlar, influencer işbirlikleri ve hedefli reklamcılık konusunda önemli yükümlülükler getirdi. Reklam verenler, ajanslar ve sosyal medya içerik üreticileri için yeni hukuki standartlar belirlendi.
Bağ Evleri İçin Arazi Büyüklük Şartı 5 Hektardan 2 Hektara İndirildi: Tarım Arazileri Yönetmeliğindeki Değişiklik ve Hukuki Sonuçları
Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından yayımlanan yönetmelik değişikliğiyle tarımsal amaçlı yapılar için aranan minimum arazi büyüklüğü 5 hektardan 2 hektara düşürüldü. Bu değişiklik, küçük ölçekli tarım üreticilerinin hukuki konumunu güçlendirirken geçiş hükümleriyle mevcut başvuruları da koruma altına alıyor.