AYM'nin 2023/34020 Başvuru Numaralı Kararı: ByLock Tespitlerinde CGNAT Kayıtlarının Yetersizliği ve Gerekçeli Karar İhlali
Lawantra
05.08.2026
Anayasa Mahkemesi İkinci Bölümü, 3 Mart 2026 tarihli 2023/34020 başvuru numaralı kararında, terör örgütü üyeliği suçlamasıyla ilgili birden fazla başvurucunun gerekçeli karar hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle hükmetmiştir. Karar, ByLock uygulamasının kullanımına ilişkin delillerin yalnızca CGNAT kayıtları veya sorgu sonucu raporlarına dayandırılması nedeniyle Yargıtay içtihadıyla çelişen bir yaklaşımın benimsendiğini ve başvurucuların esaslı itirazlarının yeterince karşılanmadığını ortaya koymaktadır.
Başvurucular, mahkûmiyet kararlarının temelini oluşturan ByLock tespitlerinin, dijital materyallerin mahkeme huzuruna getirilmeden ve bilirkişi incelemesi yaptırılmadan yalnızca BTK’dan gelen CGNAT kayıtlarına dayandırıldığını ileri sürmüştür. Bu durumun, delillerin çelişmeli şekilde tartışılmasına imkân vermediğini ve savunma hakkını zedelediğini belirtmişlerdir. Ayrıca ByLock’un örgütsel iletişim amacıyla kullanılmadığı, programın iradeleri dışında yüklendiği ve bu hususların somut olarak araştırılmadığı iddialarını dile getirmişlerdir.
Anayasa Mahkemesi, kararında Yargıtay’ın yerleşik içtihadına atıf yapmıştır. Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin 30/6/2021 tarih ve E.2020/2018, K.2021/4527 sayılı kararı ile Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 4/10/2022 tarih ve E.2021/18943, K.2022/5428 sayılı kararlarında, ByLock kullanıcılığının tespiti için yalnızca CGNAT kayıtlarının yeterli delil olarak kabul edilemeyeceği açıkça belirtilmiştir. AYM, Mehmet Ayko (1. B., B. No: 2019/41322, 7/1/2025), Atakan Yıldırım (2. B., B. No: 2021/8629, 14/1/2025) ve Uğur Özçiftçi (1. B., B. No: 2021/43521, 15/1/2025) kararlarında da bu ilkeyi teyit etmiştir.
Mahkeme, önceki emsal niteliğindeki Ali Bayram İskender (GK, B. No: 2020/31370, 25/9/2025) kararına atıfla, ByLock’un örgüt talimatıyla yüklendiğinin ve gizli haberleşme amacıyla kullanıldığının somut delillerle ortaya konulması gerektiğini vurgulamıştır. Bu araştırmanın yapılmaması ve başvurucuların itirazlarının somut gerekçelerle karşılanmaması, mahkûmiyet kararlarının “yeterli gerekçe” içermemesine yol açmıştır. Bu eksiklik, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamında gerekçeli karar hakkının ihlali olarak değerlendirilmiştir.
Kararda makul sürede yargılanma hakkına ilişkin iddialar, Veysi Ado ve Ahmet Kartalkuş kararları uyarınca başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur. Suçta ve cezada kanunilik ilkesi ile silahların eşitliği ve çelişmeli yargılama ilkelerine ilişkin iddialar ise, varılan ihlal sonucu ve uygun görülen giderim dikkate alınarak ayrıca incelenmesine gerek olmadığına karar verilmiştir.
Giderim bölümünde AYM, ihlalin sonuçlarını gidermek için yeniden yargılamanın zorunlu olduğunu belirtmiştir. Anayasa’nın 148., 153. maddeleri ile 6216 sayılı Kanun’un 50. ve 66. maddeleri çerçevesinde, ihlal kararının ilgili mahkemelere gönderilerek AYM’nin ilke ve gerekçelerine uygun yeni bir yargılama yapılmasını istemiştir. Yeniden yargılamada delillerin değerlendirilmesi yetkisinin yerel mahkemelerde olduğu, kararın beraat veya mahkûmiyet yönünde bir ön kabul taşımadığı özellikle vurgulanmıştır.
Maddi tazminat talepleri somut delil sunulmaması nedeniyle reddedilmiş, manevi tazminat talepleri de yeniden yargılamanın yeterli giderim sağlayacağı gerekçesiyle kabul edilmemiştir. Kararda adli yardım talepleri kabul edilmiş, kimlik gizliliği sağlanmış ve vekâlet ücretleri ile harçların ödenmesine hükmedilmiştir.
Bu karar, ceza avukatları için son derece önemlidir. ByLock delillerinin yalnızca CGNAT kayıtlarına dayandırılarak mahkûmiyet verilmesi durumunda Yargıtay içtihadına aykırılık bulunduğu ve bunun gerekçeli karar hakkını ihlal ettiği açıkça ortaya konulmuştur. Avukatlar, müvekkillerinin dosyalarında ByLock tespit tutanaklarının mahkeme huzuruna getirilmesini, bilirkişi incelemesi yapılmasını ve itirazların somut olarak cevaplandırılmasını talep ederek savunma stratejilerini güçlendirebilirler.
Karar ayrıca dijital delillerin ceza yargılamasındaki yeri, delil değerlendirme usulleri ve çelişmeli yargılama ilkesi açısından önemli bir hukuki çerçeve sunmaktadır. Benzer durumda bulunan dosyalar için yeniden yargılama imkânı doğuran bu karar, adil yargılanma standartlarının korunması bakımından önemli bir emsal oluşturmaktadır.
(Toplam kelime sayısı: 682)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 2015/13850 E., 2015/6201 K. Sayılı Kararı: Transit Alanda Yakalanan Kolombiyalı Sanığın Eyleminin Hukuki Niteliği
Yargıtay, Kolombiya uyruklu sanığın Arjantin’den temin ettiği uyuşturucuyu Türkiye üzerinden Çin’e götürmek isterken Atatürk Havalimanı transit alanında yakalanması olayında eylemin “ithale teşebbüs” değil, “uyuşturucu madde nakletme” suçu oluşturduğunu belirterek mahkemenin hatalı vasıf tayinini tartışmıştır.
Yargıtay 10. Ceza Dairesi’nin Birleşik İçtihatları: Uyuşturucu İthal Suçunda Suç Niteliği, Transit Geçiş ve Eksik İnceleme
Yargıtay 10. Ceza Dairesi, 2016, 2020 ve 2023 yıllarında verdiği üç ayrı kararda uyuşturucu ithal suçunun nitelendirilmesi, transit yolcu durumları ve eksik araştırma konularında bozma kararları vererek alt derece mahkemelerine önemli usul ve esas yönlendirmesi yapmıştır.