AYM'nin 2023/25666 Başvuru Numaralı Kararı: ByLock Kullanımı ve Suçta Kanunilik İlkesi
Lawantra
27.07.2026
Anayasa Mahkemesi Birinci Bölümü, 17 Haziran 2026 tarihli kararıyla Derya Baş başvurusunu incelemiş ve ByLock kullanımı, Bank Asya hesap hareketleri, örgüte müzahir dershane ve pansiyon ilişkisi gibi unsurlara dayanılarak verilen terör örgütü üyeliği mahkumiyetinde suçta ve cezada kanunilik ilkesinin ihlal edilmediğine hükmetmiştir. Karar, FETÖ/PDY soruşturmalarında delillerin yorumu, öngörülebilirlik ve kast unsuru açısından hukuk profesyonelleri için kritik öneme sahiptir.
Olaylar ve Yargılama Süreci
Başvurucu Derya Baş hakkında, ByLock kullandığı, Bank Asya'da yedi hesap açtırdığı, Tivibu aboneliğini sonlandırdığı, örgüte müzahir dershaneye gittiği ve pansiyonda kaldığı iddialarıyla soruşturma başlatılmıştır. Antalya 8. Ağır Ceza Mahkemesi, ByLock tespit tutanağı, CGNAT kayıtları, Bank Asya hareketleri ve diğer delilleri değerlendirerek başvurucuyu 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezasına çarptırmıştır. Mahkeme, ByLock'un FETÖ/PDY'nin gizli iletişim aracı olduğunu, örgütün tedbir/takiye üzerine kurulu yapısını ve başvurucunun 1071 kez bağlantı kurduğunu gerekçe göstermiştir. İstinaf ve temyiz kanun yolları da onama ile sonuçlanmıştır.
Başvurucu, yargısal yorumların öngörülemez olduğunu, suç oluşturmayan eylemlerin mahkumiyete esas alındığını ve suçta kanunilik ilkesinin ihlal edildiğini iddia etmiştir.
Suçta ve Cezada Kanunilik İlkesi
Anayasa'nın 38. maddesi ve TCK m. 2 ile korunan ilke, yasak fiillerin ve cezaların kanunda açık, net ve öngörülebilir biçimde düzenlenmesini gerektirir. Anayasa Mahkemesi, Karlis A.Ş. (B. No: 2013/849, 15/4/2014), Adnan Şen (B. No: 2018/8903, 15/4/2021), Bilal Celalettin Şaşmaz (B. No: 2019/20791, 18/10/2022) kararlarında ilkenin hukuk devletinin temel unsuru olduğunu vurgulamıştır. Yargı yorumu, ceza normunun özüyle çelişmemeli ve öngörülebilir olmalıdır.
FETÖ/PDY'nin terör örgütü niteliği, Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 26/9/2017 tarihli kararıyla kabul edilmiştir. Örgüt üyeliği suçu (TCK m. 314), hiyerarşik yapıya dahil olma, örgütün niteliğini bilme, devamlı irade ve suç saiki gerektirir. Yargıtay, sempati ve iltisakı aşan somut delil aranmasını, 2014 öncesi eylemlerin dikkatli değerlendirilmesini şart koşmuştur (Bilal Celalettin Şaşmaz, §§ 11-19).
Anayasa Mahkemesi, Ferhat Kara (B. No: 2018/15231, 4/6/2020) ve Adnan Şen kararlarında ByLock'un tek başına mahkumiyet için yeterli olabileceğini, ancak AİHM'nin Yalçınkaya/Türkiye (26/9/2023) kararından sonra Yargıtay'ın örgütsel yazışma, kast ve hiyerarşi araştırmasını güncel içtihatlarında zorunlu kıldığını belirtmiştir (Yargıtay 3. Ceza Dairesi kararları, 2024-2025).
Ali Bayram İskender (B. No: 2020/31370, 25/9/2025) ve Ramazan Çakır (B. No: 2019/6030, 24/2/2026) kararlarında, ByLock iddialarına karşı somut değerlendirme yapılmaması ihlal nedeni sayılmıştır. Şerif Özmutlu (B. No: 2020/36986, 25/9/2025) kararında ise ByLock dışındaki delillerle (örgüt hiyerarşisinde yükselme) kastın ortaya konması halinde ihlal bulunmamıştır.
Somut Olayda Değerlendirme
Mahkeme, başvurucunun 235553 user-ID'si üzerinden ByLock kullandığı, 1071 bağlantı kurduğu, "derya" kullanıcı adıyla yazışma ve mail trafiği olduğu, sohbetlere katıldığı, sohbet hocalığı yaptığı, kurban bağışı topladığı ve dergi aboneliği yürüttüğü tespitlerini gerekçe göstermiştir. Anayasa Mahkemesi, bu tespitlerin somut olayın şartlarına göre temelsiz ve keyfi olmadığını, örgütsel kastın ve nihai amacın bilindiğinin ortaya konduğunu değerlendirmiştir.
ByLock verilerinin mahkeme huzuruna getirilmemesi veya bilirkişi incelemesi yapılmamasına dair itirazın yargılama sırasında ileri sürülmediği, bireysel başvuruda da ihlal iddiası bulunmadığı belirtilmiştir. Ceza yargılamasında delil yeterliliği ve suçun sübutu Anayasa Mahkemesi'nin görevi dışında kalmaktadır (Metin Birdal, § 47).
Sonuç olarak, mahkemenin yorumu TCK m. 314'ün kapsamını öngörülemez biçimde genişletmemiş, kuralın özüyle çelişmemiştir. Suçta ve cezada kanunilik ilkesi ihlal edilmemiştir. Diğer iddialar (kişi hürriyeti, kötü muamele, kişisel verilerin korunması, ayrımcılık, gerekçeli karar) süre aşımı, yol tüketmeme veya dayanaktan yoksunluk nedeniyle kabul edilemez bulunmuştur.
Mesleki Değer ve Sonuç
Karar, ByLock'un belirleyici delil olduğu davalarda örgütsel kastın, yazışma içeriklerinin ve hiyerarşik konumun somut olarak tartışılması gerektiğini göstermektedir. Avukatlar, Yalçınkaya sonrası Yargıtay içtihatlarını (E.2022/6887 K.2024/12706 vb.) etkili biçimde kullanmalı, ByLock dışındaki delillerin (sohbet, Bank Asya, dershane) tek başına yeterli olmadığını vurgulamalıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının da delil değeri sınırlıdır.
Anayasa Mahkemesi, AİHM standartlarıyla uyumlu biçimde öngörülebilirlik ilkesini korurken, somut olayda delillerin bütünlüğünü yeterli görmüştür. Bu içtihat, benzer davalarda savunma stratejilerini şekillendirecek niteliktedir.
(Toplam kelime sayısı: 728)
Bu Makaleyi Paylaş
İlgili Haberler
Avukatın Psikolojisi: Mesleki Dayanıklılık ve İçsel Denge Üzerine Önemli Bir Eser
Avukatların insan olarak yaşadığı duygusal zorlukları ciddiye alan, mesleki tükenmişlik, vicdan çatışması ve sınır koyma becerisi gibi konuları derinlemesine ele alan kitap, hukuk profesyonellerine önemli bir rehber sunuyor.
İthalatta Kota ve Tarife Kontenjanı İdaresine İlişkin Tebliğ (No: 2026/10) – PET Resin Korunma Önlemi Muafiyeti
Ticaret Bakanlığı tarafından yayımlanan Tebliğ, PET Resin ithalatında uygulanan korunma önleminden muafiyet sağlayan tarife kontenjanının kullanım usul ve esaslarını detaylı biçimde düzenlemektedir.